Tezcan Karakuş Candan: Barselona Deklarasyonu siyasal manifesto niteliği taşıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kongre programında kapanışta ilan edilen Barselona Deklarasyonu mimarlığı yalnızca yapı üretme pratiği olarak değil, iklim adaletinden konut hakkına, müştereklerden ekolojik dönüşüme uzanan yeni bir mekân politikasının öznesi olarak tanımlayarak, meslek açısından, bize çok da uzak olmayan – pratiklerini sıkça yaşadığımız ve savunduğumuz- yeni bir paradigmanın kapısını aralıyor.

1999 Pekin Kongresi’nde mimarlığın toplumsallaşması ve “ortak yollarımız olmasa da ortak geleceğimiz olabilir” manifestosu ile çok kültürlü ve multi disipliner çalışmayı öngören yaklaşımı, 2002’de Berlin Kongresi’nde, dünyanın sürüklendiği kötü gidişe karşı mimarları bu kötü gidişe dur demek için sorumluluk almaya çağırmasının ardından Pedro Sanchez’in İspanyası’nda yayınlanan Barselona Deklarasyonu mekân politikasında yeni bir paradigmayı öngören siyasal bir manifesto niteliği taşıyor.

İlk bakışta mimarlık mesleğine yönelik etik ilkeler bütünü gibi görünen Barselona Deklarasyonu, toplumsal adalet, toplumsal muhalefet, savaşlar, göç hareketleri ve iklim krizini mimarlığın dışında kalan konular olarak değil, doğrudan doğruya mimarlığın çalışma alanları olarak tanımlamaktadır. Aslında 21. yüzyılın mekân politikasına ilişkin güçlü bir siyasal manifesto niteliği taşıyan deklarasyon, mimarlığın tarafsız bir teknik faaliyet olmadığını; her tasarım kararının iklim, ekonomi, demokrasi ve toplumsal adalet üzerinde etkisi bulunan politik bir eylem olduğunu ilan etmektedir.

Tezcan Karakuş Candan’ın yazısı