İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturmasında etkin pişmanlık hükümleri kapsamında adli kontrol şartıyla salıverilen makam şoförü Servet Yıldırım’ın ifadesi ortaya çıktı.

İş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınmış, 23 Mart’ta da tutuklanmıştı.
Yıldırım ‘etkin pişmanlık’tan yararlanarak tahliye edildi.
İşte Yıldırım’ın ifadesi…
“Etkin pişmanlık hükümleri tarafıma anlatıldı. Etkin pişmanlıktan yararlanarak ifademi vermek istiyorum. Hüseyin Köksal isimli şahsın 15 yıllık şoförlüğünü yaptım (Diken’in notu: İşadamı Hüseyin Köksal 19 Mart’taki İBB odaklı yolsuzluk soruşturmaları kapsamında gözaltına alınıp, 23 Mart’ta tutuklanmıştı). Bahçeşehirde oturmaktaydı. Hüseyin Köksal’ı sürekli ikametine bıraktığımdan dolayı burada Hasan Şenyurt isminde biriyle tanıştım. Hasan Şenyurt’la bazı akşamları alkol alırdık. Alkol masasında Hasan Şenyurt’la sohbet ederdik. Yine bir akşam alkol aldığımız esnada Hasan Şenyurt sohbetimizi kayda almış ve bu ses kaydını yaklaşık bir yıl önce savcılığa vermişti. Ses kaydının savcılığa verilmesi üzerine işime son verildi. Ancak Hüseyin Köksal işime son vermesine rağmen maaşımı ödüyordu. Son bir yıldır Hüseyin Köksal’ın yanında fiili olarak çalışmıyorum. Hasan Şenyurt’un almış olduğu ses kaydında aşağıda detaylarıyla anlatacağım olaylar mevcuttur.
Olay TV’nin satılma süreci
Patronum olan Hüseyin Köksal’la Ekrem İmamoğlu bildiğim kadarıyla 15-20 yıldır tanışıyorlar. Olay TV’nin sahibi Cavit Çağlar’dı. Hüseyin Köksal, Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla Olay TV isimli TV kanalını Cavit Çağlar’dan almak istedi. Satın alımla ilgili finansmanı Ekrem İmamoğlu sağlayacaktı. Cavit Çağlar’la Hüseyin Köksal Olay TV’nin satın alınması hususunda 2,5 milyon Euro’ya anlaştılar. Satın alma sürecindeki ve televizyonun kuruluş aşamasındaki tüm süreçle ilgili finansmanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla Fatih Keleş İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden sağladı (Diken’in notu: İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 19 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandı).
Olay TV satın alınırken Kültür A.Ş’nin parasıyla satın alındı. Bu dönemde Kültür A.Ş’nin genel müdürü Serdal Taşkın’dı. Yaşanan tüm süreci Serdal Taşkın da bilmektedir (Diken’in notu: İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Serdal Taşkın 19 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandı).
Olay TV’nin merkezi Bursa ilindeydi. Cavit Çağlar’la Hüseyin Köksal satın alma konusunda anlaştıklarında, Ekrem İmamoğlu Olay TV’nin merkezini Bab Plazaya taşımak istedi. Bunun üzerine plazanın birinci katı soy ismini bilmediğim ismini İsmail olarak bildiği emlakçıdan 1 milyon 200 bin euroya satın alındı. Plazanın birinci katının parası da Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla Kültür A.Ş’nin bütçesinden sağlandı. Bu parayı da Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla Fatih Keleş, Hüseyin Köksal’a verdi (Diken’in notu: İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 19 Mart’ta İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınmış 23 Mart’ta da tutuklanmıştı). Hüseyin Köksal da söz konusu parayı emlakçıya ödedi. Bahsettiğim para transferleri Hüseyin Köksal’ın hesaplarında görünür. Yukarıda belirttiğim gibi emlakçının soy ismini bilmiyorum. Ancak İsmail isimli emlakçı bildiğim kadarıyla Bab plazayla sürekli ilgilenmektedir. Bu plazaya gidilerek emlakçıya ulaşılabilir. Bab Plazadaki birinci kat mülkiyle birlikte alınınca bir televizyon kanalının yayın yapabilmesi için son model tüm teçhizatlarla donatıldı. Tahminime göre Bab plazadaki birinci kat alındıktan sonra teçhizatlara da 2 milyon Euro harcandı.
Teçhizatların finansmanı da Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla Kültür A.Ş üzerinden Fetih Keleş aracılığıyla Hüseyin Köksal’a yapılmıştır. Kağıthanedeki Bab Plazadaki birinci kat tamamlandıktan sonra Olay TV Bursa’dan, Kağıthane’ye taşındı. Kağıthane’de yaklaşık bir hafta yayın yaptı. Olay TV Kağıthanede yayına başladıktan sonra Cavit Çağlar, Hüseyin Köksal’ın yanına gelerek kanalın devrini yapamayacağını söyledi. Bunun üzerine Olay TV’nın satışı konusunda anlaşılan 2,5 milyon Euro Cavit Çağlar tarafından Hüseyin Köksal’a iade edildi. Cavir Çağlar devir parasını Hüseyin Köksal’dan almıştı ancak resmi devir işlemini henüz yapmamıştı. Cavit Çağlar’ın faaliyetleri Levent’te bulunan ofisinde yapmaktaydı. Hüseyin Köksal Olay TV’yi satın alırken 2,5 milyon euro’nun bir kısmını elden Cavit Çağlar’a ödedi. Parayı Fatih Keleş nakit olarak Hüseyin Köksal’a getirdi. Hüseyin Köksal da elden ödediği paraları bizzat kendisi, Cavit Çağlar’a Levent’teki ofisinde teslim etti. Bu esnada Hüseyin’in şoförlüğünü ben yapıyordum. Paralar Cavit Çağlar’a tek seferde gitmedi. Parça parça çantalarla gitti.
Hüseyin Köksal’ın, Cavit Çağlar’a toplamda nakit olarak ne kadar para götürdüğünü bilmiyorum. Paralar çantalarla arabanın bagajına konulurdu. Ben de Hüseyin Köksal’ın şoförlüğünü yapardım ve paraları bu şekilde götürürdük. TV devri gerçekleşmeyince Cavit Çağlar devir için verilen paraların iadesini hemen yapmadı. Belirli bir süre sonra yaptı. İade edilen paraların bir kısmını Hüseyin Köksal, Cavit Çağlar’ın Leventteki ofisinden aldı. Ben de bu esnada Hüseyin Köksal’ın şoförlüğünü yapıyordum. Leventten çantalarla almış olduğumuz paraları Beylikdüzü’nde bulunan Hüseyin Köksal’a ait ofise götürdük. Olay TV’nin devri olmayınca Bab plazadaki yer Tarih TV’ye devredildi. Devir işlemini Hüseyin Köksal yaptı. Tarih TV şu an bu binada faaliyetlerine devam etmektedir. Bildiğim kadarıyla Tarih TV’nin devir karşılığında 4,5 milyon euro alındı. Hatırladığım kadarıyla bu para resmi olarak alındı. Buradan gelen 4,5 milyon euro ile Beyoğlu ilçesinde bulunan Söktaş adlı firmaya ait tarihi bina Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla Carsal firması üzerine alındı. Carsal firması Hüseyin Köksal’ın üzerinedir. Fakat Carsal firması gerçekte Ekrem İmamoğlu’nundur. Carsal firmasına ait ‘Tarih’ isimli dergi de vardır. Bu dergi de Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla alınmıştır. Alınan tarihi bina Pera Palas Otelinin bir arka sokağındadır. Bu bina halen Carsal firmasına aittir. Bu bina ödenirken 4,5 milyon euro bildiğim kadarıyla resmi olarak ödendi.
Reklam ihaleleri
Hüseyin Köksal’ın gerçek işi tekstildir. Hüseyin Köksal Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla medya ve reklam işine girmiştir. Hüseyin Köksal medya işine girince Ekrem İmamoğlu Hüseyin Köksal’a “Medya işine girdiğinden dolayı hükümet tarafından sana baskı gelir. Tekstil işinde kredi kullanamazsın. Bu sebeple sana 2 tane reklam şirketi kuralım. Bu şirketler üzerinden Belediyedeki reklam ihalelerine girersin” dedi. Bunun üzerine Hüseyin Köksal Advertcity ve Urban Medya isimli şirketleri kurdu. Ancak Hüseyin Köksal şirketleri amcasının oğlu olan Av. Ahmet Köksal’ın üzerine kurdu. Ahmet Köksal’ın ortağı da Murat Kapki’dir (Diken’in notu: Murat Kapki 19 Mart’ta İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandı).
Advertcity’nin yüzde 80’i Ahmet Köksal’ın yüzde 20’si Murat Kapki’nin üzerinedir. Ben yaklaşık bir yıl önce Hüseyin Köksal’la çalışmayı fiili olarak bıraktım. Ben bıraktıktan sonra Hüseyin Köksal bahsedilen şirketleri kendi üzerine almış olabilir. Urban Medya’daki ortaklık yapısı da aynısıydı. Ancak burada Ahmet Köksal’ın resmi olarak ortağı bir bayandı. Bayanın ismini şu an hatırlamıyorum. Bu şirketler kurulur kurulmaz İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin reklam ihaleleri bu şirketlere verildi. Üst geçit reklam ihalelerinin tamamını bu şirketler alıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam iki şirketin yıllık cirosu 1,5 milyar TL idi.
Olay TV’nin devir işi olmayınca Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Köksal’ı çağırarak medya işinin gerçekleşmemesi sebebiyle artık hükümetle bir tehlike kalmadığını, kurulan reklam şirketlerinden gelen paranın yüzde 60’ının Ekrem İmamoğlu’na, yüzde 20’sinin Murat Kapki’ye, yüzde 20’sininse Hüseyin Köksal’a ait olduğunu söylemiş. Reklam ihalelerinin alınması amacıyla kurulan şirketlerden gelen paralar 30-40 gün arayla paylaşılıyordu. Bu paylaşım genelde nakit olarak yapılmaktaydı. Ekrem İmamoğlu’nun payına düşen kısmın tamamı Ekrem İmamoğlu’nun şirketine gönderilmezdi, şirketlerindeki ihtiyaç durumlarına göre Tuncay Yılmaz kullanmaları gereken miktarı ya bizden kendi şirketlerinin şoförleri aracılığıyla alırdı yada biz şirketten birisi aracılığıyla gönderirdik (Diken’in notu: İmamoğlu İnşaat A.Ş’nin Genel Müdürü Tuncay Yılmaz İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında 19 Mart’ta gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandı).
Reklam işinden gelen parayı Ahmet Köksal, Hüseyin Köksal’ın Beylikdüzü’nde bulunan ofisine nakit olarak getiriyordu. Son zamanlarda ben ayrılmadan önce reklam işinden gelen para Laleli’de bulunan Bülent Özbek isimli şahsa ait döviz bürosuna gidiyordu. Parayı döviz bürosunun kuryesi Ahmet Köksal’dan nakit alıp döviz bürosuna götürüyordu. TL olarak döviz bürosuna giden para Amerikan Dolarına çevrilip Hüseyin Köksal’ın Beylikdüzü’nde bulunan ofisine gönderiliyordu. Hüseyin Köksal’ın Beylikdüzü’nde bulunan ofisine döviz cinsi paraları döviz bürosuna ait kuryeler getiriyordu. Bu paralar Hüseyin Köksal’ın ofisinde çelik kasalarda muhafaza ediliyordu. Paraya ihtiyaç olduğunda İmamoğlu İnşaat’ın genel müdürü Tuncay Yılmaz, Hüseyin Köksal’ı arıyordu. Bunun üzerine çelik kasada muhafaza edilen döviz cinsi paralar nakit olarak valizlerle Tuncay Yılmaz’a götürülüyordu. Hüseyin Köksal’ın talimatı üzerine beş-altı defa da İmamoğlu İnşaat genel müdürü Tuncay Yılmaz’a valizlerle bizzat ben para götürüp İmamoğlu İnşaat’a ait Beylikdüzü’nde bulunan ofiste teslim ettim. Bu süre içerisinde Zafer Keleş de Hüseyin Köksal’a ait Beylikdüzü’nde bulunan ofise birçok kez yüklü miktarda paralar getirdi. Bu paraları kapalı pickup tarzı araçlarla getirmekteydi. Bir çoğunda farklı arabayla gelmişti. Bu tarz araçlarla para getirdiği zaman her seferinde yaklaşık sekiz-10 valiz para getirilmekteydi. Zafer Keleş’in getirdiği paraları Fatih Keleş gönderiyordu. Fatih Keleş Spor A.Ş.’nin genel müdürüdür. Spor A.Ş’den Hüseyin Köksal’ın ofisine gelen paralar da lazım oldukça İmamoğlu İnşaat’a götürülüyordu. Bazen de Tuncay Yılmaz İmamoğlu İnşaat’ta şoför olarak çalışan şahısları gönderip Hüseyin Köksal’ın ofisinden para aldırıyordu.
Toplantıların yapıldığı otel
Beşiktaş’ta bulunan Zorlu Raflıs Otelde Hüseyin Köksal bir oda kiralamıştı. Hüseyin Köksal burayı ofis olarak kullanıyordu. Otelin ödemelerini bizzat ben kendi hesabımdan Hüseyin Köksal’ın talimatı üzerine yapıyordum. Bu ofiste Hüseyin Köksal, Murat Ongun, Emrah Bağdatlı, Ahmet Köksal haftanın üç günü toplanırlardı (Diken’in notu: İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun 19 Mart’ta İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandı; reklamcı Emrah Bağdatlı, İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturma kapsamında şüpheli, yurt dışında) Bu toplantılarda hangi ihalenin hangi bedelle kime verileceği, paraların nasıl geri alınacağı konuşulurdu. Benim de odada durmamı istemezlerdi. Buraya hiçbir zaman para gelmezdi. Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla burada yukarıda isimlerini saydığım kişiler toplanıp yukarıda bahsettiğim konuları görüşürlerdi.
Kültür A.Ş müdürü
Ekrem İmamoğlu ilk belediye başkanı seçildiğinde Kültür A.Ş’ye Serdar Taşkın isimli şahsı atadı. Serdar Taşkın Kültür A.Ş Müdürü olunca Hüseyin Köksal ziyaretine gitti. Haftada bir veya iki sefer Hüseyin Köksal, Serdar Taşkın’ı ziyarete giderdi. Ben de bu vesileyle Serdar Taşkın’ın şöförü Orhan Cevahiroğlu isimli kişiyle tanıştım. Hüseyin Köksal’la Serdar Taşkın içeride görüşürken biz de Orhan Cevahiroğlu’yla dışarıda muhabbet ederdik. Orhan Cevahiroğlu bana Serdar Taşkın’ın Kültür A.Ş’ye ait paraları evine götürdüğünü, hatta bir kısmını Orhan’ın hesabına yatırdığını, kendisine külçe altın aldırıp Nişantaşı’nda bulunan Halkbank ve Ziraat bankasındaki kiralık kasalara yatırdığını anlatırdı. Ben de kendisine senin hesabına yatırdığı parayı çek götür savcılığa ver dedim. Hüseyin Köksal’la Serdar Taşkın aynı bölgede oturduklarından dolayı Serdar Taşkın bazen Hüseyin Köksal’ı arayıp eve birlikte gidelim derdi. Bunun üzerine Hüseyin Köksal Serdar Taşkın’ı alırdı ve birlikte Bahçeşehir’e giderlerdi.
Bizim araba milletvekili tahsisli (CHP Milletvekili Özgür Karabat) olduğundan çakar vardı. Bu sebeple Serdar Taşkın bizimle gelmek isterdi. Serdar Taşkın bizimle geldiğinde şoförünün anlattığı gibi yanında sürekli çanta vardı. Birgün benzinliğe girdiğimizde Serdar Taşkın ve Hüseyin Keskin tuvalete gitti. Bu esnada merek edip Serdar Taşkın’ın çantasını açtım. Çantanın içi Amerikan Doları ve Euro doluydu. Bu paranın Kültür A.Ş’nin parası olduğunu düşünüyorum. Serdar Taşkın’ın Şoförü Orhan Cevahiroğlu, Serdar Taşkın’ın iki tane villa alıp bu villaları Zafer Saatçi üzerine yaptığını söylerdi.
Yukarıda Hasan Şenyurt isimli şahsın almış olduğu ses kaydından bahsetmiştim. Bu ses kaydında kurultay meselesinden de bahsetmişim. Kurultay’da para dağıtımına ilişkin görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Ancak Murat Ongun’un şoförü soy ismini bilmediğim Kadir isimli şahıstan duyduğum kadarıyla Kurultay’da üyelere para dağıtılmış, Kiptaş’tan ev verildiğinden bahsetmişti.
Ekrem İmamoğlu tarafından kurulan yapı çok karmaşık bir ilişki şeklindeydi. Bu yapının başındakiler birbirlerinin işlerine karışmazlardı. Hüseyin Köksal’ın bir yakınlığı olmaması nedeniyle Ertan Yıldız hakkında bir bilgim olmamakla beraber medya alanındaki işleri Murat Ongun’un altında Emrah Bağdatlı dizayn etmekteydi (Diken’in notu: İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında 21 Mart’ta gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandı; 21 Mayıs’ta ‘etkin pişmanlık’ kapsamında ifade vermesinin ardından adli kontrol şartıyla tahliye edildi). Emrah Bağdatlı aynı zamanda Hüseyin Köksal’ın da eski bir arkadaşıdır. Bu şahıs birçok firmalar kurarak ihaleler aldırmış, aldırdığı ihaleleri naylon faturalar suretiyle dışarıya çıkartıyordu. Fatih Keleş’ten sonra tüm paranın toplandığı esas kişidir. Boğaziçi İmar’da temin edilen usulsüz paralarda bu şahsa gitmekteydi. Boğaziçi İmarda onun bilgisi olmadan hiçbir işlem yapılamazdı. Bu paraları hem şirketlerinde kişisel zenginleşmelerinde hemde kurdukları yapının devamı için kullanırlardı.
Cumhuriyet başsavcılığınızca operasyon yapılmadan yaklaşık bir hafta önce Av. Mehmet Pehlivan beni arayarak seni ifadeye çağırabilirler, senden dik durmanı istiyorum, bunu ailen ve çocukların için yapacaksın benim için değil şeklinde tehdit vari bir konuşma gerçekleştirmiştir. Ben bu güne kadar hem ilk ifademde hem de cezaevinde bulunduğum süreç içerisinde bildiklerimi Cumhuriyet Başsavcılığınıza anlatmak için niyetlenmiş olsam da ceza infaz kurumunda avukatlar tarafından ciddi gözetim altına tutularak ifade vermemizin engellenmesi nedeniyle bu ana kadar ifade veremedim. Bana rızam dışında atanan avukatı değiştirmek istediğimi beyan ettiğimde de böyle bir şeyin mümkün olmadığını ilettiler. Ben bildiklerimi şahit olduklarımı tüm açıklığıyla anlatmış bulunmaktayım. Görüleceği üzere şahsen herhangi bir suça bulaşmadım. Kurulan bu yapınında üyesi değilim. Hüseyin Köksal’ın yanında çalışmam nedeniyle bu yapının bir parçası gibi gözüksem de hiçbir zaman bu şahısların yapmış olduğu usulsüzlükleri tasvip etmedim. Yaklaşık bir buçuk iki yıl önce CHP İl Binasının satın alınma sürecinde benim ses kayıtlarımın ortaya çıkması neticesinde beni zaten yanlarından uzaklaştırdılar. Sulh Cezaya sevk edilerek tahliyemi talep etmekteyim.”
Avukatı: “Müvekkilin beyanlarına iştirak ediyoruz. Müvekkil samimi beyanlarda bulunmuştur. Tahliye
edilmesini talep ederiz.”