CİHAN TEKİN
@tekincihann
cihantekin@diken.com.tr
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturmasında tutuklanıp ‘etkin pişmanlık’ kapsamında salıverilen işadamı Adem Soytekin’in ifadeleri ortaya çıktı.

İstanbul başsavcılığının ‘suç örgütü yöneticisi olmak’, ‘suç örgütüne üye olmak’, ‘irtikap’, ‘rüşvet’, ‘nitelikli dolandırıcılık’, ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek’ ve ‘ihaleye fesat karıştırmak’ suçlamalarıyla yürüttüğü İBB odaklı soruşturmalar sürüyor.
Soruşturmaya operasyonlarda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, üst düzey İBB yöneticileri ve belediye başkanları dahil çok sayıda kişi tutuklanmıştı.
ASOY İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Adem Soytekin de 17-26 Haziran ve 2 Temmuz’da ‘etkin pişmanlık’ kapsamında ifade vererek adli kontrolle (konutu terk etmeme) tahliye edildi.
Adem Soytekin’in ifadesi şöyle…
Birinci ifade
“Ekrem İmamoğlu tarafından Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süresince başlayan öncelik hedef olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sonrasında da Cumhurbaşkanlığı için gerekli sermayeyi toplamak amacıyla kurulan, Beylikdüzü’nde temelleri atılıp İstanbul’un tamamına yayılan çıkar amaçlı suç örgütünün tüm yapısını ve faaliyetleri hakkında bildiğim, gördüğüm ve dahil olduğum tüm olayları anlatarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorum.

Ben ifademe kronolojik sırayla başlamak istiyorum. Ben aileden inşaat işleriyle uğraşmaktaydım. Bu konuda geçmişimle ilgili detaylı ifademi emniyette ve savcılığınızda vermiştim. Kendi geçmişimle ilgilide beyanlarımı tekrar ederim. Ben Ekrem İmamoğlu veya onun kurduğu sistem tarafından zenginleşmiş birisi olmadığımı, gençliğimden bugüne kadar kendim çalışarak söz konusu ekonomik durumumun var olduğunu belirtmek isterim.
1-Meydan Yakuplu Projesi;
Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde Meydan Yakuplu Projesine Beyaz İnşaat başlamıştı. Hatırladığım kadarıyla 2018 yılında Muzaffer Beyaz beni arayarak Ekrem İmamoğlu’yla beraber oturduklarını ve gelmem gerektiğini söyledi. Ben Beyaz’ın Avcılar’da bulunan merkez ofisine gittiğimde Ekrem İmamoğlu ve Muzaffer Beyaz’la beraber bir görüşme yaptık. (Diken’in notu: Muzaffer Beyaz, Seyfi Beyaz’ın kardeşi. Seyfi Beyaz 10 Nisan’da İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturmaları kapsamında tutuklanmıştı. 28 Mayıs’ta da ‘etkin pişmanlık’ kapsamında tahliye edilmişti.)
Bu görüşmede bana ismi Meydan Yakuplu olan projeyi devralmam gerektiği söylendi. Ben burada satış olmazsa nasıl yapacağım diye sorduğumda finansmanını biz destekleriz dediler. Ancak arsa sahibi Çuhadaroğlu Beyazlar’la yapılan sözleşmeyi devretmeyi veya iptal etmeyi kabul etmediği için Beyazların alt taşeronu olarak bu işi ben yaptım. Bu işin esas sahibi Beyazlar ve Ekrem İmamoğlu’dur. İnşaat süresince yapılan işleri Beyazlar’ın koymuş olduğu mühendis ve Ekrem İmamoğlu adına Tuncay Yılmaz kontrol etmekteydi. Yapılan işlerde bunlardan onay alınmaktaydı. (Diken’in notu: İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, 19 Mart’ta İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınmış 23 Mart’ta da tutuklanmıştı.)
İş bitiminde Ekrem İmamoğlu’nun Beyazlar arasında yaşanan ticari anlaşmazlıklar neticesinde toplamda 17 dükkan Ekrem İmamoğlu’nda kalmıştır. Bu 17 dükkanın 15 tanesi Asak Araç Kiralama şirketinin üzerinde, iki tanesi de halihazırda arsa sahibi olan Çuhadaroğlu’ndadır. Çuhadaroğlu bu projenin yan tarafında bulunan kültür merkezinin arsasını şartlı bağış olarak yapmıştır. Bildiğim kadarıyla kültür merkezinin bir kısmına adının verilmesi talebi bulunmaktaydı.
Bu isteği karşılanmadığı için dükkanları devretmemiştir. Asak Araç Kiralama üzerinde bulunan 15 dükkanın tüm kiralama ve gelir işleriyle Tuncay Yılmaz ilgilenmektedir. Bunlar sadece tapuda benim üstümde bulunmaktadır. Beyaz İnşaat ve Ekrem İmamoğlu çok uzun zamandır ortaktırlar. Hatırladığım ortak yaptıkları işler Teras Park AVM, Meydan Yakuplu, Ferah E5 Projesi ve son olarak Veliefendi Hipodromunun orada bulunan öncesinde Ağaoğlu’na ait olan arsada ortak olduklarını biliyorum.
2-West Side;
Beylikdüzü West Side projesinin iskan konusu ve belli proje değişikliğiyle ilgili bütün konuları Muzaffer Beyaz, Ekrem İmamoğlu’yla direkt kendisi konuşurdu. Konuştuktan sonraki işlemleri de Muzaffer Beyaz’ın çalışanı olan Engin isimli şahıs takip etmekteydi. Yaptıkları bir takım değişikler şöyledir; paylaşımda kendisine düşen dükkanın altına oto yıkama bağlandı, bu oto yıkamanın iş yapması amacıyla E-5’ten giriş yapıldı. West Side 2 Sitesinin orman tarafındaki yolu ortalama 1,5 metre aşağı indirildi, bunun amacı yolun altında kalan dükkanların değerinin arttırılması ve düz ayak olmasını sağlamaktı. Bu sayede dükkanlar çok değer kazanmıştır. Birde iskan almak amacıyla Cevat Güleç okulunu yaptılar. Bu okulun inşaatını ben yaptım, bunun karşılığında da bana daire ve dükkan devri yapılmıştır. Bu okulla ilgili görüşmeleri Beyazlar doğrudan Ekrem İmamoğlu ile gerçekleştirdiler. İnşaatı ben yaptığım için ben sadece maliyete ilişkin görüşmeler yaptım. Beyazlardan bu proje kapsamında nakit olarak herhangi bir şey alınıp alınmadığını ben bilmemekteyim. Bu konularla Fatih Keleş ilgilenmektedir. (Diken’in notu: İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 19 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp 23 Mart’ta tutuklandı.)
3-Metin Gül, Kubist, Kale Kent, Bey City;
Metin Gül’le benim eski zamanlardan beri tanışıklığım vardır. Kale Kent isimli projenin bir etabının kaba inşaatını ben yaptım. (Diken’in notu: Diken’in notu: Metin Gül, Gül İnşaat’ın yönetim kurulu başkanı. Gül İnşaat’ın sahibi Zafer Gül 19 Mart’ta İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştı. 31 Mart’ta da etkin pişmanlıktan yararlanarak serbest kalmıştı.)
Metin Gül bu projeden dolayı o dönem mahkemelikti. Kendisi bana Ekrem İmamoğlu’yla görüştüğünü, kendisini Fatih Keleş’e yönlendirdiğini, Fatih Keleş’i tanıyıp tanımadığımı sordu. Bende tanıdığımı söyledim ve Fatih Keleş’i aradım, kendisi birkaç saat sonra Kale Kent’in satış ofisine geldi. Metin Gül ve Fatih Keleş ayrı bir odaya geçerek özel bir görüşme yaptılar.
Bu görüşmeden sonrasında ben Fatih Keleş’i uğurlarken bana “Bu adamın derdi çok, benim çözebileceğimden fazla derdi var” dedi ve ayrıldı. Sonrasında bu büyük dertlerin tamamının çözüldüğünü öğrendim. Metin Gül’ün büyük dertleri Kubist, Kale Kent ve Bey City projelerindeki usulsüzlüklerin hukuka uygun hale getirilmesiymiş. Bu projelerden Kubist projesinin yüksek bloğun özellikle kayıtlara geçmesini isterim ki bu binanın statik sisteminde güçlendirme gerekliliği vardı, beton kaliteleri projeye uygun değildi ve binanın arka girişinden kolon kaldırılarak girişin genişletildiği ve sonrasında güçlendirme yapılacak alana güçlendirme yapılmadığını bilmekteyim.
Bu nedenle mesleki sorumluluğum gereği bu binanın olası bir İstanbul depreminde yerle bir olacağını, bu beyanımın ihbar kabul edilerek detaylı incelemelerin yapılarak söz konusu tespitlerin yapılması ve insanların hayatlarına mal olmaması gerekliliğini bildirmek isterim. Ben tutuklu bulunduğum süre içerisinde meydana gelen depremde de bu projede büyük çatlaklar oluştuğunu duydum. Ancak Metin Gül Fatih Keleş’e ne karşılığında bunları çözdürdüğünü bilmemekteyim. Gördüğüm ifadesinde bir kısmını anlattığını okudum. Ancak bahsettiği kadar mı vermiştir bilmemekteyim.
Fatih Keleş bu tarz işlerde yaptıklarının detayını benimle paylaşmazdı. Kendisi Ekrem İmamoğlu dışında hiç kimseyle bu konuları paylaşmazdı. Kimden ne alındığını, ne kadar alındığını sadece Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş bilmektedir. Metin Gül’ün ifadesinde bana bir tane daire verdiğini beyan etmesi üzerine savunma yapmam gerekirse bana Metin Gül bir tane değil birden fazla daire vermiştir ama bu daireler tamamen aramızdaki ticari ilişkiden kaynaklıdır. Yine Metin Gül ifadesinde kavşakla alakalı ödeme yaptığı doğrudur, bahsedilen kavşağı ben yaptım. Hatırladığım kadarıyla kavşak için 750 bin lira değerinde çek vermiştir.
4-Avenue Projesi;
Bu proje Büyükçekmece sınırlarında kalmakta olup,
Metin Gül bir gün beni arayarak beni yanına çağırdı. Bu projenin önüne iki tane üst geçit yapacağını, üst geçidin izinlerini Hasan Akgün’ün alacağını, yol kapama ve çalışma izinlerini bizim almamızı istediğini söyledi. Sonrasında bizimle bir proje paylaştılar, bu projeye göre bir teklif çalıştık, çalıştığımız teklifte projelerin tam olmadığını, ayak altlarına kazık çakılması gerektiğini, bütün projeleri revize ettik, statik projesini tekrar çizdirdik. İlk gelen projeyle onaylı proje arasında iki kata yakın çelik farkı oluştu ve ayak altlarında kazık çıktı. Biz o günkü şartlarda işe başlamak için ilk proje üzerinden bir sözleşme imzalamıştık. Bu sözleşme hatırladığım kadarıyla 17 milyon lira kadardı. Sonrasında Metin Gül beni çağırarak 2 milyon TL’de Fatih Keleş’e söz verdiğini, bu parayı da bunu üzerine ilave etmemizi istedi. O günün şartlarıyla 10 milyon TL’de avans alarak yeni bir sözleşme imzaladık. Bu 10 milyon TL karşılığında orada bulunan küçük köprünün imalatını gerçekleştirdik. Ancak büyük köprünün izinlerinin alınmasında sıkıntı çıktı, çok uzun bir süre karşıda bulunan otelin problem çıkartmasından dolayı bu izinler alınamadı. Bu sürede de inşaat maliyetlerinin ciddi artmasından kaynaklı köprünün maliyetinin kurtarmadığını kendilerine ilettim. Ancak bu köprünün ayaklarının kazıklarını çakmıştık. Sonrasında bu köprüyü Fatih Keleş’in yönlendirdiği başka bir müteahhitte 35 milyon TL’ye yaptırdıklarını duydum.
5-Mustafa Keleş;
Ben Mustafa Keleş’le iş anlamında veya özel hayatta yan yana gelmiş birisi değilim. Mustafa Keleş’in muhasebesinden bizim şirketi arayarak size üç tane daire devredeceğiz ve bu daireleri devirle alakalı şirket yada şahıs ismi istediler. Bende o dönem satışlara bakan arkadaşımı göndererek üç tane dairenin devrini aldık. Mustafa Keleş CHP İl Binasının satın alınmasında para vermediği için bu daireleri tadilatına karşılık bana devretti. Kendisi bu daireleri kreş yapımı için devrettiğini beyan etse de bu gerçeği yansıtmamaktadır. Buradaki görüşmeleri Mustafa Keleş ile Veysel Erçevik gerçekleştirdiler. Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı iken Beylikdüzü’ndeki bu tarz görüşmeleri Fatih Keleş yapmaktaydı. Ancak Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı olunca Beylikdüzü’ndeki bu görüşmeleri Veysel Erçevik yürütmüştür.
6-Silivri KİPTAŞ 4’üncü etap 3’üncü faz;
KİPTAŞ’tan Asoy olarak tek başıma yaptığım tek iş burasıdır. Bu proje KİPTAŞ’ta yapmış olduğum ilk projedir. Bu projeyi Asoy, Leda ve Kurumsal üç firma yapıyor olarak gözüksek de bu proje üç fazdan oluşmaktaydı. Toplamda 1.410 dairenin 500’ünü ben yaptım. Bu projede yapmış olduğum dükkanları ben aldım. Bunu KİPTAŞ’ın istemesi nedeniyle bu şekilde gerçekleştirdim. Söz konusu dükkanlar kardeşim Kemal Soytekin ve o dönem ortağının üzerine bulunan Ayeks isimli firmaya alınmıştır. Bu projenin tamamında başladığımızda biz üç müteahhitten kreş yaptırılması veya paralarının verilmesi istenmiştir. Ancak ülkedeki ekonomik sıkıntılar, inşaat piyasasının sıkıntıya düşmesi nedeniyle bu talepte ısrar olunmadı. Diğer firmalardan herhangi bir şey alındı mı bilmiyorum ancak benden bir daha istenmedi.
7-KİPTAŞ Yeşilpınar;
Kiptaş Yeşilpınar evleri Mufa, Yemenoğlu ortak girişimi olarak alınmış bir iştir. 672 bağımsız bölüm, ihale usulü, kat karşılığı şeklinde gerçekleşmiştir. Bu projenin 352 dairesi müteahhitte, geri kalanı ise KİPTAŞ’a aittir. İfademde belirteceğim daireler 352 daire kapsamındaki olaylardır. KİPTAŞ’ın yapmış olduğu satışlarla ilgili bilgim yoktur. Projede öne çıkan problem satış ve devir problemidir. Buradaki bütün satışlar KİPTAŞ’ın merkez ofisinde noter aracılığıyla gerçekleşmekteydi. Satışlar devam ederken KİPTAŞ yabancı satışı olduğunu yazıyla bildirerek satışları durdurdu. Sonrasında ben Erdal Tokmakçı’yla beraber Ali Kurt’la görüşmeye gittim. (Diken’in notu: KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, 23 Mayıs’ta İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında gözaltına alınmış, 27 Mayıs’ta da tutuklanmıştı.)
Bu yabancıların satışları nakit kapatacağını söylemem üzerine KİPTAŞ yabancı satışlarını uygun görmeye başladı. Bize başta çevre ve şehircilik bakanlığının buna müsaade etmediğini söylemişlerdi. Söz konusu devirlerin hukuki alt yapısını tam bilmemekteyim. Devirlerdeyse sadece KİPTAŞ’ın uygun görmesiyle yapılıyordu. KİPTAŞ’ın vermiş olduğu evrak ile notere gidilmesi suretiyle devirler gerçekleşmekteydi. Bu devirlerde belli şartlar vardı.
Altan Gözcü’nün ifadesinde beyan ettiği benimde devirlerden para aldığım konusu tam manasıyla gerçeği yansıtmamaktadır. (Diken’in notu: İnşaat teknikeri Altan Gözcü 23 Mayıs’ta İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınmış, 27 Mayıs’ta tutuklanmıştı.)
Sürekli devir olmasından kaynaklı sadece üçüncü devirlerde iki veya üç daire için böyle bir para alınmıştır. Bu paralar işi takip eden Altan Gözcü’ye ödenmiştir. Sonrasında bu para alma işinden vazgeçtik. Noter sözleşmesinde belirtilen vadelerde ödemelerin yapılmaması durumunda ev alan kişilere noterden ihtar çekilerek ödemeleri bir ay içerisinde tamamlaması bildirilirdi.
Bu borçlarını kapatanların sözleşmesi devam eder temerrüte düşenlerin ise daireleri iptal edilirdi. Bu projede de vadelerini ödemeyen mülk sahiplerinin gerekli noter ihtarları çekilmiş bir kısmı ödemelerini tamamlamış. Hatırladığım kadarıyla 17 veya 18 kişide ödemelerini gerçekleştirmediği için daireleri iptal olmuştur. İptal edilen daire sahiplerinin yatırdığı paralar kişilere KİPTAŞ’ın sözleşme uyarınca uyguladığı kesinti ile ödenmiştir. Bu daireleri iptal ettirmek için vadeyi kısalttırmak gibi bir şey söz konusu değildir. Noter satış sözleşmesi değiştirilemez. Bu işlemleri Altan Gözcü ve şirket avukatı takip etmekteydi.
Bu işlemlerin yapıldığı noter KİPTAŞ ile tüm işleri gerçekleştiren noterdir. Ali Kurt’la ileri derecede bir
samimiyeti vardır. KİPTAŞ devirlerinden para aldığını da duydum. Bu projenin başlangıcında 2021
yılında satışlardan para hesaba geldikten sonrasında Ali Kurt bizden 500 bin dolar para istedi. Benim o
dönem kasamda bu kadar param olmadığı için ortağım olan Erdal Tokmakçı’dan 400 bin dolarını
kendisinin vermesini 100 bin dolarını benim vereceğimi söyledim. Erdal Tokmakçı’nın Mustafa
isimli adamı KİPTAŞ’ın otoparkında Altan Gözcü’ye teslim etti.
Altan bu parayı bizim ofise getirdi. Bir iki gün sonrasında bende 100 bin doları ekleyerek toplamda 500 bin doları Murat Erenler aracılığıyla Ali Kurt’a gönderdim. Murat Erenler Halkalı tarafında Ali Kurt’un şoförüne bu parayı teslim ettiğini söylemişti. Bu 500 bin dolara ilişkin gerekli kasa fişleri, muhasebe kayıtları veya banka dekontlarını cumhuriyet başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Yine bu proje esnasında ortağım olan Erdal Tokmakçı bana gelerek Ali Kurt’un Range Rover Defender marka bir araç istediğini bunu almamız gerektiğini bana iletti. Bende mecbursak alırız dedim. Kendi adamlarıma araştırma yaptırtarak Göktürk tarafında bir galeride bir araç buldum.
Murat Erenler nakit olarak 5 milyon 500 bin lirayı elden götürerek bu aracı Ali Kurt’un kayınbiraderinin üzerine satın aldık. Bu parayı ortak olarak karşılamıştık. Bu 5 milyon 500 bin liraya ilişkin gerekli kasa fişleri, muhasebe kayıtları veya banka dekontlarını cumhuriyet başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Bu aracı yaklaşık 1-1,5 sene sonra parasını bankadan göndererek geri aldım. Söz konusu aracın alımı için 5 milyon 500 bin lira parayı Murat Erenler’e havale ettim. Murat Erenler Ali Kurt’un kayınbiraderine bu parayı göndererek aracı kendi üstüne aldı. Ali Kurt beni arayarak aracın aynı bölgelerde gezebileceğini, bundan dolayı plakayı değiştirmem gerektiğini söyledi. Bunun üzerine aracın plakası NK 2626 olarak değiştirildi.
8-Bağcılar Kirazevler;
Ben KİPTAŞ’la tanıştıktan sonrasında Ali Kurt bana ısrarla iş yapacak müteahhit bulmam gerektiğini söylemiştir. Kendisi bu söylemini bazı televizyon programlarında ve sosyal medya demeçlerinde de belirtmiştir. Bende bunun üzerine Erdal Tokmakçı, Abdulkadir Kaymaz, Caner Zafer, Süleyman Elmalı, Mithat Öz isimli arkadaşlarımı müteahhit olarak KİPTAŞ’a göndermiştim. Bu şahıslar KİPTAŞ’a resmi dilekçe vererek KİPTAŞ’ın bundan sonra yapacağı işlere talip oldukları yönünde başvurdular. Bunun üzerine Bağcılar Kirazevler projesini Abdulkadir Kaymazaldı. Burada ben sadece firmaları KİPTAŞ’la tanıştırdım. KİPTAŞ kendisi ilgili müteahhitle pazarlığını yapar atılacak fiyat tekliflerini belirleyerek ihaleyi gerçekleştirirdi.
Bu süreçlerde dahil olmam mümkün değildir. Burada Fatih Keleş’in yönlendirmesi ve Erdem Aslanoğlu’nun benimle görüşmesi ile onun ortakları olan Burak Gönültaş ve Murat Gönültaş isimli şahısları Abdulkadir Kaymaz’la tanıştırdım. Fatih Keleş bana bu şahıslara sahip çık, para kazansınlar demişti. Bu projede Abdulkadir Kaymaz’la ortak bir şekilde işi yaptılar. KİPTAŞ bu projede ihaleden önce müteahhitlere verilecek daire olarak üst kısımları gösterdi. İhale sonrası sözleşmedeyse bunun aksine bodrum kattaki daireleri ve kötü cepheli daireleri verdi.
Bu paylaşım anlaşılınca müteahhitler inşaatı zarar edecekleri gerekçesiyle durdurdular. Ali Kurt beni arayarak Bağcılar’la alakalı acil bir araya gelmemiz lazım, şantiyeyi durdurdular dedi. Bende Abdulkadir Kaymaz’ı arayarak şantiyeyi durdurmalarının sebebini sordum, kendisi bana bu dairelerle bu işi yapamayacaklarını, bu daireleri bırakın ucuz satmayı kimse almaz dedi.
Bende Ali Kurt’a konuyu anlattım. Ali Kurt hiç haberi yokmuş gibi sözleşmeyi istedi. Sözleşmeye baktığında yapabileceğim hiçbir şey yok şeklinde cevap verdi. Firmanın sözleşmesini feshedin, teminatlarını yakın dedi.
Bende bu insanların burada yatırımları var, bu kadar fevri davranılmamalı, bir çözüm bulunmalı şeklinde fikrimi beyan ettim. Şantiyeye giderek Kadir Kaymaz’ın kardeşi ve diğer ortaklarıyla bir görüşme yaptım. Bu görüşmede kendilerine ilk gösterilen dairelerin satılması halinde ne kadar bir ciro beklediklerini sordum. Bana 120-125 milyon civarında bir ciro beklediklerini söylediler. Bende bunun üzerine Yeşilpınar’da satış yapan emlak grubunu çağırdım. Benim çağırmam üzerine Yeşilpınar’daki yabancı satışından dolayı 40 daireleri kalması nedeniyle yanıma gelmediler.
Ben de Nezahat Kurt aracılığıyla bu şahıslara hem Yeşilpınar’daki 40 daireyi hemde bu projede 60 dairelik bir paketi alıp almayacaklarını sordum. (Diken’in notu: Asoy İnşaat’ta çalışan Nezahat Kurt, İBB odaklı ‘yolsuzluk’ soruşturmaları kapsamında 23 Mayıs’ta gözaltına alınmış, 26 Mayıs’ta da tutuklanmıştı. 19 Haziran’da ‘etkin pişmanlık’ kapsamında salıverilmişti.)
Bir iki gün sonra Nezahat Kurt’un koordinasyonuyla Ali Bozbeşparmak, Yıldırım Delilerle bir araya geldik. Kendileri bu teklifi kabul ettiklerini söylediler. Bu şahıslarla müteahhitlerin beklentileri olan 60 daire karşılığı toplam 120 milyon liraya anlaştık. Bu işlem karşılığında Nezahat Kurt’a komisyon olarak 2,5 milyon lira gibi bir para ödendi. Yine burada KİPTAŞ bu müteahhitlere proje dışında içeride bulunan kreşi dışarıya bağımsız bölüm olarak yaptırmıştır. Bu şahıslardan 8 milyona bu kreşi alacaklarını Ali Kurt bana söylemişti. Bende buranın fiyatının çok daha yüksek olduğunu belirttim. Burasını 25 milyona müteahhitlerden satın aldılar.
Bu projede satış ve devirlerin tamamı KİPTAŞ’ın uhdesindeydi. Benim satışları durdurmak gibi bir gücüm veya yetkim yoktu. Müteahhitlere ben vesile olduğum için burada sıkıntı yaşamamaları için anlattığım üzere çokça yardım ettim. Ancak Ali Kurt hem müteahhitlere hemde burada yaşanan olaylardan dolayı şahsi husumet beslemesi nedeniyle müteahhitlere bu projede hem dairelerin yeri değiştirilmesi hem de satışların durdurulması şekliyle sıkıntıya sokmuştur. Yine burada yaptırılan satış ofisini de kullandırtmadılar. Bunların tamamı Ali Kurt tarafından organize edilmiştir.
Bu projede bu satış ofisinin yapıldığı yeri Nezahat Kurt satın almış ve ilk peşinatını kendisi ödemiştir. Bende projeye nakit desteği vermek amacıyla bu daireyi kardeşim Kemal Soytekin’in üzerine alarak ödemeyi peşin yaparak vadeleri kapattım.
KİPTAŞ bu şantiyede günü gelmemiş taksitler için yüklenicinin çek talep etmesi nedeniyle yükleniciye çek vermek için bizden alakamız olmayan bir şantiye için teminat çeki istemiş ve bizden teminat çekini Altan Gözcü götürüp teslim etmiştir. Sonrasında bu müteahhitlere 10 milyon liralık çek ödemesi yapılmıştır, bizimde 10 milyon liralık çekimiz teminat olarak alınmıştır. Bunun sebebi Ali Kurt’un müteahhitlere beslemiş olduğu husumettir. Böyle bir uygulama başka bir projede yapılmamıştır.
9-KİPTAŞ Pendik Arkatlı Evleri;
Bu proje Silivri Kiptaş’ı yapan 3 firmanın adi ortaklığı şeklinde yapılmıştır. Asoy, Leda ve Kurumsal firmaları bir araya gelerek ALK ismiyle 2022 yılında başladık. Toplam 1020 bağımsız bölümü olan, ihale usulü, hasılat paylaşımı şeklinde gerçekleşmiştir. Projenin bugüne kadar konut kısmı tamamlanmış olup ön taraftaki ticari ve ofis kısımları devam etmektedir. Bu projenin satış operasyonunu Pendik’te şantiyenin yanındaki Pendora AVM’nin altında kiralayıp satış ofisine çevirdiğimiz yaklaşık bin metre karelik bir ofiste yaptık. Satışa çıkmadan bir gün önce KİPTAŞ bizi merkez ofisine çağırdı.
Biz üç ortak olarak Ali KURT ile beraber bir toplantı gerçekleştirdik. İlk satışa çıkartacağımız 350 daire vardı. Bu dairelerin içinden 100 tanesini VIP liste adı altında ayırdıklarını gördük ve bu 100 dairenin satışının bütün organizasyonunu KİPTAŞ kendisi yapacağını, bu dairelerin kimlere satılacağına KİPTAŞ’ın karar vereceğini, bu dairelerin ödeme koşullarının yüzde 50 peşin, yüzde 50 vade farksız ve faizsiz teslimde olacak şekilde birinci seçenek olarak yada yüzde 50 peşin kalanı 24 ayda ödenecek şekilde vade farksız ve faizsiz şekilde ve bu 100 dairenin birim fiyatının 10 bin lira metre kare fiyatı olacağını söyledi.
Bizse lansmana 12 bin 500-13 bin lira bandında çıkmayı planladığımızı, yaptığımız arge ve çalışmaların bunu gösterdiğini söyledik. Bana Ali Kurt bunun 10 bin liradan satışı yapılacağını, Ekrem İmamoğlu’nun talimatının bu yönde olduğunu söyledi. Biz ortaklarımla bunun mümkün olmadığını kendisine söyledik. Bu fiyattan bizde daire istiyoruz şeklinde ciddi bir direnç gösterdik. Bu direncimiz neticesinde 25 daireye 10 bin liradan alım hakkı biz müteahhitlere verildi. 75 daireyeyse kendileri belirledikleri CHP üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri ve CHP’li belediye çalışanlarına ile KİPTAŞ çalışanlarına verdiler. Dosya kapsamında KİPTAŞ’tan 70 daire verildi iddiası budur.
Yine buradan daire aldığı tespit edilen Tuzla CHP Meclis Üyesi daireyi kendi üzerine aldığı için tespit edilmiştir. Bir de Cenk isimli bir çalışan bu daireyi kendi üzerine aldığı için tespit edilmiş ve işten çıkartılmıştır. Diğer şahıslar söz konusu daireleri yakınları üzerine aldıkları için tespit edilemediler. Söz konusu liste Nezahat Kurt’ta vardır. Bu listeyi en kısa zamanda cumhuriyet başsavcılığınıza ibraz edeceğiz. Verilen bu 75 dairede hiçbir bağımsız belediye çalışanı veya şahıs yoktur. Ekrem İmamoğlu’nun yakın ekibine dahil buradan daire verilmemiştir.
Burada daire verilen şahısların bir çoğunun siyasi manada özgül ağırlığı olan ve etkin kişilerdir. Bu daireler kurultay sürecinde de etkili kişilere verilmiştir. KİPTAŞ tarafından bize verilen 25 daireden 12 tanesini ben kendi çalışanlarım üzerine aldım, bunların paralarını bu şahıslara şirketten gönderdim ve onlarda taksitlerini ödemişlerdir. Bunlardan bir tanesini de Tuncay Yılmaz’a verdim. O da eşinin üzerine burayı aldı. Diğer 13 daire ise ortaklarım arasında bölüşerek kendi yakınları üzerilerine bu daireleri aldılar. Satışlar bittikten ve dükkanların yapılmaya başlandığı süreç içerisinde Ali Kurt beni arayarak ortaklarımla beraber toplantıya çağırmıştır. KİPTAŞ merkeze gittiğimizde Ali Kurt, Ertan Yıldız ve ortaklarım Hasan Doğan (Kurumsal Yapı), Nazmi COŞAR (Leda Yapı) buluştuk. Toplantıda konu dükkan paylaşımlarıydı. Ertan Yıldız dükkanları paylaşmak istediğini söyledi. Biz konuyu başta tam anlamadık. Sonrasında Kurumsal Yapı’nın payına düşen dükkanların aslında Ertan Yıldız’ın olduğunu yada Ertan Yıldız’ın satın almak için paylaşıma soktuğunu anladık. Yine aynı şekilde dükkanları da üç firma hisselerimiz oranında bir haftalık bir paylaşım protokolü çalışmasıyla dükkanların paylaşılmasına karar verildi. (Diken’in notu: İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız, 21 Mart’ta gözaltına alınmış, ‘suç örgütü yöneticisi olmak’ suçundan tutuklanmıştı. Yıldız 11 Mayıs’ta ‘etkin pişmanlık’tan ifade vermiş, 21 Mayıs’ta da tahliye edildiği bilgisi basına düşmüştü.)
Ben Asoy olarak payıma düşen dükkanları KİPTAŞ’ın yüklenici firma üzerine almasına müsaade etmediği için payıma düşenleri kardeşimin şirketi olan Ayeks İnşaat üzerine, Leda Yapı payına düşeni arkadaşı ve kardeşlerinin şirketleri üzerine, Kurumsal Yapı payına düşen dükkanları ise Ertan Yıldız’ın belirlediği bir şirket adına Ertan Yıldız’ın yönetimindeki bir şirkete satış vaadi sözleşmesi şekliyle devri yapılmıştır. Ertan Yıldız’ın yönetimindeki firmayı şuan hatırlamamaktayım ancak buna ilişkin noter sözleşmelerini Cumhuriyet Başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Yine burasıyla ilgili devirleri Ertan Yıldız kontrol etmiştir.
Bu projeden satışa çıkan ikinci parti 100 daire İmar A.Ş. üzerine alınmıştır. Bu işlemler sonrasında ilk yapılan dükkan paylaşımları ve bu işlemlerin neticesinde Ali Kurt bizden 1,5 milyon dolar nakit para istemiştir. Bu parayı iki taksitte muhasebe kayıtlarımızda mevcut olmak şartıyla nakit çekerek kendisine Murat Erenler aracılığıyla ulaştırdık. Bu 1,5 milyon dolara ilişkin gerekli kasa fişleri, muhasebe kayıtları veya banka dekontlarını Cumhuriyet Başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Yine bu projede elimizde kalan ve tamamlanmış 70’e yakın daireyi elimizden alarak natamam dairelerle değiştirdiler. Bunu ek protokolle gerçekleştirdiler. Bahsettiğim 1,5 milyon dolar içerisinde bu konuda vardır. Bu paranın doğrudan Ali Kurt’un şahsına gittiğini zannetmiyorum. Söz konusu paralar ya Fatih Keleş’e yada Tuncay Yılmaz’a sistem için götürülmüştür.
10-Vadi İstanbul, İETT İhalesi;
İETT’ye ait 49 dönümlük inşaat alanı ihaleye çıkarak KİPTAŞ’a verilmiştir. Bu ihale ilk başta meclis kararı alınmadan ihaleye çıktığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi’nce iptal edilmiştir. Ancak itiraz neticesinde üst mahkemeden İETT’nin meclis kararı olmadan kendi uhdesindeki araziyi ihaleye çıkabileceğine ilişkin bir karar verildi. Bildiğim kadarıyla bu kararın alınmasıyla ilgili süreçleri Bahattin Uçar yürütmüştür. Bu karar neticesinde KİPTAŞ davet usulü Bahattin Uçar’ın firması olan İnvest İnşaat ve Ali Kurt’la ciddi ilişkileri olan Mesa, Polat İnşaat ve bir firma daha davet edildi. Bu ihale öncesinde ben bu araziye Ali Kurt’un söylemesi üzerine ciddi bir çalışma yürüttüm. Yaptığım çalışma neticesinde müteahhittin payının yüzde 40 olması durumunda buranın kamu için karlı, müteahhit içinde karlı bir oran olduğunu kendisine ilettim. Bu projeye benimde davet edilmemi, bu projede Azerbaycan’lı finansman kaynağı bulduğumu söyledim. Ertan Yıldız ve Ali Kurt bana benim adımın sıkıntı yaratacağını, tanınır başka bir firmanın bu işi yapmasının daha doğru olacağını iletti. Ben kendilerine bana sürekli orta sınıf altı işler verdiklerini, iyi projelerde yapmak istediğimi ve hiç davet edilmediğim şeklinde sitemde bulundum. Bundan dolayı Ali Kurt ve KİPTAŞ ile aram gerilmiştir. Buranın ihalesi ile ilgili Ali Kurt’la defaaten görüşmelerde bulundum. Bu görüşmelerde Bahattin Uçar’ın burayı yüzde 53’le aldığını söyledi. Ben bu oranın müteahhitte çok fazla para kazandırdığını ve kamu zararı oluştuğunu söyledim. Ali Kurt bana buradaki yüzde 7’nin sistemin payı olduğunu, herhangi bir zarar olmadığını söyledi. Ali Kurt bana bu süreçte kendisine kiracılı, kurumsal bir dükkan satın almak istediğini söyledi. Bende Topkapı’da yapmış olduğum projede böyle dükkanlar bulunduğunu, fiyatının 5 milyon dolar civarında olduğunu, parayı nasıl vereceğini sordum. Kendisi bana parayı nakit veririm ama bir bakayım şeklinde söylemde bulundu. Bu görüşmeden yaklaşık bir hafta sonra kendisine dükkan için dönüş yapmadın ne oldu diye sorduğumda, İnvest Bahattin Uçar’ın eski projesinden bir dükkan aldığını, doğru mu yapmışım diye sordu. Ben ne kadara aldığını sorduğumda Bahattin bize bir kıyak geçti dedi. Ben sen mi aldın sadece diye sorduğumda Ertan Yıldız’ın da aldığını söyledi.
Söz konusu anlattığım olaylar Ali Kurt’un bana anlattığı olaylardır. Bilgim bana anlatıldığı kadarıyladır. Bu projeyle ilgili ben ihale sonrasında Bahattin Uçar’la bir arkadaşım aracılığıyla Aqua Florya’nın orada bir balıkçıda bir akşam yemeği yedik. Burada Bahattin Uçar bana gönlün kaldıysa sana bir daire vereyim burada dedi. Ben böyle bir şeyi duymamış olayım şeklinde yanıt verdim. Bu yemeğe aracı olan arkadaşım Nazmi Yıldız’da şahit olmuştur. Bahattin Uçar Ekrem İmamoğlu’yla doğrudan görüşebilen ve CHP içerisinde güçlü bir isimdir.
Vadi İstanbul projesinde benim KİPTAŞ’la gerilmemden dolayı Ali Kurt tarafından bana iyi nitelikli projeler gelmeye başlamıştır.
11- Kentsel dönüşüm
2024 yılının sonlarına doğru Beykoz Eski Devlet Hastanesinin üstünde Boğazı gören 34 dönümlük bir kentsel dönüşüm arsası gönderildi. Buraya çalışmamızı, ne çıkacağını, neler yapabileceğimizi, buranın ne şartlarda yapılabileceğini söylememiz istendi. Biz bu projeye çalıştık, mimari ön proje şeklinde KİPTAŞ’a sunduk. Bir gün sonra Ali Kurt beni çağırdı. Yanına gittiğimde Ali Kurt ve Fatih Keleş Ali Kurt’un odasında oturmaktaydılar. Bu arsayı Murat Gülibrahimoğlu’na vermeleri gerektiğini, Murat Gülibrahimoğlu’nun döküm işlerinden dolayı KDV ve girdi maliyetine ihtiyacı olduğundan dolayı burayı Murat Gülibrahimoğlu’nun yapacağını, talimatın direkt Ekrem İmamoğlu’ndan olduğunu bana ilettiler. Sonrasında ben oradan ayrıldım. Murat Gülibrahimoğlu’nun projeyle ilgili hazırlıklar yaptığını biliyorum. Ben bu projeden el çektirildiğim için sonraki süreci takip etmedim.
12-Bahçeşehir Kaymaklı Arsa;
Ekrem İmamoğlu’nun basında Kaymaklı Arsa diye bahsettiği Bahçeşehir’deki İmar A.Ş. Arsası olan 110 dönümlük arsa, benim özel projem olan Asoy Bahçeşehir Projesinin hemen yanında bulunuyor. Bu projenin benim arsamın önü olması nedeniyle Ali Kurt beni arayarak yan taraftaki arsanın imar probleminin çözüldüğünü(söz konusu arsa 2019 yılında yeşil alan olarak ilan edilmişti, 2024 yılında CHP mecliste çoğunluğu alınca söz konusu arsa tekrar imarlı hale getirildi), buranın ihaleye çıkacağını, buraya çalışmamı istedi. Bende bölgeyi ve arsayı çok iyi bildiğimi, bununla ilgili çok fazla bir çalışma yapmama gerek olmadığını, çünkü aynı ada içerisinde inşaat yaptığımı ilettim ve en kısa zamanda bu arsayla alakalı bilgilerimi paylaşmak istediğimi söyledim. Ertesi gün Ali Kurt’la KİPTAŞ merkezde buluştuk.
Bu görüşmeler 2024 yılının aralık ayı gibi başlamış ve devam etmiştir. Ali Kurt bana bu arsanın ne kadar edeceğini sordu. Bende 110 dönüm arsanın 240 bin metre kare gibi bir inşaat alanı çıktığını, yan tarafında benim özel şirket olarak ortalama 90 bin lira olarak satıldığı varsayılırsa yaklaşık 9 milyar liralık minimum bir kamu kaynağı oluşabileceğini kendisine yan taraftaki şantiyede yaşadıklarımı örnekleyerek anlattım. Kendisi bana abarttığımı, bu arsanın o kadar etmeyeceğini söyledi. Bense kendisine minimum 8 milyar lira garanti hasılat paylaşımı şeklinde ihaleye çıkılırsa talip olduğumu söyledim. Bu görüşmeden yaklaşık bir ay sonra Ali Kurt beni arayıp seni arsa için arayan oldu mu gibi bir soru sordu. Ben hayır deyince, bana bugün yarın seni ararlar dedi. Aynı gün akşam üzeri başka bir arkadaşım olan Süleyman Elmalı beni arayarak Sarılar İnşaatın sahibi Ahmet Sari’nın yarın uygun bir zamanda Bahçeşehir şantiyesinde beni ziyaret etmek ve tanışmak istediğini söyledi, bende tabi ki buyursun gelsinler dedim.
Ahmet Sari, kardeşi ve bir şantiye müdürü ile yanıma geldiler. Bana satışların nasıl gittiğini, işlerin nasıl olduğunu sordular. Birkaç dakika sonra ben arsa için geldiklerini anladığım için gelin size balkondan arsayı göstereyim teklifinde bulundum. Kendilerine arsayı gösterdim ve sonra tekrar oturduk. Arsayla ilgili bana sordukları sorulara Ali Kurt’a anlattığım şekilde bilgi verdim. Kendileri bana bu arsayı nakit almak istediklerini, nakit alırlarsa kaç para edeceğini sordular. Bende finansman maliyeti yapılarak hesap edilebilir şeklinde cevap verdim. Sonrasında Ahmet Bey’e sen ne sormak istersen ona göre cevap vereyim, senden bu arsa için ne kadar istediler diye sordum. Kendisi bana bu arsanın maliyeti 3,5 milyar liraya geliyor dedi. 3 milyar alacağıma, 500 milyonunsa elden istediklerini söylediler. Bu paranın Ali Kurt üzerinden Ekrem İmamoğlu’na gideceğini belirttiler. Bu arsanın halihazırdaki akıbetini bilmemekteyim ancak bu arsa ihaleden çekildi.
13-Ali KURT, Erdal Tokmakçı, Kaper Projesi;
Benim inşaat piyasasından arkadaşlarım olan ve KİPTAŞ’la tanıştırdığım Erdal Tokmakçı, Süleyman Elmalı, Mithat Öz isimli şahıslar ortak olarak Kaper ve Matem isimli KİPTAŞ projelerini yapmaktaydılar. Arkadaşım olan bu şahıslardan Mithat Öz 2024 yılının eylül-ekim aylarında benim Topkapı’daki ofisime gelerek bana Erdal Tokmakçı ve Süleyman Elmalı’nın kendisini ticareten kandırdıklarını, yapılan işlerin fiyatlarını gerçeğin üstünde hesaba geçirdiklerini anlattı. Bunun üzerine bende Erdal’ı arayarak sen, ben, Süleyman ve Mithat bir oturalım teklifinde bulundum. Aynı günün akşamında bu şahıslarla Topkapı’da şantiyenin yan tarafında bir yerde oturduk. Burada Mithat’ın bahsettiği konuları açtım. Bunun üzerine Erdal Tokmakçı daireyi 15 milyona Ali Kurt’tan aldığını, hesaba yazılan paranın bu olduğunu, Süleyman Elmalı’ysa söz konusu dairenin 13 milyon olduğunu neden 15 yazdığını sordu. Söz konusu dairenin zaten 8-9 milyon TL olduğunu belirtti. Erdal bu iki milyonluk fark için herhangi bir yorumda bulunmadı ancak Ali Kurt’un dairesinin ederinin çok üstünde bir fiyat olan 13 milyon TL’ye Ali Kurt’un istemesi nedeniyle kendisinden resmi olarak banka havale yapmak suretiyle aldıklarını, Ali Kurt’un daha önceden bana araba aldırdığını sonrada bu arabanın parasını hesabıma gönderdiğini, kendisininde bu şekilde daireyi aldığını, ederinin üstünde para gönderdiğini anlattı.
Bu konudaki meselenin çözüme kavuşması sonucunda Mithat carideki diğer paranın ne olduğunu sordu, Erdal bu paranın geri geleceğini, Ali KURT’un yaptıkları işten dolayı 670 bin dolar aldığını, bunu ilk hakedişte geri ödeyeceğini söyledi. Bunu duyunca ben bu parayı nasıl geri alabileceğini sordum, bana ihaleden önce örneklemekle birlikte yüzde 50 +50 milyona anlaştığı işin sözleşmede yüzde 50 + 75 milyon üzerinden sözleşme yaptığı, aradaki 25 milyonu hakedişten önce sisteme verileceği şeklinde anlaştığını anlattı. Ben bu paranın götürülmesine de şahit oldum. Bir gün Erdal Tokmakçı’yla ortak olduğumuz Yeşilpınar şantiyesinde toplantı yaptıktan sonra Erdal arabasıyla beni Topkapı şantiyeme bırakıyordu. Arka koltukta spor çantası tarzında bir çanta bulunmaktaydı, bunun ne olduğunu sordum. Kendisi içinde 670 bin dolar olduğunu, bunu Ali Kurt’a götüreceğini söyledi. Ben o gün ortaklar arasındaki soruna yol açan 670 bin doların gördüğüm 670 bin dolar olduğunu anladım.
Bunun detaylarını bu şahıslar ifadelerine başvurulması halinde anlatacaklardır. Erdal Tokmakçı’nın KİPTAŞ’ta çok fazla devam eden ve yapmış olduğu birçok iş vardır. Bunlarla ilgili detaylarını kendisi bilmektedir. Ancak benim şahit olduğum bir olay da Ilgın İnşaat’ın yüzde 70’e getirdiği ViHaliç Gaziosmanpaşa projesi bu şahıstan alınarak Erdal Tokmakçı’ya verilmiştir. Ilgın İnşaat’ın sahibi bana gelerek bu konuda dert yanmıştı. Söz konusu projenin 1 milyar TL’ye ihtiyacı olduğunu, Erdal Tokmakçı’nın yaklaşık 700 milyona bu projeyi aldığını söyledi. Söz konusu projeye ben 1 milyar 100, Ali Nuhoğlu’ysa 1 milyar 350 bedel belirlemiştik. Erdal Tokmakçı’ya bu fiyata nasıl yapacağını sorduğumda ise bana 300’ü kendisine vereceklerini, herhangi bir sıkıntı olmadığını söyledi. Bu 300 milyonu nasıl vereceklerini ben anlamadım.
14-Bektaş Ulusan;
Ben 2024 yılının başları gibi KİPTAŞ’ta Ali KURT’un yanına uğradığımda kendisi bana Genel Müdür Yardımcısı olan Bektaş Ulusan’ın benimle bir işi olduğunu, bana çıkışta yanına uğramam gerektiğini söyledi. Ben KİPTAŞ Genel Müdür Yardımcısı olan Bektaş Ulusan’ın yanına uğradım.
Bektaş Bey aynı zamanda Özgür Karabat’ında akrabasıdır. Kendisi yeni bir araba alacağını, kendi arabasını satmak istediğini, kendisinin yeni araç için 2 milyon 250 bin lira civarında bir paraya ihtiyacı olduğunu, benim alıp almayacağımı sordu. Bende arabayı alırım dedim. Bu arabayı piyasa bedelinde satış gösterdik ancak Altan Gözcü üzerinden bankadan gönderilen araç bedelinin dışında 750 bin lira para gönderdim. Bu araca ilişkin gerekli evrakları, noter devri, muhasebe kayıtları veya banka dekontlarını cumhuriyet başsavcılığınıza ibraz edeceğim.
15-Erdem Aslanoğlu;
Kendisi İBB Spor’un Genel Sekreteri olarak görev yapmaktaydı. Fatih Keleş’in en yakın adamlarından birisidir. Fatih Keleş’e ‘baba’ diye hitap eder. Erdem Aslanoğlu’nun ortakları Burak ve Murat Gönültaş’dır. 2023 ve 2024 seçimlerinden önce bu şahıslar anadolunun farklı yerlerinde birçok iş yaptı. Açıktaki ihalesiz bu işlerin tüm finansmanını Fatih Keleş karşılamaktaydı. Burak ve Murat’ın Huma Restoran adı altında bir şirketi vardır. Bu şirkete Silivri KİPTAŞ’ın dış elektrik işlerini, kendi yapmış olduğum Bahçeşehir Butik Panaroma projesinin elektrik işlerini, yine kendi yaptığım Gümüşhane’deki Mustafa CanlıKültür Merkezi’nin anahtar teslimi işini, Esenyurt’ta yapmış olduğum bir park bahçe işinin büyük bir kısmını neredeyse karsız şekilde Erdem Aslanoğlu’nun baskısıyla ve Fatih Keleş’in zorlamasıyla bu şahıslara yaptırmak zorunda kaldım.
Bu şahıslar ayrıca benim eski çalışanım olan Volkan BİLGE ile çokça işler yapmışlardır. Volkan Bilge benim şirketimde çalıştığı dönemde İSTAÇ ve İSTON’da alınan doğrudan temin tarzındaki işlerin organizasyon ve takibini yapmaktaydı. Bu işleri tamamen kendisi çalışmakta, sonrasında bana bilgi vermekteydi. Kendisi İSTON’un eski Genel Müdür Yardımcısı olan Yunus Bingöl ile bu işleri organize etmekteydi. Ben dönem dönem teminat mektubu alamadığı zamanlarda kendisine destek oldum. Kendisinin destek olduğu ve onun kontrolündeki firmalara da destek oldum. Bu saydığım isimlerin hepsi organize bir şekilde çalışmışlardır. Volkan Bilge Yunus Bingöl’e genel müdür yardımcısı olduğu süreç içerisinde döviz cinsi paralar teslim etmiştir. Bunların detaylarını muhasebe kayıtları veya banka dekontlarını Cumhuriyet Başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Yunus Bingöl görevden ayrıldıktan sonra da İSTON ve İSTAÇ’ta işleri takip etmiş, bunların karşılığında da Volkan’ın kurduğu irtibatlar neticesinde bir kere Yunus’a Topkapı’da ofiste Murat Erenler aracılığıyla 250 bin avro, bir sefer de Ataköy’de Makri Köy isimli mekanın önünde arabadan poşet içerisinde 100.000 euro para almıştır, bu para verildiğinde aracımda ya Murat Erenler yada Hasan Uzunhasanoğlu vardır.
16-Mete Evin;
Kendisi Mehmet Murat Çalık’ın eşi olan Zehra ÇALIK’ın yeğenidir. Kendisinin Şişli’de mimarlık ofisi vardır. Benim yapmış olduğum kreşlerinde projelerini kendisi çizmiştir. Bu projelerin parasını hem BİMTAŞ’tan hemde bizden ayrı ayrı tahsil etmiştir. Şişli’de yapılan gençlik merkezi adı altında Kültür A.Ş.’ninde Genel Müdürlüğünün olduğu yerin yer kiralaması, tadilatın yapımı, koordinasyonunun tamamı ve finans kısmı Mete Eevin yapmıştır. Bu işlemleri Resul Emrah Şahan adına yapmıştır. Mete Evin Boğaziçi İmar, Beşiktaş Belediyesi, Şişli Belediyesi ve Beylikdüzü’nde birçok iş takibi yapmıştır. Ramazan Gülten’le de ortak çalışmıştır. Kendisi Yakup Öner ve Fatih Keleş’le yakın bir ilişki içerisindeydi, imar işlerini bunlarla beraber takip etmekteydi.
17-Medya A.Ş.’deki kiralanan araçlar;
Söz konusu araçlar şuan Asak Araç Kiralama’nın üzerine kayıtlı, 34 adet olan ve çözüm merkezi olarak kullanılan, içerisinde televizyon, buzdolabı, sebil, mutfak, jeneratör, uydu alıcısı ve ekranı olan özel yapım araçlardır. Bu şirketin üzerine bir seçim otobüse bir tanede seçim sahne dorsesi vardır. Bu araçları 2022 yılında ben krediyle sıfır alarak özel yaptırdım. Bu arabaları 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ben Medya A.Ş.’ye kiralamıştım. Bu süreçte araçlar Sulkar üzerine kayıtlıydı ve Medya A.Ş.’den bu şirket üzerinden bu iş alınmıştı. 2023 seçimlerinden yaklaşık iki ay önce sözleşme feshedilerek araçlar iade edildi. Bu araçlar seçim süresince Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı’nın yönetimine çekildi, bunu bana Tuncay Yılmaz talimat olarak iletti, bende kabul ettim. Seçim sürecinden sonra bu araçları kullanan şahıslardan geri almak için çok uğraştım. Araçların çok hor kullanıldığını ve zarar gördüğünü, hasarlı olduklarını tespit ettik. Bu hasarların hiçbirisi tutanağımız olmadığı için kasko tarafından da karşılanmadı. Bu araçlardaki hasarlar o zamanın parasıyla 1.5 milyon TL civarındaydı.
Bu parayı ben Tuncay Yılmaz’dan talep ettim, bu arabaların Murat Ongun ve ekibine verilme talimatını sen verdin, zararımın karşılanması gerektiğini söyledim. Bunun üzerine bu araçlar için 3 milyon dolar karşılığı Tuncay Yılmaz’la anlaştık.
Hem bu araçları hemde ifademin başında belirtmiş olduğum Ekrem İmamoğlu’na ait olan ancak benim üzerimde bulunan dükkanları kurmuş olduğum Asak isimli firmaya devrettim. Bu paranın 2 milyon doları nakit olarak ofise getirildi. Bu parayı Zafer Keleş veya Murat Keleş getirmiştir. Ofiste para alma işlerini Serpil yaptığı için kimin getirdiğini o bilir ancak Fatih Keleş adına para getirme ve götürme konularını büyük çoğunlukla bu iki şahıs yapmaktaydı. İbrahim Bülbüllü’nün de Kubist isimli yerde bulunan ofisinde Fatih Keleş adına para tahsilatları yaptığını biliyorum. Ben Tuncay’a Asak isimli firmaya tüm malları devrettiğimi, bunu almalarını söyledim. Kendisi 2025 yılının yılbaşından önce bu firmayı alacağını söyledi. Bunun için önce Murat Ongun’a bağlı çalışan Emrah Bağdatlı’nın şuan ismini hatırlamadığım ama sonrasında kimliğini bildireceğim adamına devretmemi söyledi ancak Asak’ta araçların dışında dükkanlarında olması dolayısıyla bunları iki ayrı şirkete bölmem gerektiğini ilettiler. Ben bunu kabul etmedim, bunları tek tek devredeyim, şirket bende dursun teklifinde bulundum. Bu süreçte İBB operasyonu yapılacağı ciddi bir şekilde konuşulmaya başlanınca söz konusu şirket halihazırda benim üzerimde bulunmaktadır.
18-Metro İhalesi ve Yapı Merkezi;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu Güneşli-Bağcılar hattında yapılan metro yapım ihalesi işine girmek için niyetim olduğunu Fatih Keleş’le ipaylaştım. Kendisi bu işi Yapı Merkezi’nin alacağını söyleyerek beni bu şahıslara yönlendirdi. Ben Yapı Merkezi’nin boğaziçinde bulunan ofisine gittim ve orada şuan ismini hatırlamadığım gözlüklü, 50’nin üstü yaşlarında bir yönetim kurulu üyesiyle görüştüm. Bu görüşme esnasında kendisi bana üç ortak olduklarını, işin boyutunun Fatih Keleş’le Ekrem İmamoğlu’nun ortaklık payı olarak yüzde 7’ye anlaştıklarını, Avrasya Tüneli’nden sonra ilk defa İstanbul’da bir işe girdiklerini bana anlattı. Ben söz konusu yapılacak işin miktarını orada öğrendim ve yeterli iş bitirmem olmadığını anladım. Kendilerine yeterli iş bitirmem olmadığını ve ortak olamayacağımı söyledim. Bunun üzerine bana yaklaşık 3 milyar TL’lik betonarme niteliğindeki alt yüklenicilik işleri vereceklerini söylediler. Bana şirketimin gücü ile ilgili çalışma yapmamı söylediler. Sonrasında ben buradan ayrıldım. Bu görüşmeden yaklaşık bir hafta sonra tekrar bu şirket merkezine gittim. Elimde makine, ekipman gibi tüm çalışmalarımı hazırlayarak burada bulundum. Hafriyat işi için bir firmayla ön görüşmede yaptım. Kendilerine şirketimle ilgili gerekli sunumu gerçekleştirdim.
Benden teminat mektubu hazırlamamı istediler. Bunun dışında çok fazla bir konuşmamız olmadı. İhale tarihi çok yakın olduğu için buna çalışılıyordu. İhale yapıldıktan 3 gün sonra ben Fatih Keleş’in yanına gittim ve ihalenin ne olduğunu sordum. Kendisi bana ihalenin patladığını, bir şahsın noterden ihale tarihinden bir gün önce ihaleyi kimin hangi fiyata alacağı gibi detayları tutanak altına aldırdığını ve bunu basına sızdırdığını, ihalenin iptal edileceğini söyledi.
Söz konusu ihalenin iptal edilerek teminat olarak yatırılan bedelin irat kaydedilmeden müteahhit firmaya iade edilmesinin işlerin olağanı olup olmadığı hususu soruldu:
Cevaben: Ben böyle bir süreçle daha öncede karşılaşmıştım. Halihazırda yapmakta olduğum Tuzla Yaşlı Bakım Merkezi ihalesinde Asoy ile ikinci sıradaki en iyi teklifi vermiştim. Birinci sırada işi alan ve şu an ismini hatırlamadığım firmanın dosyaya ibraz ettiği Zeytinburnu Belediyesi’nden almış olduğu iş bitirmenin sahte iş bitirme olduğu anlaşılınca söz konusu firmanın teminatı şirkete iade edilerek, ihale tarafıma verildi. Bu firmanın bu iş bitirmeyle İBB’de halihazırda iki tane daha iş yaptığını biliyorum.
19-Ali Nuhoğlu ve Özden Kuzu;
Ali Nuhoğlu ve Özden Kuzu ile Ali Nuhoğlu’nun Aqua Florya’daki otelinde biraz önce belirtmiş olduğum metro ihalesinden sonrasında yakın bir zaman içerisinde buluştuk. Ambarlı Arıtma Merkezi işine ortak olmak istedim ancak iş bitirmemden dolayı ortak olamadım.
Yine bu işin alt yükleniciliğini ben yapacaktım. Kendileri ihaleye girerek işin ön yeterliliğini aldılar, çalışmaları halen devam ediyor. Arıtma işlerinde önce ihaleye giriyorsunuz, ön yeterlilik aldıktan sonra bir proje hazırlıyorsunuz ve bir yıl sonra işe başlıyorsunuz.
Ali Nuhoğlu ve Özden Kuzubu işi konuştuğumuz gün masada konuşma esnasında ben kendilerine bu işten anlamadığımı, beni batırmayın bu işin sonunda şeklinde bir söylemde bulundum. Bunun üzerine Ali Nuhoğlu bana bu işten yüzde 10 Ekrem İmamoğlu’na vereceğiz, bizde zaten çok para kazanmıyoruz diye cevap verdi.
20- SGK
KİPTAŞ’ın şuan yapmış olduğu tüm şantiyelerde işe gitmeyen ancak maaş alan birçok CHP üyesi kişi SGK’lı olarakmüteahhitlere işe aldırılmaktadır. Benim yaptığım projelerde de bu şekilde maaş ödemeleri tarafıma yaptırıldı. Bu isimleri ve maaş bordrolarını Cumhuriyet Başsavcılığınıza bildireceğim.
Bu isimleri bize Ali Kurt bildirmekteydi. Onun bildirmesi sonrasında bu şahısların işe girişleri yapılmaktaydı. Bunun dışında benim yapmış olduğum başka işlere de İBB’nin farklı birimlerinden gelen talepler doğrultusunda bu şekilde kişilerin SGK girişleri yapılmıştır. Şu an hatırladığım kadarıyla Bahçelievler muhtarının kızı veya eşi bizim yapmış olduğumuz otopark işinde yaklaşık 1.5 senedir SGK’lı olarak gözükmektedir ancak kendisini hiçbir suretle tanımıyorum, işe gelmemiştir. Bunu benim genel müdürüm olan Bülent’e İBB’den ilettiklerini biliyorum.
21-Ortak otel
Ekrem İmamoğlu ve Ertan Yıldız’ın Viyana’da Kent Restoranı diye bilinen grupla ortak otel yaptıklarını duymuştum. Ertan Yıldız’ın Viyana’ya para çıkarttığını da duymuştum. Viyana’daki Kent Restoran halihazırdaki sahibi olan Adem Tütüncü Trabzonludur. Babası Hüseyin Tütüncü öncesinde Beylikdüzü’nde Ekrem İmamoğlu’nun Belediye Başkanlığı döneminde inşaat yapmıştır.
Bu inşaatı Saim Uzun’la ortak yaptılar. Hüseyin Tütüncü cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde vefat
etmiştir. Hüseyin Tütüncü Ekrem İmamoğlu’yla çok samimiydi. Oğlu Adem Tütüncü de Türkiye’ye geldiğinde Ekrem İmamoğlu’yla çok sıkı görüşmektedir. Bu şahısların Viyana’da ciddi bir lobisi bulunmaktadır. Viyana Parlamentosunda bir milletvekili olduğunu biliyorum. Soyadı Tütüncü olmayan bu milletvekili de burada benim ofisime gelmişti, bende bu vesileyle tanışmış oldum. Ekrem İmamoğlu ve Ertan Yıldız’ın paralarının bir kısmı bunlar tarafından Viyana’da resmileştirilmiştir.
Ekrem İmamoğlu’nun parasının büyük bir kısmıysa Murat Gülibrahimoğlu isimli şahıstadır. Murat Gülibrahimoğlu bu paraların bir kısmını Londra’ya bir kısmını ise İspanya’ya kaçırmıştır. Kendisinin İspanya’da ve Londra’da bu paralarla otel yaptırdığını biliyorum. Söz konusu operasyon çok öncesinden duyulduğu ve Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Av. Mehmet Pehlivan arafından sistemdeki tüm aktörler uyarıldığı için şuan ve operasyon esnasında nakit para bulunamamıştır. Operasyon öncesinde Fatih Keleş’in sistemin paralarını sakladığı güvenli evler olduğunu biliyorum. Veysel Erçevik’in kullanmış olduğu evde bunlardan birisiydi. Yine Fatih Keleş’ten Bakırköy’de Aşçıoğlu ve Nef’te Koru Florya’da Mustafa Keleş’e ait bir dairenin bu amaçlarla tutulduğunu bilmekteyim ancak halihazırda bu dairelerin aktif kullanılıp kullanılmadığını bilmiyorum. Operasyon sonrası bu evlerin boşaltıldığını biliyorum. Ancak bu paraları nerelere sakladıklarını bilmemekteyim. Operasyon öncesinde nakit paranın Fatih Keleş’ten alındığını, Ekrem İmamoğlu’na bağlı dokunulmazlığı olan milletvekillerine devredildiğini biliyorum. Bunu bilmemin en büyük sebeplerinden birisi operasyondan önce fiziki takipte de bana sorulan Ekrem İmamoğlu’yla başkanlık konutunda yapmış olduğum görüşmede Ekrem İmamoğlu bana tedbirini aldın mı, operasyon yapılacak sen de listedesin, eğer emanet etmen gereken para veya belge varsa bunları Turan Taşkın Özer’e emanet ver demiştir.
Bu görüşme esnasında Av. Mehmet Pehlivan da yanımızdaydı. Bu süreçlerin bir çoğunu bu avukat organize etmiştir. Dokunulmazlığı olduğu içinde Turan Taşkın Özer emanetçi yapılmıştır. Böyle bir para olmadığı savunması tamamen yalandır. Halihazırda söz konusu dosya kapsamında 130-140 avukat finanse edilmektedir. Bu avukatların aylık ortalama maliyeti 1 milyon dolardan aşağı değil, bunun finansmanı böyle bir para olmasa nasıl karşılanacak.
Yine cezaevinde bulunan İBB bürokratları ile özel olarak ilgilenmekteler. Bunlarında finansmanı ağır bir yük getirmektedir. Şuan dosya kapsamında tutuklu bulunan Nezahat Kurt’a da tutuklu bulunduğu Kütahya Ceza İnfaz Kurumuna CHP Kütahya İl Başkanlığı bir avukat göndererek bir ihtiyacı olup olmadığını sormuş, kendisinin hiçbir suretle bir şey talep etmemesini kimseye gebe kalmamasını ilettim. Cezaevindeki sistemi bu şekilde yürütmekteler.
22- Teknik takip
Emniyet sorgusunda tarafıma sorulan hakkımda yapılan teknik takip esnasında Fatih Keleş’l yemek yediğimiz ve beraber ayrıldığımız günün içeriğiyle ilgili detaylı bilgi vermek istiyorum. O gün orada Fatih Keleş’le baş başa oturmadık ve oradan sadece ikimiz ayrılmadık. Yemeğin Murat Gülibrahimoğlu, Fatih Keleş, ben, Murat Gülibrahimoğlu’nun eşi, bir de İtalya’da mermer işi yapan ve Murat Gülibrahimoğlu’nun İspanya’da yapılan otelinin mermer işini yapan kişiler bulunmaktaydı.
HTS kayıtlarından bunlar ortaya çıkacaktır. Yine buranın kamera kayıtları mevcut idi. Bu görüşmede ben Murat Gülibrahimoğlu’nun arası Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Beyle çok iyi olduğu için çok uzun zamandır arttırılmayan kredi limitlerimi arttırılması için ricacı olması konusunu görüştüm. Murat bey o gün Abdi beyi arayarak talebimi iletti.
Abdi Bey yurt dışından dönünce bakacağını söyledi. Ben öncesinde Abdi beyle tanışıyordum, kendisiyle beraber maç izlemişliğimiz bile vardır ancak böyle bir talebi iletecek samimiyetim olmadığı için Murat Gülibrahimoğlu’ndan bunu talep ettim. Murat Gülibrahim, Fatih Keleş, Tuncay Yılmaz ve Abdi bey 2024 yılında Bodrum’da Çağdaş Holding’e ait Bodrum’un girişinde sağdaki lüks otelde tatil yapmışlardı. İleri derecede bir samimiyetleri bulunmaktaydı. Bunun dışında başka tatillere de gittiklerini biliyorum.
23-Mal varlığa tedbir
7 Mart 2025 tarihinde saat 11 gibi benim telefonuma Zeytinburnu Tapu’dan gelen mesaj üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca mal varlığıma tedbir konulduğunu öğrendim. Bunun üzerine Av. Mehmet Pehlivan’ı aradım. Kendisine bana gelen mesajı ilettim. Kendisi bana konudan bilgimiz var, takip ediyoruz, akşam YTT Hukuk Bürosunda (Turan Taşkın Özer’in himayesinde bulunan bir ofis) buluşalım dedi. Akşam ofise gittiğimde Fatih Keleş, Tuncay Yılmaz, Turan Taşkın Özer, İbrahim Bülbüllü (Murat Gülibrahimoğlu’nu temsilen), Hüseyin Köksal olarak bizler vardık.
Avukat grubu olarak Mehmet Pehlivan, Onur Büyükhatipoğlu, Yenal Büyükerşen bulunmaktaydı. Toplantı başlamadan önce herkesin telefonları toplandı, Fatih Keleştelefonunu evde bıraktığını söyledi, Tuncay Yılmaz telefonunun arabada olduğunu söyledi, ben ve Hüseyin Köksa telefonumuzu vererek yan odaya bıraktırdık. İbrahim Bülbüllü’nün ne yaptığını hatırlamıyorum. Odada dijital herhangi bir materyal bırakılmadı. Turan Taşkın Özer söz alarak, el koymaların bir operasyonun başlangıcı olduğunu, operasyon yapılması halinde kime hangi avukatın gideceğini, kimin nerede olacağını ve gözaltı yapılması halinde verilecek ifadeyi anlattı. Mehmet Pehlivan bana dönerek sen yurt dışına çıkmak istiyorsan sende çık git, Emrah Bağdatlı’yı Murat Ongun gönderdi, rahatladı, sende gitmek istiyorsan gidebilirsin dedi. Bende yurt dışı yasağım olduğunu, çıkamayacağımı söyledim.
Mehmet Pehlivan bana Emrah’ı gönderdiğimiz şekilde senide Edirne üzerinden çıkarttırırız, sen üzerinde nakit parayla çık gerisini biz hallederiz dedi. Ben kendisine devletime karşı bir suç işlemedim malım, mülküm, ailem burada bir suçum varsa bile cezamı burada çekerim, yurt dışına çıkmam dedim. Mehmet Pehlivan Fatih Keleşve Tuncay Yılmaz’a dönerek sizin yurt dışına çıkmanızı Ekrem İmamoğlu hiçbir şekilde istemiyor, siz burada kalacaksınız dedi. Mehmet PEHLİVAN bu konuşmasında herkese hangi avukatın atandığının belli olduğunu, bana Onur’un atandığını, İBB’de gözaltına alınacak bürokratlara da hangi avukatların atandığının belli olduğunu, ifadelerde neler konuşulacağının belirlendiğini, belediye bürokratlarının tutuklanması halinde hepsine maddi yardım yapılacağını, herkese operasyonun siyasi olduğunu, ifade vermeyeceklerini söylemesi şeklinde öğütleme yapıldı.
Bu toplantıda Mehmet Pehlican operasyonun Medya A.Ş. Özelinde olduğunu, Ekrem İmamoğlu’nun zaten gözaltına alamayacaklarını söyledi. Bu şahısların yapmış olduğu tüm kurgu Ekrem İmamoğlu’nun gözaltından sonra tutuklanmayacağı senaryo üzerine kurulmuştur. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması üzerine kurdukları senaryo bozuldu. Bu toplantıda ara sıra gerilimler oldu. Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz bu Cumhurbaşkanlığı adaylığı nereden çıktı, çok mu gerekliydi, sefasını Ekrem İmamoğlu sürecek tasası bize mi düştü şeklinde serzenişlerde bulundu.
Fatih Keleş herkesin evini boşaltması gerektiği söylendiğinde benim evimde bir sürü şey var ben ne yapacağım şimdi dedi. Tuncay Yılmaz benim evimde para var, ben ne yapacağım şeklinde konuştu. Bu toplantıda herkes kendi derdine düşmüştü, bende dahil. Bu toplantının benim bulunduğum kısmı yaklaşık bir saat sürdü. Yaklaşık bir saat sonra Turan Taşkın bana dönerek söyleyeceğin bir şey var mı, Adem Sözüer ve bir hocamız daha geliyorlar bu işin başında onlar var emin ellerdesiniz, senin söyleyeceğin bir şey yoksa sen gidebilirsin dedi. Ben çıkmak üzereyken Adem Sözüer ve bahsettiği diğer profesör içeriye girdiler(Gösterilen resimlerden söz konusu kişinin İzzet Özgenç olduğu beyan edilmiştir.).
Kendilerine merhaba dedim, ben buradan ayrıldım. Benimle beraber İbrahim Bülbüllü’de kalkarak toplantıda konuşulanları Murat Gülibrahimoğlu’na anlatmak üzere toplantıdan çıktı. Toplantı esnasında Mehmet Pehlivan’ın yan odadan telefonunun çaldığını sekreteri söyledi. Mehmet Pehlivan çıkıp geldikten sonra Ali Nuhoğlu’yla görüşüp geldi. Ali Nuhoğlu’na da tedbir gelmiş dedi. Konuşmanın detayını bilmemekteyim. Bu toplantıdan 19 Mart’a kadar her akşam burada düzenli toplantı yapıldı. Bu toplantılara düzensiz olarak bende katıldım.
24-Ortak şirket
Basından gördüğüm kadarıyla Selim İmamoğlu’nun Makedonya’da bir şirkete 670 bin avro para gönderdiğini okumuştum. Söz konusu şirket Tuncay Yılmaz ve Selim İmamoğlu’nun ortak olduğu bir şirkettir. Tespit edilen 670 bin avronun dışında da paralar bu şirkete aktarılmıştır. Bu hususları Tuncay Yılmaz’dan duydum.
25- İhaleler
Beylikdüzü’nde iş yapmakta olan Demirel isimli yol firması aslında Metgün’ün kontrolündeki bir alt firmadır. Beylikdüzü’ndeki son beş-altı yılın bütün yol, yol tamiri, kışla mücadele tarzındaki işleri bu firma almaktadır. Bu firmayla ilişkileri Veysel Erçevik yürütmektedir. Öncesinde bu işleri şu an Bayrampaşa’da Belediye Başkan Yardımcısı olan Hakan Baş isimli eski Beylikdüzü Fen İşleri Müdürü yürütmekteydi. Bu şahsın aldığı işler piyasanın çok üzerinde fiyatlı ve 21B usulüyle verilen ihalelerdir. Dosyaların incelenmesi neticesinde bunlar görülecektir. Yine Beylikdüzü’nde EMS isimli firmayla Veysel Erçevik’in arası hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde iyidir. Bu şirketin yönetiminde bulunan şahısları göreve Veysel Erçevik getirmiştir. Veysel Erçevik’in EMS’nin yapmış olduğu projeden daire aldığını duydum.
26-Makro Yol
Makro Yol isimli firmanın sahibi Selim Özderya, İBB’deki bütün nitelikli ana yol işlerini
yapmaktadır. Kendisi Fatih Keleş’in altındadır.
27- Metrobüs
Metrobüs yolunun betonlanmasıyla alakalı, metrobüs yolunun yapım ihalesinde şartnameye Türkiye’de sadece bir firmada olan bir makine eklenmiştir. Bu ihale adrese teslim olarak gerçekleştirilmiştir. Söz konusu firma Özyurt’un alt firmalarından birisidir. Bu işin gerçek sahibi Orhan Özyurt’tur.
28-Villalar
Murat Gülibrahimoğlu’nun Beşiktaş’ta tadilatını benim yaptığım bir binası vardır. Bu binada da ofisleri vardır. Bu binanın çevresindeki yerleri de Murat Gülibrahimoğlu toplamaktaydı. Murat Gülibrahimoğlu’nun Göktürk’te halihazırda yapımı devam eden yan yana iki tane villası vardır. Bu villaların küçük olanı Fatih Keleş’e, büyük olanıysa Murat Gülibrahimoğlu’nundur.
29-Afiş
Seçim sürecinde Ali Kurt’un talimatıyla Pendik Alk Şantiyemiz olarak Pendik CHP Belediye Başkan adayının bayrak ve afişlerini bize karşılattırdılar. Bu şahıs seçimi kazanamamıştır.
30-Araç
Mehmet Murat Çalık’ın talimatıyla Maçka CHP İlçe Başkanlığına bir adet Ford Transit marka araç hibe ettirilmiştir. Bunu önce bir kadına satış yaptık sonrasında bu kadın CHP İlçe Başkanlığına hibe etti. Bu araç karşılığında tarafıma herhangi bir para verilmemiştir. Noter satışı mevcuttur. Bankada da herhangi bir hesap hareketliliği yoktur.
31-İl binası
CHP Para kuleleri olarak gündeme gelen, CHP İl Binasının satın alınması olayına açıklık getirmek istiyorum. Bu paraların CHP’li belediyelerden bir şekilde toplandığını, toplanan paraların Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz tarafından bu binanın satın alınması için götürüldüğünü, herhangi bir bağış olmadığını biliyorum. Bu olaylar kamu oyuna yansıdıktan sonra Beylikdüzü’nde Turan Taşkın Özer’in ofisinde ben ve İlhan Akbayır isimli müteahhit arkadaşım buluştuk.
Bu toplantı öncesinde bizim olmadığımız bir toplantı yapılmış. Bu toplantıyı Murat Gülibrahimoğlu yönetmiş, bu olaydan nasıl sıyrılması gerektiğini anlatmış. Bu soruşturmanın kitlenmesi için paraları dokunulmazlığı olan bir milletvekilinin üzerine yıkılması gerektiği fikrini söylemiş. Turan Taşkın Özer bu toplantıda bizden yapmadığımız bağışın makbuzunu istedi. Bizde makbuz verdik. Turan Taşkın Özer bunun Ekrem İmamoğlu’nun talimatı olduğunu söylemesi üzerine bizde bunu kabul ettik. Bu süreçte benim veya İlhan’ın böyle bağış yapacak nakit durumumuz yoktu.
Banka hesaplarımız incelendiğinde bu görülecektir. Turan Taşkın Özer bu dekontları milletvekilliğinin düşmesi durumunda kendisini kurtarmak için bizden temin etti. Ben 5 milyon TL + 1 milyon 700 bin euroluk iki ayrı makbuz kestim. İlhan’da buna yakın makbuzlar kesti. Bu makbuzları bizden İlhan Akbayır’ın Gürpınar’daki ofisinde Mehmet Pehlivan aldı. Bu olay söz konusu görüntülerin basına çıkmasından sonra gerçekleşti. Bu görüntüler basına çıktığında Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz Trabzon’a kaçmışlardı. Yaklaşık 1 hafta hiçbir şekilde kendilerine ulaşılamadı.
32-Polis okulu
Ali Kurt Ertan YILDIZ’a yakın bir isimdi. Fatih Keleş’in sistemi yönetemediğinden dert yanmaktaydı. Bu konuşma esnasında bana Fatih Keleş bir işi yönetemiyor, ben polis okulu işinden 7 milyon dolar alıp sisteme aktardım şeklinde beyanda bulundu
33-Makyol
Adnan Çebi ile Ekrem İmamoğlu’nun arası ilk seçildiği dönemde gergindi ancak sonrasında araları bir anda çok iyi oldu. Biraz sonra sayacağım ve benim tarafımdan yapılan 11 kreşin bir tanesinin parasını Adnan Çebi ödemiştir. Bunun parası Makyol’un hesabından EFT olarak 2 veya 3 parçada Asoy firmasına ödenmiştir. Buna ilişkin dekontları ve banka kayıtlarını Cumhuriyet Başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Bu kreşe ilişkin yapılan ödemenin hangi iş karşılığı yapıldığını bilmiyorum.
34-Metgü
Metgün isimli firmanın sahibi Metin Güneş’le detaylı bir bilgiye sahip olmamakla beraber Fatih Keleş’le yakın görüştüğünü bilmekteyim.
35-13 daire
11. Mahalledeki 13 daire iddiası doğrudur. Bu dairelerden dört tanesini Güller’e şerhli olduğu için geri devrettim çünkü bu haliyle bu daireleri satamadım. Bana Bunun parasını vereceklerini söylediler ancak parayı vermediler. Diğer 9 dairenin 4 tanesini mevcut yaptığımız işlerin carisine saydık, beş tanesini Beylikdüzü’nde daha önce Park Bahçeler işlerini yapan, bölgede kuğulu park olarak bilinen isimlerini bilmediğim firmanın gösterdiği adamlara Mehmet Murat Çalık talimatıyla devrettim. Bu 13 daireden
öncesinde mülk sahibi 15 dairede Velihiddin Küçük isimli eski Gürpınar Belediye Başkanı’na inşaattaki sorunları halletmesi amacıyla rüşvet olarak vermiş ancak bu işler hallolmayınca Mehmet Murat Çalık’a gelmişler.
Dosya kapsamında bana daire, Fatih Keleş’e para verdiğini iddia eden ve bunun irtikap olduğunu söyleyen kişiler olayları çarpıtmaktadırlar. Bu şahısların verdikleri doğrudur ancak bu şahısların tamamı imara aykırı, hukuka aykırı işler yapmış, bu işlerin görmezden gelinmesi maksadıyla bu menfaatleri vermişlerdir. Bu işlerin dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yardımcısı Mehmet Murat Çalık bilgisi dahilinde yapılmıştır. Beylikdüzü’de Murat Çalık teknik işlerdeki konulara, Fatih Keleş’se İBB’de de devam ettiği nakit para alma konularında görevliydi. Ben inşaat yaptığım için dikkate gelmez düşüncesiyle bu daireleri de benim üzerime aldılar. Ben bunların sadece emanetçisiydim, asıl sahibi değildim.
36-Alınan rüşvetler
Ben ihalesiz olarak Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla birçok iş yaptım. Bu işlerin paraları bana kısmen daire, kısmen çek, kısmen nakit para olarak başka müteahhitler bir suretle temin edilerek tarafıma ödettirilen ücretlerle karşılanmıştır. Bu müteahhitlerin bir kısmı dosya kapsamında bunları söylemiştir. Bu beyanlar doğrudur. Ben bu konularla ilgili cezaevindeyken açıklama yapılmasını Turan Taşkın Özer’den ve Ekrem İmamoğlu’ndan istediğimde bana biz böyle bir açıklama yaparsak suçu kabul etmiş oluruz, sen boş ver, cevap olarak aramızdaki ticari faaliyet de geç dediler.
A-Cevat Güleç Ortaokulu
B-Ömer Halis Demir Çok Programlı Özel Okul
C-4 Tane Mahalle Muhtarlık Binaları ve Çevre Düzenlemesi
D-Beylikdüzü’nde bulunan Roman Mahallesi olarak adlandırılan bölgede 202 tane evin çatı ve dış
cephe tadilatları
E-Beylikdüzü Pazar Yeri Ön Kısım Çelik İlaveleri ve Panjurları ve Led Ekranı
F-Beylikdüzü Taksi Durağı ve Kapalı Otoparkı
G-Beylikdüzü Yaşam Vadisi Bağlantı Yolları ve Alt Geçidi
H-Evlat Camisi Taziye Evi ve Çevre Düzenlemesi
I-Kuvayi Milliye Camisi (Ekrem İmamoğlu’nun kaçak cami yaptım dediği cami)
J-West Side Belediye arasındaki yolun aşağı indirilmesi ve bütün alt yapılarının yeniden yapılması
K-Beylikdüzü Atatürk Kültür Merkezi eksik işleri, bütün pompa grupları ve jeneratörleri
L-Beylikdüzü Cemevi Mutfağı ve Bütün Ekipmanları
M-Yuvam İstanbul Projesi Kapsamında 10 tane Kreş Yapımı(Toplamda 11 Kreş yapılmış olup bir
tanesi eski eşim tarafından bağış yapılmıştır. Engelli olan oğlum Muhammed Soytekin’in adı
konmuştur.)
N-Silivri KİPTAŞ 4’üncü Etap ve 3’üncü Etap Çevreyolları
O-Giresun Tirebolu Kent Meydanı ve Oyun Grupları
P-Fatih Trabzonlular Derneği Yurt Binası
R-CHP İstanbul İl Binası İç Tadilatı ve tefrişatı anahtar teslim (hatırladığım kadarıyla 7-8 milyon
dolar civarında)
S-Şişli Gençlik Merkezi ve Medya A.Ş. Genel Müdürlük Binası
T-Gökçeada Meydanı ve Çocuk Oyun Alanları ve Oyun Grupları
U-Hatay Deprem Bölgesi Geçici Yaşam Alanı 310 bağımsız bölüm
Bahsetmiş olduğum işlerin tamamının ücreti müteahhitlerden alınan rüşvetlerler tarafıma ödenmiş, ben bu işleri tamamen reel yaptım. Bu işlere ilişkin kim tarafından tarafıma ne verildiğini dekontları, belgeleri, nakit gelen paralarında bankaya yatan makbuzlarını Cumhuriyet Başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Söz konusu işlerde Şişli’yle ilgili ve kreşlerle ilgili konuları Resul Emrah Şahan, Trabzonlular Yurduyla ilgili işleri Tuncay Yılmaz, CHP İl Binasıyla ilgili işleri Fatih Keleş, KİPTAŞ Silivri 4’üncü Etaptaki ve Hatay’daki işleri Ali Kurt, Beylikdüzü’ndeki yerleri Mehmet Murat Çalık yaptırmıştır. Bu şahıslar bu talimatları Ekrem İmamoğlu’ndan almaktaydılar.
‘Örgüt yapısı’
Örgütün genel yapısı ve görev yapılanmasıyla ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum. Ekrem İmamoğlu’nun altında:
Murat Ongun, Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.’den sorumlu olup buradaki ihalelerin yüzde 80’i nakit olarak kendi kontrolündeydi. Bu işlerin yüzde 20’si gerçek iştir. Kendisi medya, sosyal medya, basın organizasyonlarını yürütmekteydi. Yine Soner Yalçın üzerinden farklı görüşmeler de yapıyordu. Kendisi Beşiktaş Belediye Başkan Adayı olmak istemiştir ancak Ekrem İmamoğlu yanından ayırmamak için bunu kabul etmemiştir.
Fatih Keleş ifademin bütününde de belirttiğim üzere nakit para akışları kendisinde toplanmaktaydı. Bu paraları Zafer Keleş, Murat Keleş, İbrahim Bülbüllü isimli şahıslar aracılığıyla toplamaktaydı. Kendisi Bakırköy Belediye Başkan adayı olmak istemiştir ancak Ekrem İmamoğlu yanından ayırmamak için bunu kabul etmemiştir.
Tuncay Yılmaz İmamoğlu şirketlerinin Genel Müdürü olmasıyla beraber Fatih Keleş gibi paranın toplandığı bir diğer şahıstır.
Ertan Yıldız Medya A.Ş., Kültür A.Ş., KİPTAŞ ve kapatılan BİMTAŞ hariç tüm iştiraklerdeki tüm ihaleleri kendisi kontrol eder, onun bilgisi olmadan hiçbir iş alınamazdı. Hangi işin hangi müteahhitte hangi paraya alacağı, çoğu zaman hangi firmanın yan teklif vereceği ve hangi işi de kendisinin kontrolündeki şirketlerin (bunların paraları Ertan Yıldız’ın parasıdır) yapacağına karar verirdi. İhale evrakları ihale öncesi Ertan Yıldız’ın gayriresmi onayına sunulur, onun Bakırköy’de kurmuş olduğu birimin onayından sonra ihaleler gerçekleşirdi. Bu ihalelere ihale bedelinin üzerinde %10 rüşvet paraları eklenir işi alan müteahhitlerden hakediş sonrasında bu paralar tahsil edilirdi. Kendisi Bakırköy Belediye Başkan Adayı olmak istemiştir ancak Ekrem İmamoğlu yanından ayırmamak için bunu kabul etmemiştir. Ertan Yıldız ve Fatih Keleş’in aynı anda aynı yere talip olmasından dolayı araları açılmıştır.
Murat Gülibrahimoğlu Ekrem İmamoğlu’nun prensidir. Batmış bir müflis iken Ekrem İmamoğlu sayesinde milyar dolarlık bir adam olmuştur. Bu işlerin önünü tamamen Ekrem İmamoğlu Murat’ı Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü ile ortak yaparak açmıştır. Kendisi çok ön planda olmasaydı bile sistemin tekelden yürütme gayretindeydi. Kime ne para ödenecekse kendisi bu işleri yürütmeye talipti. Cebeci Döküm Sahası, yine İSTAÇ’taki çöp suyu taşıma işinin kendisine uzun süreli verilmesi tamamen Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla olmuştur. Kendisi döküm işinin tekeli haline getirilmiştir. Yine Valilik ile yapmış olduğu protokolle inşaat alanlarında çıkan taşlar Murat Gülibrahimoğlu’nun kırım sahasına götürülüp oradan kırılan taşlar müteahhitlere satılmaktaydı. Kendisi hem Ekrem İmamoğlu’yla hemde valilikle garip bir şekilde çok farklı ilişkiler içerisindeydi.
Ali KURT sistem içerisinde Ertan Yıldız’la beraber hareket eden ama doğrudan Ekrem İmamoğlu’na bağlı bir kişidir. Yaptığı işlerin tamamında Ekrem İmamoğlu bilgisi vardır. Hangi işin hangi müteahhitte verileceğini kendisi belirlerdi. Bu müteahhitlerden alınan rüşvetlerin tamamını kendisi alır ve sisteme aktarır. Kendisi de ben dahil birçok kişiden şahsı için menfaat temin etmiştir.
Melih Geçek kendisi benim şirketlerime de bilişim danışmanlığı yapıp bilgisayar hizmetleri vermektedir. Hem Beylikdüzü’nde hemde İBB’de bilişim işlerinden sorumludur. Onun kontrolü dışında bir iş yapılması mümkün değildir. Kendisinin kontrolünde bulunan Focus Bilişim isimli firmayla hem İBB’de hemde CHP’nin İl Binasındaki bilişim işlerini yapmaktadır. Seçim dönemlerinde seçim ofislerinin bilişim işlerini de kendisi yönetmektedir.
Bu saydığım isimlerden Melih Geçek haricindekiler örgütün yöneticisi olarak sınıflandırılabilecek kişilerdir. Bu şahısların altında birçok iş adamı ve bürokrat bulunmaktadır. Hepsine hakim olmam bulunduğum konum, yaptığım iş, İBB’yle çok yakın olmamam dolayısıyla mümkün değildir. Hakkımdaki Ekrem İmamoğlu’nun kasası olduğu iddiası ilk bakışta doğru gibi gözükse de ifademin bütününde anlattığım üzere bu paraların ve gayrimenkullerin neredeyse tamamı bana yaptırılan işlere karşılık alınan mallardır. Bunlar ödeme karşılığıdır. İfademin detayında bunları detaylı bir şekilde izah ettim. Asak dışında üzerimde Ekrem İmamoğlu’na ait herhangi bir mal yoktur. Yine Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz’dan dönem dönem şirkete nakit paralar gelmiştir. Bu paralarda bana yaptırılan işlerin karşılığıdır. Yapılan işler, gelen paralar, devredilen gayrimenkuller bunların tamamına ilişkin tüm belgeleri Cumhuriyet Başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Ben samimi olarak bildiğim, gördüğüm, dahil olduğum her olayı eksiksiz bir şekilde anlattım. Bir örgüt olduğunu anlamış olsaydım hiçbir şekilde bu yapıyla ilişiğim olmazdı. Ben devletimin tarafındayım ve tek bir devletin varlığına inanmaktayım. Paralel bir şekilde kurulmuş hiçbir yapıyla yan yana anılmam söz konusu olamaz.
Tutuklanmamın üzerinden yaklaşık 3 ay sonra ifade vermemin sebebi ise olayların bir bütünün anlamak maksadıyla geçen süredir. Bu sürede cezaevinde avukatlar aracılığıyla şahsıma ciddi baskılar, milletvekili teklifi yapılarak susturulmaya çalışıldım. El yazısıyla Ekrem İmamoğlu’na ait notlar tarafıma okutturularak susturulmaya çalışıldım. Hatırladığım notlardan birisi Adem dik dur bizi satma içerikli nottur. Ben şuan ifademde kimseyi sattığımı düşünmüyorum. Devletimin yanında gerçeklerin ortaya çıkması için bu beyanı vermekteyim. Etkin pişmanlık hükümlerinin takdiri savcılığınızdadır. Tahliye konusundaki takdir savcılığınızdadır. Ben gönlüm rahat bir şekilde buradan ayrılacağım.
ŞÜPHELİ MÜDAFİİDEN SORULDU:
Müvekkil etkin pişmanlık hükümleri kapsamında bildiği, gördüğü, şahit olduğu ve belgeleyebildiği her şeyi açık yüreklilikle anlatmış, TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca örgütün çökertilmesi maksadıyla gerekli tüm bilgileri vermiştir. Müvekkilimizin ivedilikle tahliyesini, tutuksuz olarak yargılamasının yapılmasını, müvekkilin şirketlerine kayyım atandığı için şu aşamada cezaevinde ifadesinde geçen konuları belgelemesi mümkün değildir, tahliyesi halinde kendisine şirkette müsaade edilirse dosyaya ihtiyaç olan gerekli tüm belgeleri ivedilikle hazırlayıp ifadelerini tamamlayacaktır. Bunun için salıverilmesi soruşturmanın hızlı sonuca ermesi amacıyla da elzemdir, dedi.
Ceza Muhakemesi Kanununun 147’nci maddesinde yazılı hususların yerine getirilmesinden sonra tutanak okunup, ifade veren ile hazır bulunanlar tarafından imza altına alınmıştır. İfade 16/06/2025 tarihi saat 11:00’da başlamış olup 17/06/2025 tarihi 01:00 tarihinde sona ermiştir.”
İkinci ifade
“16/06/2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza etkin pişmanlık kapsamında toplamda 35 maddeden oluşan ve içerisinde birçok somut olayın olduğu ifademi vermiştim. Bu ifademe ek olarak beyan etmek istediğim başka hususları anlatmak istiyorum.
36-Yapı Denetim Atanma Hususu:
1 metre karelik boş alanlara YIF girilerek orada daha sonra oluşacak olan bir inşaata halihazırda mevcut bulunan bir yapı denetim firmasının kaydırılması amacıyla zamanında yapılmış bir uygulamadır. YIF’i giren yapı denetim firması yeni başlanacak olan inşaatı kontrol eden ve atanmış sayılan yapı denetim firması olacaktır. Benim inşaatlarımın hiçbirisinde böyle biruygulama yapılmamıştır. Yapılacak araştırmayla bu görülecektir. Piyasada birçok kişinin uyguladığı bir sistemdir. Bu sistemi bilmeme rağmen hiçbir zaman uygulamadım Bana sormuş olduğunuz İmamoğlu Inşaatın farklı ada parsellerinde atanmış olan Beyazıt Yapı Denetim firmasını piyasadan biliyorum.
Bu firmayı ve bu firma gibi başkaca bir iki firmayı Ekrem İmamoğlu’nun daha önceden yanında çalışan Murathan Seyhan isimli şahsın kontrol ettiğini biliyorum. Atanan bu yapı denetim firmalarıyla bana göstermiş olduğunuz listede bulunan inşaa! firmaları büyük rahatlıkla inşaat süreçlerini yürütebilmekteydiler. Bu yapı denetim firmalarından Beyazıt isimli yapı denetim firması Ekrem İmamoğlu’yla ilişkili olduğunu bildığim firmalardan bir tanesidir.
37- Marina
Beylikdüzü West Marine diye geçen Polonyalı bir şirketin işlettiği, kafelerin bir kısmını alt kiracı olarak verdigi Okan Çetin olarak hatırladığım ve küçük bir ortağının daha bulunduğu kişilere aitti. Burayı işleten Okan Çetin’in hisseleri elinden alınmaya zorlanıyordu. Bu hisseler Cemil İmamoğlu almak için uğraşmaktaydı. Benim, Veysel Erçevik’in, Fatih Keleş’in, Cemil İmamoğlu’nun ve Okan Beyin bulunduğu bir toplantıya şahitlikte ettim. Bu toplantıya Cemil İmamoğlu’nu Veysel Erçevik, Okan Beyi ise Fatih Keleş davet etmişti. Okan Bey Fatih Keleş’in arkadaşıdır. Toplantıda Fatih Keleş Okan Beye dönerek sen benim adımı kullanıyorsun, Cemil İmamoğlu’na dönerek sen de Ekrem İmamoğlu’na adını kullanıyorsun, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz diye serzenişte bulundu.
Bunun üzerine Cemil Imamoğlu benim bir soy ismim var, ben Ekrem İmamoğlu’yla görüştüm. Kendisinin bu konuda desturunu aldım, kendisi bana burayı al iyi olur, bizde buranın düzenlemesine el atarız dediğini söyledi. Bunun üzerine Fatih Keleş’te bir yorum yapmadı. Okan Beyin elindeki dükkanlar alınarak Cemil İmamoğlu’na devrettirmeye zorlanıyordu.
Kendisi bu durumdan da muzdaripti. Birçok konuda anlaşmaya varmak üzelerdi. Eşinin işletmekte olduğu bir dükkanı da almak istediklerini ancak Okan Beyin bunu kabul etmediğini de biliyorum. En son Okan Beyin hisselerine karşılık Cemil İmamoğlu tarafından 105 milyon TL para verilmesi teklif edilmiş. bu paranın 20 milyonu nakit geri kalanlanı 12 vadeli şeklinde olmuş. Bu aşamaya gelene kadar Okan beyin dükkanlarında mühürleme tarzı idari işlemler gerçekleştirilmiş. Bu konuda ki mağduriyetlerini sorulursa kendisi daha detaylı anlatacaktır. Bu bahsettiğim olaylar 2024 yılında gerçekleşmiştir.
38-Zeytinburnu Asoy Plaza:
Asoy Plaza projesi Topkapr’da Asoy Plaza benim kat karşılığı olarak Yavuz Hakan Aksu ve Necmi Dede’yle sözleşme imzalayarak inşaatını yapmış olduğum bir yerdir. İnşaat yapım aşamasında binanın 9. katının Ekrem İmamoğlu’na ait SSB Gayrimenkul’e kat irtifakı öncesi arsa pay satışıyla yapılmıştır. Bu satışa istinaden şirketin hesabına resmi gösterilen şuan hatırlamadığım sonrasında tam fiyatını ibraz edeceğim para yatırıldı. Bu paraya istinaden arsa payı satışı gerçekleşti. Bu arsa payına karşılık 14 tane ofis dokuzuncu katta şerefesi en yüksek olan tam kat yer tekabül etmektedir. Biz bunun karşılığında Tuncay Yılmaz!la yapmış olduğumuz protokol ile burası için toplamda 5.5 milyon dolar anlaştık.
Bu anlaşma karşılığında farklı zamanlarda (Serpil altıntaş detaylarını bilmektedir) sistemden getirilen paralarla 5 milyon dolar tarafımıza ödenmiştir. 2025 yılının şubat veya mart ayında Av. Mehmet Pehlivan Topkapı’daki ofise gelerek bana saçma sapan iş yapmışlar, Ali Nuhoğlu’nun oradan geliyorum oradaki fatura işlerini düzelttik. şimdi senin şirketle olan fatura sıkıntılarını düzeltmemiz lazım dedi. Bende Ogün’ü yanıma çağırarak kendisini muhasebe birimine yönlendirdim. Mehmet Pehlivan’ın istediği şekilde inşaat maliyeti üzerinden bir fatura düzenlendi. Bu faturanın giriş çıkışı yapılacaktı ancak bu işlem yapılamadı. Operasyon gerçekleşti, şuan şirketimizin carisine bakıldığında böyle bir alacak bulunmaktadır. İfademde bahsettiğim üzere buraya ilişkin bir alacağım aslında bulunmamaktadır.
39- Avukat
Bundan önce vermiş olduğum ifadenin 13’üncü maddesinde Erdal Tokmakçı’nın aracında çanta içerisinde bir para olduğunu, bu paranın Ali Kurt’a götürüldüğünü beyan etmiştim. Bu hususu detaylandırmak istiyorum. Yeşilpınar’da toplantıdan çıktıktan sonra beni Topkapı şantiyesine bırakırken Erdal’ın arabasının arka koltuğundaki çantayı görmüştüm. Bu çantanın ne olduğunu sorunca Erdal bana bu çantayı Ali Kurt’a götüreceğini söylemişti. Beni Topkapı’ya bıraktıktan sonra yanımdan ayrıldı. Daha sonra aynı şantiyedeki ortaklarından Mithat beni arayarak konuşabilir miyiz bir sıkını var diyerek Topkapı’ya yanıma geldi. Sonrasında Mithat bana kasaya para yazıyorlar, haberim olmadan iş yapıyorlar.
Beni kazıklıyorlar diyerek bana serzenişte bulundu. Bende Erdal ve Süleyman’ı arayarak Mithat’ın bir takım tereddütleri olduğunu, bu yüzden toplantı yapmamız gerektiğini söyledim. Topkapı’da şantiyenin
karşısında bir mekanda buluştuk.
Sonrasında önce Mithat’i dinledik, Mithat hesaba 15 milyon TL yazıldığını, bunun ne olduğunu bilmediğini söyleyince Erdal “Ali beyin dairesini aldık, onu da Süleyman’ın bir arkadaşına sattık” dedi. Sonrasında Mithat 670 küsür bin dolar mevzusunu sordugunda Erdal “Bunu daha õnce size açıkladım. Burada hiçbir zararımız yok. KIPTAŞ’ta Ali Kurt ile ilk konuştuğumuzda yüzde 50’lik payın üzerine anlaştığınız paranın üzerine bu para eklenecek, ilk hakedişte de bize geri ödenecek.” Bu parada bir kayıplarının olmadığını, geçici bir şekilde Ali Kurt’a verdiklerini söyledi. Ben bundan önceki ifademde belirtiğim gibi bu paranın Ali Kurt’a verildiğini sadece duydum. Bu parayı bu şahıslardan ben almadım.
Ben başsavcılığına etkin pişmanlık kapsamında ifade verdikten sonrasında halihazırda bulunmuş olduğum ceza infaz kurumunda benim talebim dışında daha once hiç karşılaşmadığım iki avukat geldiler Bu avukatların isimlerini bilmiyorum ancak cezaevinden bunlar temin edilebilir Bu avukatlardan birisi erkek birisi kadındı.
Erkek olan avukat bana “Beni devlet gönderdi, itirafçı olacakmışsın sakın yapma, devlet sizin burada olmanızı zaten istemiyor bu operasyonların hiç birini devlet yapmıyor, dik durun devlet yanınızda olacak” dedi. Ben de kendisine “Devlet bizim burada olmamızı istemiyorsa bizi niye buraya aldı” diyerek görüşmeyi sonlandırdım.
İkinci gelen kadın avukatsa itirafçı olmuşsun zaten, dosyayı biliyorum, bize bir senet vermen lazım dedi. Kendisi benim tanımadığım Tolga Gül isimli bir şahsın avukatı olduğunu söyledi. Kendisine 80 milyonluk senet vermem gerektiğini söyledikten sonra ben de “Ablacım” diye araya girdim. Bana yüksek bir sesle “Ne ablacım” diye çıkıştı. Bende kendisine “İsminizi bilmediğim için ablacım dedim.” Kendisi bana “Sen benim ismimi ne yapacaksın, sorduklarıma cevap ver sadece” dedi. Ben de “İsminizi söylemiyorsanız görüşme burada bitmiştir” dedim, cama vurarak görevli memuru çağırdım. İnfaz koruma memuru kapıyı açınca bu hanımefendiyi tanımıyorum, kendisi beni tehdit ediyor dedikten sonra avukatı dışarıya çıkardılar.
Soytekin’in avukatı ifade bittikten sonra şöyle dedi:
Müvekkilim vermiş olduğu samimi ifade yönünden bugünde gelerek ek beyanda bulunmuş, eksik kalan hususları tamamlamıştır. İlerleyen aşamada da her türlü Cumhuriyet Başsavcılığınıza bilgi ve belge ibrazını yapacağı, verdiği samimi ifadelerde sabittir. Tahliyesi ifadesinde belirttiği hususların belgelendirilmesi sürecini hızlandıracaktır. Soruşturmanın hızlı ilerlemesi için hem ilk ifadesinde hem bugünkü ifadesinde geçen konuları belgelendirebilmesi elzemdir. Kendisi sabit ikametgah sahibidir. Şirketlerinde kayyum vardır. Yurt dışına kaçma gibi bir ihtimali de söz konusu değildir.”
Üçüncü ifade
Yukarıda beyan etmiş olduğum kimlik ve adres bilgilerim doğrudur, bana aittir. Hakkımdaki suçlamayı anladım. İfademi avukatım huzurunda vermek istiyorum. Ben bugüne kadar ticari hayatımda çok çalışkan ve azimle birisi olarak bilindim ve böyle tanındım. Ancak ben istememe rağmen benim hakkımda Ekrem İmamoğlu’nun kasası Ekrem Imamoğlu’nun has adamı Ekrem Imamoğlu’nun sıvacısı gibi yakıştırmalar yapıldı. Ben Ekrem Imamoğlu’yla iyi bir ilişki içerisindeydim ancak hiçbir zaman has adamı kasası veya sıvacısı olmadım. Hem yaptığım işlerde hem de SGK dökümünden sıvacılık yapmadığımda görülmektedir. Ekrem Imamoğlu siyasete girmeden öncesinde de benim işlerim ve çok sayıda çalışanım vardı. Ticaretimin büyümesinde de Ekrem Imamoğlu’nun doğrudan bir dahili yoktur. Bunlar benim emeklerimin karşılığıdır. Ben Ekrem İmamoglu’nun adamı olduğum yakıştırmasından dolayı kamu bankalarından kredi alamadım. Deprem bölgelerinde bir çok ihaleye girmeme rağmen bu yakıştırmadan dolayı iş alamadım. Ekrem İmamoğlu’nun bana faydasından çok zararı olmuştur.
Benim yaptığım işlerde bana daire devrettirip parasını çantalarla sonrasında gönderdiği bundan önceki ifadelerimde belirttiğim ve bugünde belirteceğim bir çok olay olmuştur. Ben helal olarak yaptığım işlerin Ekrem İmamoğlu tarafından kaynağını bilmediğim ve çoğunluğu rüşvet parası olan paraları almam dolayısıyla tutukluyum. Ben şirketime gelen paraların kaynaklarını araştırmaya yetkili birisi değilim. Bunun hesabını vermesi gereken kişi de beni bu pozisyona sokanlardır.
Ben 17/06/2025-27/06/2025 tarihlerinde etkin pişmanlık kapsamında ifadeler vermiştim. Bugün hatırladığım bir kaç hususu anlatmak istiyorum.
Çalıştığım süreç içerisinde benim yapmış olduğum Bahçeşehir bölgesinde kamuyla alakası olmayan Butik Panorama isimli projemden bir tane 4+1 bahçe dublex daireyi Serdar Taşkın’a bir tane 2+1 daire Ercan Saatçi’ye verdim. Ercan Saatçi’ye vermiş olduğum dairenin tapusu hatırladığım kadarıyla kendisi üzerine değildi. Bu devrettiğim dairelere karşılık bu şahıslardan herhangi bir ödeme almadım. Bu daireleri Mehmet Murat Çalık’ın beni arayarak Serdal Taşkın ve Ercan Saatçi’ye Ekrem Imamoğlu’nun istedikleri daireleri verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine ben bu daireleri devrettim.
Bu dairelerin parası tahminimce beş-altı ay sonra nakit olarak Zafer Keleş veya Murat Keleş tarafından şirkette Serpil isimli çalışanıma teslim edildi. Bunlara ilişkin hem tapu kayıtlarını hemde şirkete giren para hesaplarını Cumhuriyet Başsavcılığınıza ibraz edeceğim.
Beylikdüzü Belediyesinde iş yapan ve belediyeden alacağı olan İlhan Akbayır isimli şahsa Yeşilköy de bana ait olan bahçe katı 2+1 ve şu an ki değeri 1 milyon doların üzerinde olan daireyi Mehmet Murat Çalık beni arayarak bana ait olan daireyi belediyeden alacaklarına karşılık İlhan Akbayır’a devretmem gerektiği, bunun Ekrem Imamoğlu’nun talimatı olduğunu söylemesi üzerine tapuyu İlhan Akbayır’ın kardeşinin üzerine verdiğini şu an hatırlamıyorum. Yine bu dairenin parası da yedi-sekiz ay sonra sistem üzerinden şirketime gönderilmiştir.
Ekrem Imamoğlu kendisi cumhurbaşkanı olduktan sonra yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Mehmet Murat Çalık’ın geçmesini istiyordu. Bunun için benim yapmış olduğum Topkapı Projesinde 5’inci katta Mehmet Murat Çalık’ın kullanması amacıyla beş tane daireyi birleştirerek merkezi lokasyon da ofis yapmak için satın aldılar. Bu yerin projesini akrabası olan mimar Mete Evin çizmişti. Buna ilişkin projeler mevcuttur. Buranın parasını Mehmet Murat Çalık’ın Balıkesir Güre’de Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu’yla ortak olduğu arsadaki payını Ekrem İmamoğlu’na devrettikten sonra Ekrem Imamoğlu buranın parasını gönderecekti. Buna ilişkin 2024 yılının sonunda Beylikdüzü’nde bir toplantı yaptık.
Bu toplantıda Veysel Erçevik, Mehmet Murat Çalık’ı temsilen Tuncay Yılmaz’sa Ekrem İmamoğlu’nu temsilen bulunmaktaydı. Devir işlemleri operasyon yapılması nedeniyle gerçekleşmemiştir. Tarafıma da herhangi bir ödeme de yapılmamıştır.
Cumhuriyet başsavcılığınızca yürütülen soruşturmanın basına yansıyan kısmından anladığım kadarıyla soruşturmada etkin pişmanlıktan faydalanan bir çok kişinin tüm sorumluğu Fatih Keleş’e ve bana yıkmaya çalışıldığını gördüm. Ancak benim bu şahıslarda bir arada bulunduğum süreç içerisinde Fatih Keleş’in de kullanıldığına şahit oldum.
Ben doğru işler yapıldı demiyorum. Ancak birilerinin ön plana çıkartılarak üzerlerine suç yıkılması gerçek suçlularının da kurtarılmaya çalışmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Fatih Keleş bahsedilen konuların hiç birisini kendi iradesiyle yapmamıştır.
Benim etkin pişmanlıktan faydalandığım basına yansıdıktan sonrasında kendi vekaletli avukatım beni ziyarete geldiğinde ilk savcılık ifademde bulunan Onur isimli avukat üzerinden bana mesaj getirdiğini Ekrem İmamoğlu’nun Onur’a “Kızgın değilim kırgınım neden yaptın izahat bekliyorum” şeklinde notunu iletti.
Yine avukat Onur Büyükhatipoğlu ayın 17’sinde verdiğim ifadeden sonra bana gelerek Murat Gülibrahimoğlu’nun avukat gönderilip göndermediğini sordu.
Ben kimsenin gelmediğini söyledim. Bunun üzerine Murat Gülibrahimoğlu adına bazı avukatların bazı şüpheli tutukluları ziyaret ettiğini, “Konuşmayın dik durun çokta daha güçlü bir şekilde döneceğiz her türlü hazırlıklarımız tamam” şeklinde mesajlar ilettiklerini söyledi. Sana da gelirlerse bana bilgi ver dedi.”
Avukatı şöyle dedi:
“Ceza Muhakemesi Kanununun 147’nci maddesinde yazılı hususların yerine getirilmesinden sonra tutanak okunup, ifade veren ile hazır bulunanlar tarafından imza altına alınmıştır. İfade 16/06/2026 tarihi saat 17:19’da başlamış olup 02/07/2025 tarihinde sona ermiştir.”