Talat Kırış: Bir 'beyin cerrahı' olarak yazıyorum; Ayşe Barım'ın ciddi hayati tehlike içeren hastalıkları bulunmakta

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Aslında kişilerin sağlık durumları ile ilgili, kendileri ve birinci derecede yakınları dışında kimseye bilgi vermemeyi bir mesleki prensip edinmişimdir. Ama burada benim bilimsel görüşüme göre bir insanın hayatı söz konusu olduğundan kamuya açık bir bilgilendirmeyi zorunlu görüyorum.

Ayşe Barım’ın kalp rahatsızlığı ve kendisi için oluşturduğu risklerle ilgili benim beyanda bulunmam uygun olmaz. Yalnızca hastalığının ‘hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati’ olduğunu, bunun da kalp kasındaki bozukluk nedeniyle sol karıncık çıkışında daralmaya ve kalp yetmezliğine neden olan bir hastalık olduğunu belirteyim. TTB’nin oluşturduğu heyetin çalışması sırasında kardiyoloji hocası arkadaşlarımızın bu rahatsızlığın çok ciddi olduğunu ifade ettiklerini eklemeliyim. Diğer hastalıklarıyla ilgili bilgi vermeyi yazıyı uzatmamak adına gerekli görmüyorum.

Ayşe Barım’ın benim branşımla ilgi hastalığı beyin anevrizması, yani beyin damarlarında oluşmuş bir damar baloncuğu. Anevrizmalar kanadıklarında ciddi bir hayati risk taşıdıklarından tespit edildiğinde tedavi edilmesini öneririz.

Nitekim Ayşe Barım da 2015 yılında tedavi görmüş ve anevrizması endovasküler yoldan, yani kasıktan girilerek damar içinden yapılan bir girişimle kapatılmış. Endovasküler yolla kapatılan anevrizmalarda aynı bölgeden yeni bir anevrizma gelişmesi ya da anevrizmanın içine yerleştirilen materyalin kan basıncıyla itilerek altında yeni bir boyun oluşması mümkündür.

Nitekim hastanın 2024 tarihli beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve MR anjiyografisinde bu durum saptanmış. 09 Mayıs 2025 tarihli Silivri Devlet Hastanesi’nde yapılan MRG ve MR anjiyografisinde ve 13 Mayıs 2025 tarihli Marmara Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi’nin Sağlık Kurulu raporunda gelişen anevrizmada boyut artışı olduğu (Sol MCA M1, M2 segment bileşkesi düzeyinde yaklaşık olarak 5,8 x 4,1 mm boyutlarında geniş boyunlu anevrizmatik dilatasyon) belirtilmiştir.

2024 yılında yapılan incelemeye göre boyut artışı olması, gelişen anevrizmanın stabil olmadığı ve mevcut subaraknoid kanama (beyin kanaması) riskinde artış olduğunu düşündürmektedir. Bu durumun tanıda altın standart olan ‘dijital subtraksiyon anjiografi’yle değerlendirilmesi ve sonuca göre gerekli takip ve tedavinin planlanması gereklidir. Serebrovasküler cerrahi açısından komplike bir durum arz eden kapatılmış anevrizmada nüks gelişmesi ve bu durumun tedavisi, ancak bu konuda uzmanlaşmış merkezlerde hem endovasküler hem de açık cerrahi konusunda deneyimli ekiplerin varlığında değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Cezaevi koşullarında gelişecek bir kanamaya müdahalede gecikme ya da tedavinin bu konuda deneyimsiz bir sağlık merkezinde yapılmak zorunda kalınması ciddi hayati riske neden olacaktır.

TTB Bilimsel kurulu netice olarak “Barım’ın değerlendirme sürecinde kendi seçeceği hekim/hekimler tarafından muayene ve tedavi edilme hakkının tanınmaması, mevcut rahatsızlıkları göz önüne alındığında sağlık hakkının ihlalinin yanı sıra işkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına da gelebileceğinden; Barım’ın sağlık durumu, uluslararası sözleşmeler, BM İstanbul Protokolü, BM Mandela Kuralları ve AİHM kararları da göz önünde bulundurularak tanı ve tedavisinin kendi seçeceği hekim/hekimler tarafından sağlanacağı bir ortama kavuşması gerekmektedir” kanaatini belirtmiştir.

(…)

Ayşe Barım hükümlü -elbette hükümlüler için de sağlık hakkı temel bir haktır- değildir. Ciddi hayati tehlike içeren hastalıkları bulunmakta, cezaevi koşullarında bu risk misliyle artmaktadır. Ayşe Barım için yazdıklarım tüm hasta tutuklu sanıklar için de geçerlidir.

Katillerin, cadde ortasında insanları bıçaklayan, kurşunlayan tiplerin, domuz bağıyla işkence ederek insan öldüren, insanları diri diri yakan zalimlerin serbest bırakıldığı, affedildiği bir ortamda, hukukçuların da tartışmalı bularak eleştirdikleri iddialarla yargılandıkları davalarda suçu bile kesinleşmemiş insanları, hayatlarıyla alay eder gibi içeride tutmak ayıptır, günahtır, vicdansızlıktır.

Talat Kırış’ın yazısı