AFAD’ın kendiliğinden ve derhal harekete geçmesi gerekirken, İçişleri Bakan Yardımcısına bağlı hiyerarşik bürokratik kuruluş haline getirilmiş olması ve AFAD’daki “Afetlere Müdahale Genel Müdürü” olarak bir tasavvufçunun atanmış olması her şeyi izah ediyor. “Güçlü lider”e sadık olması yeterli sayılmıştı. Yetersizliği çıktı ortaya,
Her felakette Mehmetçiği yanında gören halkın bu defa TV ekranlarındaki “Asker nerede?” feryatları tipik örnektir. Gerçi Bakan Hulusi Akar, deprem günü saat 05.10’da Cumhurbaşkanına haber verdiğini, Hatay’a gidecekleri söylediğini, Cumhurbaşkanın da “uygun bulduğunu” söyledi ama bu askerin sahaya gönderilmesi anlamına gelmiyordu. Askerin fiilen kurtarma çalışmalarında görülmesi, 7 Şubat’ta saat 14.30’da OHAL ilanında sonra oldu. OHAL de depremden 36 saat sonra ilan edilmişti. Halbuki valiler derhal asker çağırabilirdi.
Demek ki, bu çağda “kral değil kural” ve kuralları uygulayacak güçlü, inisiyatifli kurumlar lazım. Sistemi yeniden teşkilatlandırırken bu gerçekler asla ihmal edilmemeli, “güçlü adam”a göre değil, “güçlü kurallar ve kurumlar” ilkesine göre düzenleme yapılmalıdır.