Siyaset biliminin kurucusu Alexis de Tocqueville yazmıştı: İktidarlar, baskı ihtiyacını zayıf zamanlarında daha çok hissederler.
Erdoğan kendini güçlü hissetseydi İmamoğlu’ndan başlayarak muhalif belediyelere demokrasi dünyasının da tepkiyle karşıladığı operasyonlar yapar mıydı?
MHP’ye bile meydan okuduğu yıllarda niye böyle şeyler yapmadı, değil mi?
Bütün anketlerde zayıf gözüküyordu; ekonomide Şimşek’in deyişiyle milyarlarca dolarlık “iç şoklar” yaşanmasını bile göze alarak, defalarca hakim değişikleri yaşanarak benzeri görülmemiş bir “silkeleme” operasyonları yapıldı.
Toplumda “sıra kimde?” diye sorulurken, Üsküdar Belediyesi, akıl almaz bir planlamayla ‘fethedildi.’ Dört transfer, iki tutuklama, arkasından seçim…
Oysa Erdoğan, transferler için “eğer dürüstse parlamentodan da istifa eder” demişti. (17 Aralık 2013)
Şimdi, insanları milletvekili, belediye başkanı, belediye meclisi üyesi sıfatlarıyla partisine transfer ediyor.
Bütün bunlar Erdoğan’ın seçim kazanmasına yeter mi? Ekonomi Erdoğan’a pek ümit vermiyor; onun ümidi muhalefetin parçalanmışlığı…
Seçimler mutlaka yapılacaktır. Kimse evhama kapılmasın.