DEHŞET verici bir hırsla birbirimizi yiyoruz. Bu kavganın tek kazananı var; Kürt hareketi!
Cumhurbaşkanı Gül haklı olarak diyor ki:
“Son dönemde yaşanan şeyler; bir zamanlar çok parlayan ışığımızın aynı parlaklıkta olmadığı belli!”
Bir ülke geleceğinin parlak olduğu konusunda inandırıcı bir tablo ortaya koyarsa, o ülkeye sermaye akar… O ülke dünyada saygı görür… O ülkenin vatandaşları arasında birlikle yaşama duygusu güçlenir, en azından ayrılıkçı hareketlerin tabanı yumuşar…
Bizim coğrafyamızda ışığı parlak ve AB adayı bir ülkeden ayrılmak, Ortadoğu karanlığına sürüklenmek riskini taşır. Fakat Türkiye ışığını kaybediyorsa cazibesini de kaybetmez mi?
Yıldızımızın parladığı olaylardan biri olan 2010 reformuyla yargı bağımsızlığının geliştirilmesine bugün Başbakan “Hata etmişiz” diyor! Dün Türkiye ile “Katılım Ortaklığı” belgeleri imzalayan AB, bugün basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı gibi hayati konularda üst üste Türkiye’yi uyarıyor!
BDP hareketinde ise moraller yüksek, “İnşa aşamasına geldik” diyorlar, geleceğe ait bir projeleri, hedefleri var.
BDP dışında, öfkelere boğulmuş, birbirinin gırtlağına sarılmış, gelecek umudu kararmış bir toplum haline geldik! İktidar veya muhalefet, sabah yeni bir güne gözlerini umutla, sevinçle açabilen var mı?…