İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ‘Suni gündemleri fısıldayan adam’ diye tanımladığı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yapılandırılması’ talebini sert sözlerle eleştirdi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Akşener, “Beyefendiyi doların 8 liraya dayanması rahatsız etmiyor. İflas eden şirketler rahatsız etmiyor. İşsizliğin artması, gençlerin umudunu kaybetmesi rahatsız etmiyor. Ama bir tek Anayasa Mahkemesi rahatsız ediyor” dedi.
Erdoğan’ı hatırlattı
Bahçeli geçen hafta, son zamanlarda verdiği kararları ‘sancılı ve sakat’ diye niteleyerek Anayasa Mahkemesi’nin ‘yeni hükümet sisteminin doğasına uygun şekilde’ yeni baştan yapılandırılması gerektiğini söylemişti.
Akşener, Bahçeli’nin sözlerinin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da Meclis gündemine böyle bir düzenleme gelirse onay vereceği yönündeki sözlerini hatırlattı.
‘Onaylamadığımız birçok karar’
“Anayasa Mahkemesi demokrasi ile yönetilen bir devletin en önemli güvencelerinden biridir. Hukuk sisteminde, kuvvetler ayrılığı ilkesinin olmazsa olmaz unsuru ve hukuki gücüdür” diyen Akşener, şöyle devam etti:
“Anayasa Mahkemesi bizim de onaylamadığımız birçok karara imza attı. Ancak karar çıktıktan sonra, hukuk devletine olan inancımız gereği, bu kararlara hep uyduk. Çünkü sözünü ettiğim devlet ciddiyeti bunu gerektirir. Her kararını beğenmek zorunda değilsiniz. Ancak her kararına uymak zorundasınız.
Anayasa bir toplumsal sözleşmedir. Anayasa Mahkemesi de, o sözleşmeyi korumakla mükellef, anayasal bir kurumdur. Dolayısıyla, mevcut anayasa kapsamında verdiği kararlar üzerinden, böyle bir kurumun iktidar tarafından tehditkar bir dille tartışmaya açılması, hukuk sistemimize vurulacak çok büyük bir darbedir.”
‘İnsana sorarlar’
Bahçeli’nin sözlerini eleştiren Akşener, “Küçük ortaksa, üyelerinin büyük çoğunluğunu iktidarın atıyor olmasıyla yetinmeyip, burayı nasıl partili anayasa mahkemesine dönüştürürüz, bunun peşinde” dedi.
Akşener şöyle devam etti:
“İnsana sorarlar; Türkiye’nin ekonomisini uçuşa geçirdiniz de Anayasa Mahkemesi mi engelledi? Türkiye’de işsizlik sorununu çözdünüz de Anayasa Mahkemesi mi engelledi?
Vatandaş sizden, işsizliğe, hayat pahalılığına çözüm bulmanızı bekliyor. Bu kadar yetkiyle bile Türkiye’nin sorunlarını çözemiyorsanız, suçluyu başka yerde aramayın.
Partili cumhurbaşkanlığı sistemini getiren siz, yasayı yazan siz, şikayet eden yine siz…”
Yeni ekonomi programı
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı yeni ekonomi programına değinen Akşener, şöyle konuştu: “Damat bakan, bu defa kayınpederinin 2023 hedeflerini bile boşa çıkarmayı başarmış. İktidar 2023 yılı için ne vadetmişti? Mesela, 2 trilyon dolar milli gelir demişti. Damat bakan bunun yarısını bile değil, sadece 875 milyar dolar milli gelir diyor. Sözüm ona doları önemsemiyor ama tüm rakamları da dolar olarak açıklıyor. İktidar, 2023’te Türkiye’yi ilk 10 ekonomiden biri yapmayı vadetmişti. Damatsa, ilk 20 ekonomi arasında kalabilmeyi hedefliyor. İktidar, 500 milyar dolar ihracat sözü vermişti. Yeni ekonomi programı, 214 milyar doları hedefliyor.”
Akşener, OECD ülkelerinin büyük çoğunluğunun parasının dolar karşısında değer kazandığını, 37 OECD ülkesi arasında değeri en çok düşen paranın Türk Lirası olduğunu söyledi.
Gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına göre Türk Lirası’nın bugün 6 lira 20 kuruş olması gerektiğini savunan Akşener, şöyle devam etti:
“Bakın Türk Lirası’nı gelişmiş ülkelerin para birimleriyle değil, gelişmekte olan ülkelerin para birimleriyle karşılaştırıyorum. Avrupa ülkeleriyle değil, Kenya’yla karşılaştırıyorum, Sisi’nin yönettiği Mısır’la karşılaştırıyorum. Türkiye’nin performansı maalesef onların bile altında. Türk Lirası dünya liginde kiminle yarışıyor biliyor musunuz? İflas eden Arjantin’le yarışıyor. 9 yıldır iç savaşla boğuşan Suriye’yle yarışıyor. Damat bakanı tebrik edebiliriz. Bir ülkede iç savaşın ekonomik yıkımıyla, bizdeki damadın ekonomik yıkımı aynı.
Kendine gel Sayın Erdoğan. Bu işi layıkıyla yapacak yüzlerce aday dururken, hazineyi damadına emanet edersen olacağı bu. Türk ekonomisi, damadının mıncıklayacağı oyun hamuru değil. Türkiye Cumhuriyeti de sizin deneme tahtanız değil. Türk Lirası, 83 milyonun alın teridir. Türk Lirası değerliyse Türk milletinin emeği değer bulur. Türk Lirası değerliyse Türk milletinin alım gücü artar. Ne söz verdiniz, nereye geldik?”
‘Yanlış politikalar nedeniyle artıyor’
Akşener, izlenen yanlış politikalar nedeniyle doların sürekli arttığını savunarak, şunları kaydetti: “Damat bakan, 2020’de doları 6.91 lira, 2021’de ise 7.68 lira öngörmüş. Evet yanlış duymadınız. Bir sene sonra dolar ortalama 7.68 lira olacakmış. Güler misin, ağlar mısın? Arkadaşlar dolar daha dün 7.76 liraydı. Bu aymazlık yetmezmiş gibi bir de gazeteciler döviz kurunu sorduğunda, dönüp ‘Ben işin orasına bakmıyorum’ diyor. Bunu bu ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı söylüyor.”
Akşener, dövizin artmasıyla süt ürünlerinden teknolojik ürünlere, araçların yakıt giderlerinden yol ve köprü geçiş ücretlerine kadar her alanda fiyat artışının görüldüğünü dile getirdi.
Yeni ekonomi programının, 2020-2023 dönemindeki bütçe açığının, son 10 yıldan daha yüksek olacağını gösterdiğini vurgulayan Akşener, şöyle konuştu:
“İktidara geldiklerinde yüzde 18 olan özel sektör dış borcunun milli gelire oranı tam iki katına çıkmış. Türkiye’nin dış borcunun milli gelire oranı, 2001 krizi seviyesinin bile üstünde. Ama belli ki damat bakan, memleketi döviz cinsinden ne kadar borçlandırdığına da bakmıyor.
Allah aşkına söyler misin damat bey, sen nereye bakıyorsun? Hamdolsun, enflasyonda da 15 sene öncesinin gerisine gidiyoruz. Damat bakan, enflasyonun bu sene sonunda yüzde 10,8 olacağını söyledi. Yahu senin güya tarafsız merkez bankan bile bunu daha yüksek beklediğini senden 10 gün önce söyledi. Nitekim dün, türlü oyunlara rağmen enflasyon yüzde 11.75 çıktı. Ama belli ki damat bakan, kendi Merkez Bankası’nın enflasyon açıklamalarına da bakmıyor. Allah aşkına söyler misin damat bey, sen nereye bakıyorsun?”
İptal edilmeli
Akşener, önümüzdeki aylarda salgınının artma riskine karşı gelir kaybına uğrayan küçük esnaf, sanatkar ve işini kaybeden çalışanlara borçla değil doğrudan nakit yardımı yapılması gerektiğini dile getirdi.
Öncelikli olmayan harcama programlarının iptal edilmesi gerektiğini savunan Akşener, “Devletin bütçesini, salgından olumsuz etkilenen vatandaşlarımızı destekleyecek şekilde yeniden düzenleyin. 2021 yılını, ‘israfla mücadele yılı’ ilan edin diyeceğim ama o size zor gelir. En azından ‘devlette tasarruf yılı’ ilan edin. Kamu hizmet bina yapımlarını durdurun. Kırtasiye, mobilya, taşıt kiralama, temsil ağırlama giderlerini kısın” diye konuştu.
‘Varlık Fonu kapatılsın’
Akşener, ekonomik sorunların çözümü için ekonomide güveni tesis edecek adımların atılması, yapısal reformların yapılması ve Varlık Fonu’nun kapatılması gerektiğini belirtti.
İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş için gerekli adımların da atılması gerektiğine dikkati çeken İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, “2002 senesinde milletin dertlerini, isteklerini önceleyen bir Ak Parti vardı. Bugünse, elindeki medya gücüyle her türlü başarısızlığı örtmeye çalışan bir anlayış var. Hizmet üretmek yerine yalan üreten, palavra satan bir anlayış var” dedi.
Akşener, iktidarın milletin alın terini ve gençlerin geleceğini çaldığını, ekonomide yaşattığı felaketleri adeta bir zafer olarak sunduğunu, bütün bunları da partili cumhurbaşkanlığı sistemi sayesinde yaptığını söyledi.
Yasama, yürütme, yargı, denetim ve medyanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinde olduğunu belirten Akşener, şunları söyledi:
“Bu sistem, her türlü yanlışa, her türlü yolsuzluğa davet çıkarıyor. Yasamanın da yürütmenin de yargının da denetimin de medyanın da bağımsız olmasını istiyoruz. Denetim kurumları lüks harcamaları, usulsüz ihaleleri, akraba kayırmacılığını denetlesin istiyoruz. Haramzadelerin şiddetinden korkan bir medya değil, harama el uzatanların korkacağı bir medya istiyoruz. Talimat bekleyen değil, hukukun emrinde hakim ve savcılar yetişsin istiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisini, milletin ortak aklı olarak görmek istiyoruz. Meclisin zıtlaşmayı değil, toplumsal uzlaşmayı temsil etmesini istiyoruz. Fakir ve zorluklarla boğuşan bir ülke yerine zengin, mutlu ve güçlü bir Türkiye istiyoruz. Bunun için de kuvvetler ayrılığına dayalı yeni bir anayasa ile iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem diyoruz.”