Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
İnsanları onurlu kılan; ispiyoncu olması değil, özgürlüğe, hakka ve adalete inanmasıdır. Herkesin kulağı başkasının ağzındaysa, kimsenin sesi duyulmaz. Paranoya, toplumun doğal dili olur. Ayrıca tanık olmak ile hafiye olmak arasındaki kalın sınır, çok ahlaki bir aralık değil midir?
Gazeteci Timur Soykan, YouTube kanalında yayınlanan Onlar TV programında, bir ev sahibinin, kiracısını evden çıkarmak için polise ihbar ettiğini, gerekçe olarak CHP’nin boykot çağrısını sosyal medya hesabında paylaştığını anlattı. Kiracı, “halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiği” gerekçesiyle göz altına alınmış. Yani bir vatandaşın siyasi tavrı, bir diğer vatandaşın “örtülü çıkarı” lehine yasal gerekçe olarak kullanılmış. Sadece bu da değil. Parkta siyaset konuşan kişileri kaydeden bir vatandaş polise ihbar etmiş, vatandaşlar bu kayıtla yargılanmış, biri “cumhurbaşkanına hareket”ten 4 ay cezaevinde yatmış.
Kimin ne düşündüğünü “kendi kafasının kırmızı çizgilerine göre” ölçen, politik sadakatleri üzerinden “tahliye- tehdit mekanizmalarını işleten” yurttaş tipi çok tuhaf. Çok ayıp. Akıl dışı. Siyasetin bizi ne kadar ayırdığı ortada, ama birbirimizi bu kadar kolayca ihbar edebilecek hale geldiğimizi kabullenmek kolay değil. Çünkü ihbar, sadece bilgi vermek değil. Hafiyelik de iş değil. Birinin başına iş açacağını bile bile, onu teslim etmeye karar vermek demek.