Ahmet Kural’ın Sıla’ya yaptıklarının detayları ortaya çıktıkça, insanın hayreti de büyüyor. Bu şiddet dışında neye mi hayret ediyorum? Mesela cılız da olsa, çıkan o birkaç sese…
“Küçük çocuk gibi güçlü bir bayana bu şikayeti hiç yakıştıramadım” diyen kadına hayret ediyorum. Birincisi, bayan değil, kadın! İkincisi, bunu söyleyen bir kadın, pes!
Olayın darp raporu ortaya çıkmışken, ‘ciddi travmatik yaralanma’ izleri söz konusuyken; kurulan bu cümlelere hayret ediyorum. Keşke Ahmet Kural hiçbir süslü cümleye gerek duymadan, ‘ağır tahrik’ silahına falan sarılmadan “Özür diliyorum, büyük hata ettim, cezamı çekmeye hazırım” deseydi. Sonra da öfke kontrolü mü, alkol tedavisi mi artık kendisi için gereken neyse onu yapacağını söyleseydi. İşte o zaman özrünün bir anlamı olurdu ama artık yok!