Bizdeki zenginler, hele ki zenginliğini ana işinden değil, para pazarlayarak kazananlar, “külfetin başkalarına yüklenmesi” için gayret ederler. Oysa “külfeti” KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yıkan ve nimeti de bunlara sunan çözümler pek işe yaramaz. Uzlaşma, külfeti adil dağıtmaktan geçebilir ancak.
Testiyi kıran ile suyu getireni karıştıran eski uygulamalar gösterdi ki oluşturulacak olan kaynakların, zaten bu krizi yaratan “çoktan ölmüş ama öldüğünden habersiz” büyük şirketlere aktarılması, çare olamıyor. Verimsiz hantal, kâr iştahı yüksek firmalara verilecek kaynaklar, milli gelir kaybı oluveriyor.
En berbat söylem?
“Krizin külfetini benim dışımda herkes paylaşsın.” Mağaza siftah yapmıyor ama dükkân sahibi “kiramı aynen isterim” der. Ben hiçbir şey almam ama herkes benim malımı alsın” akılsızlığı da…
Külfeti kim dağıtmalı?
Enflasyon külfetini sabit gelirliye, çiftçi, esnaf, emekçiye yükleyip kendi konforunu sürdürme gayreti içinde olan kamu, asla külfeti adil dağıtmayacaktır. Yandaş candaş bir yana, gerisi ise saldım çayıra…