Batı’nın liberal sol çevrelerine, eski Marksistlere çekici gelebilecek bu yaklaşım, ayrıca radikal ekolojik söylemler ve feminizmle de süsleniyor. Araya Murray Bookchin gibi anarşist/radikal ekoloji teorisyenlerinin de adı verilerek, örneğin ABD’de Noam Chomsky gibi düşünürlerin seslendiği çevrelere hitap edilmeye çalışılıyor. Hatta yine geçen yılın yaz aylarında yayınlanan Rolling Stone Dergisi’nde, Amerikan anarşistlerinin YPG’ye katıldıklarının anlatıldığı yazıda, Öcalan’ın artık Noam Chomsky okumaya başladığı da belirtilmişti.
Türkiye, “Bu çevrelerin önemi yok, sayıları ne ki bunların” diyerek tehlikeyi görmezden gelmemeli. Evet tabii ki bu çevrelerin sayı olarak önemi çok fazla değil, ama düşünen insanların söylemlerinin belirleyici güçleri de vardır. Batı’nın düşünen sınıflarının ve tabii ki onların kontrolündeki toplumsal söylemlerin PKK propagandası için kullanılmasına karşı Türkiye de mutlaka bir şeyler yapmalı. Açıkçası seküler cumhuriyete, demokrasiye, insan haklarına sahip çıkan bir Türkiye, bu ideolojik saldırıyı göğüsleyebilir.