2016’yı hatırlayalım. Clinton ekibi televizyon reklamlarına milyonlar harcarken Trump aylarca tek kuruş harcamıyor. Peki ne yapıyor? Şimdi kampanyasını emanet ettiği Brad Parscale’ı buluyor ve ona dijital reklamları yönetme işini veriyor. Şimdi sıkı durun. Daha önce çok seçim kazanmış uzmanlardan oluşan Clinton ekibi kendi dijital kampanyasını geliştirirken, Trump’ın çömez dijital kampanya direktörü Parscale, zaman ve bütçe yetersizliğinden dolayı tüm işi Facebook, Twitter, Instagram ve YouTube gibi platformların algoritmasına bırakıyor. Bu şirketler de her büyük reklamverene yaptığı gibi birer elemanı Parscale’ın emrine veriyor. Kampanyanın bundan sonrasını bu devasa şirketlerin elindeki büyük veri (big data) hallediyor. Bazen günde aynı mesajın yüzlerce versiyonu piyasaya sürülüyor. En başarılı olan reklam istenilen eyalette, istenilen yaş grubuna istenilen dozda gidiyor. Sonuçta hangi stratejinin galip geldiğini biliyorsunuz. Dolayısıyla önümüzdeki seçimlerde geçmişte seçim kazanmış uzmanların yerini büyük veriye dayanan algoritmaların alacağı muhakkak.