Eğitim sisteminde reform yapmak yetmez. Tıpkı İsrail’in, tıpkı Finlandiya’nın, tıpkı Estonya’nın yaptığı gibi eğitimin yanına girişimciliği de koymak zorundayız. Gençlerimizi ‘atanamayan’ olmak için değil, girişimci olmak için yetiştirmeliyiz. Bunun için de gençlerimizi özgür bırakmaya cesaret etmemiz ve onlara adil bir rekabet ortamı sunmayı başarmamız lazım.
Girişimcilik ancak bu ikisinin bir arada olduğu iklimde gelişiyor. İnsanlar fikirlerini özgürce tartışabildiği, bu fikirleriyle adil bir rekabet ortamında yarışabildiği oranda girişimci olabiliyor. Kalkınma zihniyetini öyle bir değiştirmeliyiz ki, hesabı montaj sanayi ya da inşaat üzerinden değil, eğitim ve girişimcilik üzerinden yapmalıyız. Yani diyeceğim şu: Eğer bu seçimlerde 80 milyonluk ülkede neden bu kadar az girişim çıkıyor sorusuna yanıt bulamazsak korkarım ki bir sonraki mucize için daha çok bekleyeceğiz.