2000 seçiminde yaşanan bu süreç ABD’deki sistemin işleyişini göstermesi bakımından da önem taşıyor. Sonucun belli olması için bir aydan da uzun bir süre beklenmiştir.
Ancak bugüne hiç benzemeyen çok farklı bir yönü var bundan yirmi yıl önceki seçimin. Süreç bir aydan uzun bir zaman kilitlenmiş olsa bile ABD’de bir olağanüstü hal ortamı yaşanmamıştır. Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında bir husumet ortamı belirmemiş, Beyaz Saray’ın çevresine tel örgü çekilmemiş, mağazaların vitrinleri kontrplakla kapatılmamıştır. Ülkenin kurumları çalışmış, hukuk düzeninin kuralları işlemiş ve herkes centilmence sonucu kabul etmiştir.
Bu kez öyle değil. Başkanlık seçimi sonrasında ortaya çıkabilecek gelişmelerin ülkeyi ciddi bir krize sürüklemesinden endişe ediliyor. Dünyanın ileri demokrasilerinden biri olmakla övünen ABD’de bu kaygıların yaşanmakta oluşu her bakımdan düşündürücüdür. Kutuplaştırma politikalarının sonucu toplumsal barışın zemin kaybettiği ve kuralları zorlama eğiliminin baskın hale geldiği koşullarda demokrasinin ne kadar kırılgan bir duruma girebileceğini gösteren çarpıcı bir tecrübeye tanıklık ediyoruz.