Köylerde, tarım alanlarında genç kalmadı; kadınlar köylerde durmak istemiyor. Çünkü ne kendisi ne de çocukları için gelecek yok. Okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal alan yok, gençler ve kadınların ürettiği üründen kazanılacağı gelir yok. Emeklilik hak getire çünkü sosyal güvence zaten yok. İsterlerse borçlanma çok, hem de milyon milyon. Çünkü Saray, kredi musluklarını sonuna kadar açtı.
Süt üreticisi köylüler sattığı sütle yem alamıyor. İnekler kesime gidiyor. Et ve hayvan ithalatı kasap reyonlarında et fiyatını düşürmedi ama oluşan ithalat baskısı üretimi düşürdü. Hayvancılıkta ithalatçı politikalar sadece köylüyü değil Angus taşıyan gemilerin yaydığı kötü koku ve sinek nedeniyle Silifke’de, Taşucu’da halkı da bezdirdi. İnsanlar, pencereleri açamaz hale geldi. Köylünün sağdığı süte değerini vermeyen, yemini ucuzlatmayan, yetiştirdiği hayvanın ithalat baskısıyla fiyatını düşüren Saray süt hayvancılığına 60 milyon liraya kadar, besiciliğe de 40 milyon liraya kadar kredi vereceğini söylüyor. Ahırda yem bekleyen hayvana, evde ekmek bekleyen çocuğa, biriken yem borcunu isteyen bayiye, verdiği hizmet karşılığı alacağını isteyen veterinere borcunu ödeyemeyen köylüye hayvancılık için yatırım kredisi müjdesi de bir AKP klasiğidir.
Köylüyü borçlandırarak üretim yaptır, enflasyonla mücadele adı altında tarım ürünleri fiyatını düşür, düşmeyeni ithalatla baskıla. Tarım desteklemelerini azalt, köylüyü artan girdi maliyetleri karşısında köylüyü üretemez hale getirerek üretimden kopar. Teşvik, hibe, istisna, vergi desteği adı altında şirket tarımını destekle. Bu şirketlere vereceğin kredi desteğini de tarıma destek olarak açıkla. Bu gidişatın değişmesi ve gerçek tekellerden bağımsız tarım politikaları için ülke köylüsünün sendikalaşarak örgütlenmesi şart.