Sedat Başkavak: Tarım ürününü ithalatla karşıladıktan sonra ambarın anahtarı elinizde olsa ne yazar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çiftçiler Günü’nde yüzlerce çiftçi salonda, yüz binlerce çiftçi televizyonlardan Cumhurbaşkanından kendilerine ilişkin bir söz, bir destek açıklaması bekliyor. Girdi maliyetleri artıyor, destekler bu artışı ve üretimi devam ettirmekten uzak.

Köylü sulama suyu ve sulamada kullanılan elektrik fiyatlarının artışına baş gelemiyor. Fakat AKP iktidarı yeni su kanun tasarısıyla suyu tamamen ticarileştirmeyi planlıyor.

Çiftçiler Günü’nde Beştepe’de topladıkları köylülere “Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır” dedi ama ülkede, ambarlar üretimle değil ithalatla doluyor. Buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, soya fasulyesi, kuru fasulye, nohut, mercimek, et ve canlı hayvan, pamuk hatta çayı bile ithal ediyoruz.

Velhasıl evde akşam yemeğine etli nohut ve pilav yapmaya kalksanız; soğan Hindistan’dan ithal, kırmızı et (Polonya, Macaristan, Romanya, Brezilya, Uruguay’dan) ithal, ayçiçeği yağı Ukrayna’dan ithal, nohut Meksika’dan ithal, pirinç (ABD, Yunanistan, Bulgaristan, Arjantin ve Hindistan’dan) ithal. Peki bu yemekte ne yerli derseniz, tek yerli olan tuz oluyor, yerseniz!

Ürünün mamule dönüşmesi, istihdamın artması önemli de mamule dönüşecek ürünü üretecek köylünün yüzünün gülmesi daha da önemli. O üretmezse elinizde tuttuğunuz anahtarla ambara ithal ettiğiniz ürünü doldurursunuz. Tarım ürününü ithalatla karşıladıktan sonra ambarın anahtarı elinizde olsa ne yazar. Ancak depoculuk yaparsınız.

Sedat Başkavak’ın yazısı