Ve dün sıra ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımaya geldi. Trump aylar önce bu niyetini açıkladığı zaman kıyamet kopmuş, BM’den bunu önlemeye yönelik bir karar çıkmıştı. Trump bunların hiçbirine aldırış etmedi. Onun nazarında “önce Amerika” var. Daha doğrusu, kendisi var, kendi düşünceleri ve inançları var.
Tek yanlı hareket ettiği her olayda bu mizacı kendisini gösteriyor. İnatçılığı, aşırı öz güveni, kendini beğenmişliği, saldırganlığı, üstünlük kompleksi açıkça yansıyor…
Kudüs ile ilgili inatçılığının itici gücünü de Evangelist dini inançları oluşturuyor. Trump İsrail’deki elçiliği “kutsal kent” Kudüs’e taşırken, kendisini bu inanca bağlı milyonlarca Amerikalıya seçim kampanyasında verdiği sözü yerine getirmiş sayıyor!
Ama bu hareketi Arap ve İslam dünyasındaki milyonları ayağa kaldırmış, Filistin topraklarında kan dökülmesine yol açmış, bölgede barış şansını yok etmiş, bunlar Trump’ın umurunda değil.
Peki, bu daha ne kadar böyle devam edecek?