Cemaat, ülke siyasetine siyasi olmayan yöntemlerle müdahale etmeye çalıştı.
Yolsuzluk iddiaları, stratejik konulardaki tapeler, medya, özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen enformasyonla dezenformasyonun iç içe geçmiş olduğu, psikolojik harekât yöntemlerinin temel alındığı kampanyalar etkili oldu olmasına ama cemaat AKP’nin karşısına bir siyasi parti, Erdoğan’ın karşısına siyasi bir lider çıkar(a)madığı için bu etki sınırlı oldu, ülkenin siyasi kaderini tek başına belirleyemedi.
Bu bağlamda “Cemaat çok meraklıysa neden siyasi parti kurmuyor?” sorusu son derece meşrudur. Fakat partileşmeye gitmek Gülenin nerdeyse 45 yılda inşa etmiş olduğu küresel yapılanmayı ciddi anlamda riske atmak anlamına gelecektir.
Sanıyorum cemaatin önünde şu anda üç seçenek var:
1) Benim “cemaatin sivil olmayan kanadı” olarak adlandırdığım kişilerin oluşturduğu “devlet içindeki devlet” yapılanmasının kapısına kilit vurup tamamen sivil ve şeffaf bir faaliyet yürütmek.
2) Ağırlığı sivil olmayan kanada verip hükümetle amansız bir savaşa girişmek.
3) Ufak tefek değişikliklerle şu ana kadar uygulanan, sivil ve sivil olmayan kanatların koordineli bir şekilde yürütmeye çalıştığı stratejiyi sürdürmek.