Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
İstanbul’da uzun bir süredir restoranlar hesaba servis ücreti ekliyor. Son zamanlarda bahşiş de hesaba eklenir olmuş birçok restoranda. Bu konunun ne kadar can sıkıcı olduğunun da pek farkında değildim.
Ama işletmeci arkadaşlarım bu konuyu dillendirir olunca dikkatimi çekti. Nakit taşıyanlar azaldığından karttan çekilebilmesi için bahşiş hesaba ekleniyor. Ama böyle bir kalem olmadığından bahşişin çoğu ‘servis bedeli’ altında kesintiye uğruyor.
Bu nedenle TURYİD üyeleri başta olmak üzere pek çok işletmeci kartla bahşiş için bir vergi kalemi açılmasını ve bunun gönüllülük esasına dayalı olmasını istiyor. İngiltere’de de benzer bir tartışma var. ABD gibi bahşiş uygulaması yapan yerler rahatsızlık yaratmış.
Çünkü bahşiş, bir teşekkür ve jesttir. Zorunluluk değildir. Hayat pahalılığı nedeniyle her geçen gün daha önemli hale geldiği doğru. Zaten ABD’de de hizmet sektöründe ücretler düşük olduğundan bahşiş beklentisi bu kadar yüksek. Bu bahşiş tartışması, ekonomik süper güç olan ABD’nin ‘kültürel olarak da süper güç’ haline gelişinin bir uzantısı aynı zamanda. Çalışanların bahşişe daha çok ihtiyaç duyması, müşteriler için bir baskı oluşturmamalı. Birçok değerin ‘modernleşme’, ‘yüzü Batı’ya dönme’ adı altında yozlaşması beni üzüyor ve sinirlendiriyor.
Bahşiş, cömertlik geleneğindendir. Sistemin açığını kapatmak için kurban edilecek bir değer değildir. Nezaketi bile ticarileştirmek, bizim gibi kadim kültürlere yakışmaz.