FREDERIKE GEERDINK
Bana gözlerinde yaşlarla yalvarıyordu: ”Lütfen, bunları yazmayın.”
Bu, PKK’ya katılan, onlar için yıllar boyu savaşan, sonra bir tür iç tartışmaya giren ve örgüt tarafından öldürüldüğü söylenen kadın hakkında daha fazla bilgi veremeyeceğim anlamına geliyordu.
Adı, yaşı, memleketi, dağa ne zaman çıktığı ve hayatının ne zaman son bulduğu… Bunları paylaşamıyorum. Ailesi, bedel ödetilmesinden korkuyor çünkü.
Tabii ki PKK de suç işliyor
Saf olduğumu düşünebilirsiniz ama barış sürecinin doğal sonuçlarından biri olarak, bu hikayeyi kaynaklarımın güvenliğinden endişe duymadan yayınlayabileceğime ve doğrulayabileceğime inanıyorum. Ve hesabının bir gün sorulacağına…

Kısa süre önce bazıları bana, PKK’nin kendi üyeleriyle Kürt sivillere karşı işlediği cinayetlerden ve Türkiye’de sivil hedeflere yönelik saldırılarından haberdar olup olmadığımı sordu. Tabii ki haberdarım. Türkiye’de Kürt sorununa kendisini kaptıran herkes kısa sürede bu suçlarla karşılaşır.
PKK’nin suçları belirsizlik örtüsü altında
Fakat sorun şu ki bunlar yazmak zor.
Oysa Türkiye hükümetinin işlediği suçlar hakkında adını, soyadını ve gerekirse fotoğrafını da vererek sesini yükseltebilecek yüzlerce kişi bulabilirsiniz. Elinizdeki haberin doğruluğunu kontrol edebilirsiniz. Benim birçok defa Roboski’ye gittiğim gibi suçların işlendiği yerlere gidebilirsiniz. Kimseyle birebir bağlantısı bulunmayan uzmanların yazdığı raporları bulabilirsiniz.

İş PKK’nin suçlarına geldiğindeyse, bunların neredeyse hiçbirisini bulamazsınız!
Bunlar, bir belirsizlik ve kaygı örtüsü altında: Zira, kurbanların PKK korkusu devlet korkusundan daha beter bir boyutta.
Denebilir ki bir sevgi perdesi de var. Böylesine bir hayranlık besledikleri örgütün suçları karşısında gözlerini açmayı reddeden Kürtlerin sevgisinden söz ediyorum. Bunu tabii ki, sevgilerinin büyüklüğünden dolayı devletin işlediği bir dizi suçu görmeyi reddeden Türklerin durumuyla da karşılaştırabilirsiniz.
Her iki taraf da karşı tarafı reddediyor
Kasıtlı bir bombardıman olduğuna dair bunca kanıt bulunmasına rağmen Roboski katliamının bir ‘kaza‘ olduğuna dair Türkiye ve dışındaki Türklerden kaç mesaj aldığımı hatırlamıyorum bile.
Bir isyan çıkmadığına, sadece Dersim halkını yok etmek yönünde bir niyet bulunduğunda dair onca kanıta rağmen, 1937 ve 1938’deki Dersim katliamları konusundaki devlet anlatısı Türkiye’de hala yaygın biçimde kabul görüyor.
Birçok Türk, inandıkları şeyin gerçek olmadığı ihtimali üzerinde durmayı bile reddediyor.
Bu suçları ortaya çıkarmanın ve hem Kürtlerin hem Türklerin destekledikleri tarafın suçlarını görmesini sağlamanın tek yolu, barış sürecini devam ettirmek. Barış sağlandığında insanlar daha güvenli hissedecek, PKK’yi veya devleti hararetle savunmaya daha az istekli olacak. Belki de suç işleyenin sadece karşı taraf olmadığını kabul edecekler.
PKK’den şu an hesap sorulması imkansız
Neden şimdi olmasın? Niçin önce barış sürecinin sonuçlanması gerekiyor?
Çünkü barış süreçlerinin belirli bir düzeni var. Önce ihtilafın kökenindeki sebepleri çözersiniz, sonra her iki tarafın da işlediği suçları soruşturan bir hakikat ve uzlaşma komisyonu kurarsınız ve sorumlulardan hesap sorarsınız.

Şu an PKK liderleri ve üyelerinden işledikleri suçlar için hesap sormak imkansız. Dağda, Türkiye adalet sisteminin ulaşamayacağı yerlederler. Onların hakikat ve uzlaşma sürecinin parçası olabilmesi için dağdan inip silahlarını bırakmalrı gerekiyor ve bu, ancak ve ancak Kürt sorunu çözüldüğünde mümkün hale gelebilir.
Nasıl bir af yasası?
Çözümün bir diğer elzem parçası da, af yasası.
Bir af yasasının kapsamının nerelere varacağının parlamentoda ele alınması ve üzerinde uzlaşılması gerekiyor. Sadece silah taşıyanlara mı (askerleri öldüren PKK üyelerine ve PKK üyelerini öldüren Türk askerlerine) af çıkarılacak yoksa böyle bir yasa aynı zamanda sivillere karşı işlenen suçları da kapsayacak mı?
Fakat işlenen suçların affedilmesini konuşmadan önce, hangi suçların ne zaman, niçin ve kim tarafından işlendiğinin açıkça belirlenmesi gerekiyor. Hayatını kaybeden binlerce kişinin ailesi ancak bu şekilde huzur bulabilir.
Bir gazeteci olarak, Roboski katliamı yapbozunun son parçalarını öğrenmek için sabırsızlanıyorum; bütün gizli yazışmalar kamuoyuna açıklanmadan önce o yapbozun tamamlanması mümkün değil.
Amacım insan haklarını savunmak
Ve, hayatını PKK’nin elinde kaybeden PKK’li kadının hikayesini derinlemesine inceleyebileceğim, bunu kaynaklarımı tehlikeye atmadan yayınlayabileceğim günü de dört gözle bekliyorum.
Bazı okuyucularımın düşündüğünün aksine, derdim PKK’yi korumak veya övmek değil, insan haklarını savunmak.