Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından alınan Özgür Özel, Meclis’te grup toplantısında konuşuyor. Salon hınca hınç dolu.

Toplantıya çok sayıda CHP’li vekilin yanısıra Önder Sav, Seyfi Oktay gibi isimler de katılıyor. Belediye, il ve ilçe teşkilatlarından da yoğun katılım var.
Salonda sık sık, “Özgür CHP”, “Kurultay”, “Özgür başkan”, “Hain Kemal”, “İktidar” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları atılıyor.
Partimizin grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. https://t.co/3KhAX5FetF
— Özgür Özel (@eczozgurozel) June 2, 2026
Özel konuşmasına başladı, Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenleri andı:
* Buradaki 3200 arkadaşıma yürekten teşekkür ediyorum. Bu bir grup toplantısı değil, partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe ve yürüyüşe geçme ziyaretidir. Milletin meclisinde olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız biz bildiğiniz gibiyiz, biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta.
* Siz sokağı bilen, duyan, oradaki öfkeyi görenlersiniz. Ama bizim görevimiz öfke seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil. Görevimiz bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır.
* “Ülkenin ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek” lafı işte bu ülkenin risk primi, pahalı borçlanması, yüksek faizi, içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır. “Türkiye’de adalet, millet kazandı” denmeden bu kriz bitmeyecektir.
* Milleti adaysız, partisiz, partiyi lidersiz, seçimi rakipsiz, değiştirme umudu olanların takatsiz kaldığı şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. Ne yaşıyorsak asla kabullenilemeyen bir gerçekliğe direnilmesinden kaynaklanmaktadır. Kendi sözü “İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanandır”. Yapılan bir iş bir sonraki iktidara darbedir. Yaşanan iktidara gelecek partiye darbedir.
* Üç yıl önce Tayyip Erdoğan istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bu gelmiyordu. Bizim kurultayımızda ilk kez bir siyasi partilinin genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse o gün seçimde genel başkanlık görevini bırakan, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.
* İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. O yüzden lütfen bu öfke cümlesi (“Hain Kemal” sloganlarını kastediyor) yerine geleceğe yönelik umut sloganları atalım.
* “Mutlaka Erdoğan’ı yenecek doğru adayımız vardır, o kararı verip seçimi alacağım” dediğimizi görenler işte bugünlere giriştiler. Ben makbul muhalefet olmayı, kazanacak adayı değil şekli bir yarışın tarafı olmayı reddettikçe “Belki bizimle olur, eğer partiyi bize verirseniz biz istediğiniz gibi olur, alıştık kaybetmeye. Bir kez daha kaybeder, partinin başında oluruz” dediler. Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedeyenlerle, 31 Mart yerel seçimlerini hazmedeyenlerin, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır karşımızda.
* İki CHP görüntüsü var. Bir tarafta butlan kararıyla polis zoruyla dışarı atıldığı baba ocağımızda oturanlar. Bir tarafta Gazi’nin bir diğer eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bugün buradaki meziyetlerinde iktidara yürümek varken diğer iktidarla yürümeyi tercih eden ve haksız, hukuksuz bir mahkemeye baba ocağında oturanlar var. Onları tanımıyorsunuz. Örneğin bugün genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin evladı değil, bir buçuk yıldır TGRT’den maaş alan, yalanları köpürten birisi. Sizin partiye ödediğiniz aidatlarınızla alınan araçlara ‘haram mal’ diyecek kadar yerin dibine girmiş, oturuyor orada.
* Ev hapsi kaldırılan bir avukat, partinin çatısında, balkonunda keyif yapıp “CHP arınmaya başladı” diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor.
Güncellenecek…