Özgür Özel'den Erdoğan'a: Talimatı sen verdin

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından alınan Özgür Özel, mutlak butlan kararı üzerinden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yüklendi: “Talimatı sen verdin ‘Kes bunların boynunu’ diye.”

Fotoğraf: Ekran görüntüsü / X

Özel, Meclis’te hınca hınça salonda grup toplantısında konuştu. Toplantıya çok sayıda CHP’li vekilin yanısıra Önder Sav, Seyfi Oktay gibi isimler de katılıyor. Belediye, il ve ilçe teşkilatlarından da yoğun katılım var.

Salonda sık sık, “Özgür CHP”, “Kurultay”, “Özgür başkan”, “Hain Kemal”, “İktidar” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları atılıyor.

Erdoğan, dün CHP için alınan mutlak butlan kararıyla ilgili şunları söylemişti: “Ana muhalefet içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.”

Özel bu sözlere şöyle yanıt verdi:

“Erdoğan ‘Hiçbir yerinde yokum’ diyorsun ya, önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMA’lar dizdiğin, dolunun altında üstüne çıktığım TOMA var ya sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun. 19 Mart’ta, 21 Mayıs’ta darbeyi yapan da, polisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye sokan da, bunların hepsini yapan, senin şımarttığın İstanbul başsavcın, ödüllendirdiğin bakanın, o kadar malı mülkü ne yaparak edindiğini açıklayamadığın, açıklatmadığın cellatın elinde, talimatı sen verdin ‘Kes bunların boynunu’ diye.”

Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenleri de anan mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekibindeki isimleri de hedef aldı:

* Buradaki 3200 arkadaşıma yürekten teşekkür ediyorum. Bu bir grup toplantısı değil, partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe ve yürüyüşe geçme ziyaretidir. Milletin meclisinde olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız biz bildiğiniz gibiyiz, biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta.

* Siz sokağı bilen, duyan, oradaki öfkeyi görenlersiniz. Ama bizim görevimiz öfke seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil. Görevimiz bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır.

* “Ülkenin ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek” lafı işte bu ülkenin risk primi, pahalı borçlanması, yüksek faizi, içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır. “Türkiye’de adalet, millet kazandı” denmeden bu kriz bitmeyecektir.

* Milleti adaysız, partisiz, partiyi lidersiz, seçimi rakipsiz, değiştirme umudu olanların takatsiz kaldığı şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. Ne yaşıyorsak asla kabullenilemeyen bir gerçekliğe direnilmesinden kaynaklanmaktadır. Kendi sözü “İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanandır”. Yapılan bir iş bir sonraki iktidara darbedir. Yaşanan iktidara gelecek partiye darbedir.

* Üç yıl önce Tayyip Erdoğan istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bu gelmiyordu. Bizim kurultayımızda ilk kez bir siyasi partilinin genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse o gün seçimde genel başkanlık görevini bırakan, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.

* İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. O yüzden lütfen bu öfke cümlesi (“Hain Kemal” sloganlarını kastediyor) yerine geleceğe yönelik umut sloganları atalım.

* “Mutlaka Erdoğan’ı yenecek doğru adayımız vardır, o kararı verip seçimi alacağım” dediğimizi görenler işte bugünlere giriştiler. Ben makbul muhalefet olmayı, kazanacak adayı değil şekli bir yarışın tarafı olmayı reddettikçe “Belki bizimle olur, eğer partiyi bize verirseniz biz istediğiniz gibi olur, alıştık kaybetmeye. Bir kez daha kaybeder, partinin başında oluruz” dediler. Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedeyenlerle, 31 Mart yerel seçimlerini hazmedeyenlerin, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır karşımızda.

‘Alçaklar’

* İki CHP görüntüsü var. Bir tarafta butlan kararıyla polis zoruyla dışarı atıldığı baba ocağımızda oturanlar. Bir tarafta Gazi’nin bir diğer eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bugün buradaki meziyetlerinde iktidara yürümek varken diğer iktidarla yürümeyi tercih eden ve haksız, hukuksuz bir mahkemeye baba ocağında oturanlar var. Onları tanımıyorsunuz. Örneğin bugün genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin evladı değil, bir buçuk yıldır TGRT’den maaş alan, yalanları köpürten birisi. Sizin partiye ödediğiniz aidatlarınızla alınan araçlara ‘haram mal’ diyecek kadar yerin dibine girmiş, oturuyor orada.

* Ev hapsi kaldırılan bir avukat, partinin çatısında, balkonunda keyif yapıp “CHP arınmaya başladı” diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor. Canımız Ferdi (Zeyrek) elektrik çarpması nedeniyle canıyla uğraşırken o gün Yeni Akit gazetesine “Çarpıldı” diye karikatür çizen kadın çikolata dağıtıyor baba ocağında. Evladımız Gülşah (Durbay) ölüm döşeğinde, ölünce namusuna laf atanlar şimdi partide göbek atıyor, alçaklar.

‘Erdoğan, sen üstüne çıktığımda TOMA’nın şoför koltuğundasın’

* Erdoğan “Hiçbir yerinde yokum” diyorsunuz ya, önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMA’lar dizdiğin, dolunun altında üstüne çıktığım TOMA var ya sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun. 19 Mart’ta 21 Mayıs’ta darbeyi yapan da, polisi Gazi’nin kurduğu partiye sokan da, bunların hepsini yapan, senin şımarttığın İstanbul başsavcın, ödüllendirdiğin bakanın, o kadar malı mülkü ne yaparak edindiğini açıklayamadığın, açıklatmadığın cellatın elinde, talimatı sen verdin “Kes bunların boynunu” diye.

* (Kurultay için imza toplanması) 12’yi çeyrek geçe 600’e ulaştı delege sayısı.

‘Trump cirmi kadar yer yakar’

* Milletten meşruiyet alamayanlar Tom Barrack’ın, Amerikan büyükelçisinin, “Trump akıllı adam, Erdoğan’a onda olmayanı veriyor, her istediğini alıyor” demiştir. Buna bir kelime söz söyleyecek babayiğit bir AKP’li çıkmamıştır. “Trump Erdoğan’da olmayanı veriyor, çok akıllı adam, her istediğini alıyor” Ne o? Meşruiyet. Meşruiyet sandıkla olur, milletle olur. Ama bunu yaptı yaptı. Nadir toprak elementlerini sattı, Boeing’leri aldı, pahalı gazı aldı, ne söz verdiyse oğluna yaptı.

* Ayrıca 19 Mart darbesinden önce icazet aldı.”  Şimdi bize butlan kararı, butlan kararından hemen önce yine arama tarama. “Borsa çok düşecek, Varlık Fonu’nun tüm imkanlarıyla alacağım, bütün şirketlere kendi hisselerini aldıracağım. Ama bize destek verecek misiniz? Rızanız var mıdır?” Ekime kadar ömrü var onun, Ekim’e kadar. Trump cirmi kadar yer yakar, cirmi kadar.

* Erdoğan’la telefon görüşmesinden sonra Erdoğan’a teşekkür ediyor Trump. Aha orijinali burada. “Dedi ki bana” diyor, “Başkan Trump dünyanın yüzyıllardır beklediği lider. O sadece güçten bahsetmiyor, gücün bizzat kendisi” demiş Trump’a telefonda Erdoğan. Resmi hesapta altı saat durdu, okudunuz. Altı saatte Türkiye ayağa kalktı. Aramışlar, “İç politikada zarar veriyor. O tweeti kaldırsanız olur mu?” diye yalvarmışlar. O tweet’i Trump 6 saat okutup, önce kaldırabilir ama.

* Bu aziz millet Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi mandayı da himayeyi de reddeder. Trump‘ın himayesindekiler. Bir de çıkmışlar tüm bu yapılanlara ‘derin devlet, devlet aklı’ diyorlar. Üç-beş insanın menfaatine kılıf uydurmak devlet aklı olamaz. Devleti kuran, ayakta tutan millettir. Devlet dediğin binadan, araçtan, gereçten ibarettir. Hakkaniyetle yönetirsen millet devleti büyütür. Bu millet devletine saygı duyar, çağırır askere gider. İster, oğlunu gönderir. Ay yıldızlı al bayrakla şehit gelir, “Vatan sağ olsun” der. Devlete her türlü hizmet eder. Ama devleti milletin karşısına dikersen devletle milleti yarıştırırsan andolsun ki bu millet kazanır, bu millet kazanır, bu millet kazanır.

Bahçeli’nin danışmanından İmamoğlu’na: Siyasi virüs, ukala

Bahçeli: Türk siyasetini kirleten kişiler siyasetten temizlenmeli

İmamoğlu: Allah affetsin ama millet affetmeyecek

Kılıçdaroğlu’na yakın Kuşoğlu: Devlet aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor

Özgür Özel, Anıtkabir’e yürüyor: Bütün üyelerle ön seçim istiyorum

Kılıçdaroğlu: Saray dalkavuklarına, beşli çetelere, uyuşturucu baronlarına geçit vermeyeceğiz