Özgür Orhangazi: Ekonomi tartışmasının merkezinde istihdamın, ücretlerin, çalışma koşullarının olması gerekmez mi?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İş bulamayanlar, yarı zamanlı çalışmak zorunda kalanlar, iş aramaktan vazgeçenler, güvencesiz ve her an daha kötü koşullarda çalışmaya hazır hale getirilenler bir bütün olarak çalışanların pazarlık gücünü aşağı iten büyük bir basınç oluşturuyor.

Düşük ücretlerin, güvencesiz çalışma koşullarının, uzun çalışma saatlerinin ve iş yerlerinde artan baskının bu kadar kolay norm haline getirilebilmesinin ardında da önemli ölçüde bu yedek iş gücü ordusunun genişliği yatıyor.

Yani sadece bir orandan değil çalışan herkesin ücretini düşük tutan, çalışma şartlarını ağırlaştıran, itiraz kapasitesini ve geleceğe dair güven duygusunu eksilten bir toplumsal güç ilişkisinden söz etmemiz gerekiyor.

Yüzde 31.5’lik atıl iş gücü, ücretleri açlık sınırında tutmanın ve itiraz edeni “kapıdaki milyonlarla” tehdit ederek emek disiplinini en sert haliyle tesis etmenin bir aracı oluyor.

Buna rağmen Türkiye’de ekonomi tartışmaları yıllardır birkaç başlığa sıkıştırılmış durumda. Faiz kaç olmalı, döviz kuru nerede tutulmalı, döviz rezervleri ne seviyede, yabancı yatırımcı ne zaman gelir, kredi notu ne olur?

Elbette bunlar önemsiz başlıklar değil, fakat atıl iş gücü oranının yüzde 31.5’e ulaştığı bir ülkede, ekonomi tartışmasının merkezinde istihdamın, ücretlerin, çalışma koşullarının, sosyal hakların ve üretim yapısının olması gerekmez mi?

Özgür Orhangazi’nin yazısı