Neden “değerler eğitimi” “Hizmet Vakfı” ya da “Ensar Vakfı” gibi dini vakıflara verilir? Zorunlu din derslerinin bile AİHS’ye aykırılığı söz konusuyken, değerler eğitimi neden Nurcularla, Ensarcıların eline bırakılır?
“Kimse kimseye hayat tarzı dayatmasın” diyen Erdoğan neden üç sene sonra anaokulundan itibaren hayat tarzı sunmaktan bahsetmeye başlamıştır. Bu açıklamasını takiben eğitimin dini bir nitelik kazanmasının hızlanması ve tartışmalı vakıfların Milli Eğitim’e sızması nasıl değerlendirilmeli?
Bugün devletin bütün kurumları altüst halde. Sürekli yeni personel alınıyor. Bu alımlarda bazı tarikatların başrolde olduğu giderek daha fazla dillendiriliyor.
Yeni bir Gülen tipi sızmanın yaşanmayacağının garantisi var mıdır? Kamusal alanı dinileştirmenin sonuçlarını devlet kurumlarının çökertilmesiyle yaşadık. Ders mi alınmadı yoksa yine “benim tarikatım iyidir” anlayışından mı medet umuluyor?