AKP’nin Suriye politikası umutsuz bir aşığın çırpınışlarına benziyor. Önce diktatör olmasına bakmaksızın Esad’la “en iyi arkadaş” oldular. Esad tavsiyelerini dinlemeyince aldatılmış bir âşık gibi intikam hisleriyle doldular.
Bırakın seneleri, Davutoğlu’na göre birkaç hafta içinde devrileceğini zannettikleri Suriye rejimine karşı her türlü muhalefeti desteklediler.
Muhalefete giderek cihatçıların damgasını vurması bu desteği azaltmadı, aksine artırdı. Netice alabileceklerini düşündüler ancak ABD ve İngiltere’nin Suriye’ye müdahale etmekten son anda caymaları büyük bir hayal kırıklığı oldu.
IŞİD’in Maliki rejiminin de katkılarıyla çığ gibi büyümesine ise belli ki bütün dünya gibi hazırlıksız yakalandılar.
Bütün istihbarata rağmen “ya, bize bir şey yapmazlar” diyerek Musul Konsolosluğu’nun boşaltılmaması buna işaretti. Belki hısım olarak görmediler ancak hasım olarak görmedikleri de ortada.