Yazın ortalarına geldiğimiz bu günlerde önümüze düşen haberler de raporlar da iklim değişikliğinin yüzümüzdeki gülümsemeyi biraz daha çekip aldığını ortaya koyuyor. Ülke olarak içinde yer aldığımız Akdeniz Havzası iklim değişikliğinin en yoğun hissedildiği yerlerin başında geliyor. Yazın başından itibaren hemen yanı başımızda yaşanan trajedilerle ve rekor sıcaklıklar iklim değişikliğini gerçeğini yüzümüze çarpıyor.
2026 yılının haziran ayında Avrupa’da yaşananlar, aslında gelecekte bizi neyin beklediğinin en net fragmanıydı. Kıtayı etkisi altına alan devasa bir yüksek basınç sistemi, yani “ısı kubbesi” sıcaklık rekorlarını altüst etti.
Avrupa’daki bu ölümcül sıcakların asıl kalıcı yankısını “iklim değişikliğinin sıcak noktası” olarak tanımlanan Akdeniz Havzası’nda hissediyoruz. Hükümetler arası iklim değişikliği paneli (IPCC) ve Copernicus raporları, bu bölgedeki ısınma hızının küresel ortalamanın yüzde 20 üzerinde seyrettiğini açıkça ortaya koyuyor. Akdeniz’in yüzey sıcaklığı şimdiden sanayi öncesi dönemin 1.5 derece üzerine çıktı.
Deniz suları ise 1980’lerden bu yana her on yılda ortalama 0.29 ile 0.44 derece gibi korkutucu bir hızla ısınıyor. Havza genelinde giderek sıklaşan su stresi ve kuraklık, sadece ekosistemleri değil, bölgede yaşayan milyonlarca insanın geleceğini doğrudan tehdit ediyor.
Ülkemiz de ne yazık ki bu karamsar tablonun tam merkezinde yer alıyor.