Adalet ve Kalkınma Partisi’nin(AKP) ilk iktidar döneminde ekonomideki icraatını ben de takdir etmiştim. Ancak 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi sonrasında iktidarını tamamen “biz ve onlar” anlayışına dayandıran bir AKP ve Erdoğan çıktı karşımıza. AKP ekonomide de öncelikle güvendiği yandaşları gözeten uygulamalara yöneldi. Büyük devlet ihaleleri, kur garantili köprü – baraj projeleri hep yandaşlığına güvenilen firmalara kullandırıldı. Bu firmalar gözetildi ve hızla büyüdü. Devlet kaynakları onların kazanması için seferber edilmiş oldu.
Sayın Erdoğan’ın kendinden menkul faiz teorisi TCMerkez Bankası’nın, dünyanın önde gelen merkez bankalarının faiz artırmak gereğini duyduğu ortamda politika fazini aşağı çekmesine yol açtı, enflasyonu azdırdı ve devlet bankaları düşük faizle yandaş firmaları destekleme politikasına alet edildi. Bunun devlete maliyeti tırmandı.