Çaresizliği düşünebiliyor musunuz?
Vatandaş kaymakamı, valiyi, savcıyı, bir bakanlığı, Anayasa Mahkemesi’ni ya da herhangi bir yetkiliyi arayıp, “Söyleyin güvenlik güçlerine, bu ambulansın geçişine izin versinler” diyemiyorlar…
Hiçbir güç o ambulansı o sokağa sokamıyor… Ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni arıyor bu ülkenin vatandaşları…
Ve normalde inanılmaz hantal işleyen o mahkeme, işi gücü bırakıp bir iki günde “tedbir” kararı alıyor; Türkiye’ye, vatandaşının yaşam hakkını korumak için gerekli tedbirleri al diyor. Ama ona rağmen geç kalınmış oluyor, 16 yaşındaki Hüseyin Paksoy ambulans beklerken ölüyor.
Cizre’de o sokağa giremeyen ambulans, geri dönerken, küçük bir çocuğu değil, devasa cüsseli, üzerinde hukuk yazan bir cenazeyi taşıyor…