Onur Çanakçı: Bugün faiz karşıtı söylemler değil, faiz bağımlısı bir ekonomi gerçeği konuşulmalı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Faiz ödemeleriyle dolaylı vergiler arasındaki bu denklem, Türkiye’nin kamu maliyesinin en kırılgan alanını gösteriyor:

Bir yanda borçlanmanın faiz yükü, diğer yanda bütçeyi ayakta tutan tüketim vergileri.

Yani bir cebinden alıp, diğer cebine koyan bir sistem.

Üstelik bu denklem sosyal adaleti de zedeliyor. Çünkü dolaylı vergiler en çok düşük gelirli kesimleri vuruyor.

Zengin de fakir de aynı oranda KDV ödüyor ama bu verginin bütçedeki payı, artık doğrudan refahı belirliyor.

Devletin borçlanma maliyeti yükseldikçe, faiz gideri büyüyor.

Faiz gideri büyüdükçe, yeni vergi arayışı artıyor.

Yeni vergiler geldikçe, halkın harcama gücü azalıyor.

Ve bu kısır döngü, ekonomiyi giderek küçülten bir faiz-vergi sarmalına dönüşüyor.

Sonuç: Faiz dışı denge bir masal, gerçek kara delik faiz

Bütçenin ‘kara deliği’ artık rakamlarla değil, gerçeğin ta kendisiyle ortada.

1,4 trilyonluk faiz ödemesi sadece bir kalem değil; bir tercih.

Faize giden her kuruş, eğitimden, sağlıktan, tarımdan eksiliyor.

Bu nedenle bugün faiz karşıtı söylemler değil, faiz bağımlısı bir ekonomi gerçeği konuşulmalı.

Yüksek faizle borç çevriliyor, o borcun faizi yine yüksek faizle ödeniyor.

Kısır bir döngü.

Onur Çanakçı’nın yazısı