İnsanların ekonomideki mal ve hizmetlere erişimi ise o mallara yapılacak olan harcamaları finanse edecek gelirlerle mümkündür. Gelirler yoksa veya yeterli düzeylerde değilse, arzulanan mal ve hizmetlere erişebilmek de mümkün olmaz.
Baksanıza, ülke tarihinde ilk defa asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı. Bunun anlamı şudur: Asgari ücretle çalışanların elde ettikleri gelir karınlarının doymasını sağlayacak harcamalara yetecek düzeyde değil.
Vatandaşın mal ve hizmetlere erişebilmesini engelleyen ikinci kısıt ise ülkemizdeki fiyatların geldiği düzeyin yüksek oluşudur. Maalesef mevcut gelirler bu yüksek fiyatlardan mallara erişim zorlaştırmıştır.
Ekonomi yönetiminin sadece enflasyonla mücadele etme yanında mal ve hizmetlere erişebilirlik konularda da politikalar üretmesi gerekmektedir. Zira enflasyon sıfır düzeylerine inse bile bu fiyatların düşeceği anlamına gelmez.
Gelirle bu düzeylerde kaldığı müddetçe, bugünkü fiyatlardan o mal ve hizmetlere erişim olanağı yine olmayacaktır. Bu yüzden, sevgili İbrahim Kahveci’nin sürekli dediği gibi, enflasyonla hayat pahalılığını aynı düşünmek doğru değildir. Enflasyon fiyatların artış hızlı ile ilgiliyken, hayat pahalılığı gelirleriniz ile geçerli fiyat düzeyinden mal ve hizmetlere erişip erişemeyeceğinizle ilgilidir.