Oğuz Oyan: Hem en yüksek vergi yükünü taşı hem de hizmeti piyasadan satın almaya zorlan! 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Düşük regülasyon maliyetli devlet konusuna gelince, bu uygulama Türkiye’de iki yönlü çalışmaktadır. Birincisi, devletin regülasyon maliyetlerinin finansmanına sermayenin vergi katkısı (Anayasa madde 73’e temelden aykırı olarak) asgaride tutulmaktadır. 1984 sonrasında dolaysız vergilerin vergi sistemi içindeki payının gerilemesi, ama daha da önemlisi Gelir Vergisi içinde sermaye kazançlarını vergilendirmekten giderek kaçınılması bu süreci belirlemiştir. 1998 yılında sermayenin vergi yükümlüğünü birazcık arttırabilecek son hamle de (Temizel Yasası), sürekli ertelemelerle ve nihayet sermaye-AKP işbirliğiyle “başarıyla” püskürtülmüştür.

İkincisi, sermaye kesimi kamu finansmanına en düşük düzeylerde katılırken, kamu harcamalarından (yatırımlar, hizmetler, faiz/gelir-sermaye transferleri) en yüksek düzeyde pay kapmanın yarışı içindedir. Sermaye açısından bu vergi-harcama dengesizliğinin aşırılığı, Türkiye’yi dünyanın en adaletsiz bütçe sistemine sahip ülkelerinin ilk sıralarına getirmektedir.

Buna karşılık, vergi sisteminin en ağır yükümlüsü olan ücretli kesimler açısından bu ilişki tamamen tersine kurulmaktadır: Bir yanda aşırı yüksek vergi yükü (ücretli bir ailenin vergi yükü Türkiye’de OECD rekoru kırmaktadır; bir başka açıdan, milli gelir payı üçte bir civarında olan ücret gelirleri, Gelir Vergisinin dörtte üçünü ödemektedir) öbür yanda bütçe harcamalarında çok düşük pay: personel ücretleri/bütçe, sosyal yardımlar/bütçe, sosyal hizmetler/bütçe… bakımlarından Türkiye hep OECD’nin diplerinde!

Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması da (kreşten üniversiteye kadar paralı eğitim, keza sağlıkta da benzer durum) en çok ücretli kesimleri vurmakta: Hem en yüksek vergi yükünü taşı hem de hizmeti piyasadan satın almaya zorlan! Tabii tercih senin yani ne kadar demokratik değil mi? 

Oğuz Oyan’ın yazısı