Öcalan: Önerdiğimiz pozitif devrimdir

PKK lideri Abdullah Öcalan yılbaşı mesajı DEM Parti tarafından yayınlandı: “Ortadoğu’nun modern tarihi, büyük ölçüde ‘negatif devrimler’ tarihidir. Savaş, zorbalık, inkar ve yıkım… Buna karşılık önerdiğimiz ise ‘pozitif devrimdir’.”

Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki 10 Mart mutabakatını hatırlatan Öcalan “Temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir” dedi.

Abdullah Öcalan. Fotoğraf: DEM Parti

Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve SDG Komutanı Mazlum Abdi, 10 Mart’ta SDG’nin ‘Suriye ordusuna entegrasyonu’nda anlaşmış fakat ABD ve Fransa öncülüğünde yürütülen görüşmelerde bir ilerleme sağlanamamıştı.

Son günlerde Suriye hükümetinin SDG’nin birlik halinde orduya katılımını onayladığı haberi servis ediliyordu. Bu Şam yetkililerince yalanlandı. Dün de ayrıntı verilmeden Abdi’nin Şam ziyaretinin ‘teknik nedenlerle’ iptal edildiği açıklandı.

Türkiye ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu SDG’yi ‘terör örgütü’ olarak görüyor.

Geçtiğimiz haftalarda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ‘entegrasyonun ferdi olması gerektiğini’ söylemişti.

Öcalan’ın ‘Yeni yıl, savaşın değil barışın yılı olsun‘ başlıklı mesajından öne çıkanlar şöyle:

“* Yeni bir yıla girerken, geçtiğimiz yüzyıl boyunca emperyalist saldırılar ile iç içe gelişen milliyetçiliğin Ortadoğu’yu nasıl derin çatışmalar, yıkımlar ve toplumsal yarılmalarla karşı karşıya bıraktığını tekrar hatırlamak zorundayız.

”Böl, yönet ve tahrik et’ stratejisi farklı biçimlerde sürdürülmekte’

* Bugün bölgede yaşanan mezhepçilik ve etnik milliyetçiliklerin tümü, köklerini bu yakın ve acı dolu tarihten almaktadır. Ne yazık ki hegemonik sistemin “böl, yönet ve tahrik et” stratejisi farklı biçimler altında sürdürülmektedir.

* Tam da bu nedenle zorluklara rağmen geliştirdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum perspektifi yalnızca bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır. Eğer doğru ve anlaşılır değerlendirilirse bu perspektif yeni çatışmaların önüne geçebilecek, halkların birlikte, eşit ve özgür yaşamını mümkün kılabilecek bir panzehirdir.

* Önümüzdeki dönemde temel sorumluluğumuz, kısa sürede ortaya çıkabilecek yeni bir çatışmayı engellemek ve telafisi mümkün olmayan sonuçların önüne geçmektir.

‘İktidar odaklı devletçi uygarlık anlayışı’

* Ortadoğu’da derinleşen krizler ve politik çatışmalar, binlerce yıldır süregelen despotik, iktidar odaklı devletçi uygarlık anlayışının tıkanmasının ve sürdürülemezliğinin kaçınılmaz sonucudur.

* Bu krizlerin merkezinde yer alan Kürt meselesinin çözümü ise, ancak toplumsal barış ve demokratik uzlaşı ile mümkündür. Sorunun çatışma, savaş, askeri ve güvenlikçi yöntemlerle değil; halkların iradesini esas alan demokratik bir zemin üzerinden ele alınması hayati önemdedir.

‘Kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşmesi mümkün değil’

* Unutmamak gerekir ki kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşmesi mümkün değildir. Erkek egemen zihniyet çözülmeden savaş kültürü sona ermez, barış kalıcı hale gelemez.

* Bu nedenle kadın özgürlüğünü, demokratik toplumun kurucu ve vazgeçilmez ilkesi olarak ele alıyorum.

’10 Mart mutabakatında temel talep demokratik bir siyasal model’

* Suriye’de ortaya çıkan kaotik tablo da demokratikleşme ihtiyacının açık bir yansımasıdır. Yıllarca süren tekçi, baskıcı ve kimlikleri inkâr eden yönetim anlayışı; Kürtlerin, Arapların, Alevilerin ve tüm halkların özgürlük ve eşitlik talebini daha da güçlendirmiştir.

* SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. Bu yaklaşım, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zeminini de içinde barındırmaktadır. 10 Mart mutabakatının uygulanması, süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır.

* Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık bir rol üstlenmesi hayati önemdedir. Bu hem bölgesel barış açısından hem de kendi iç barışını güçlendirmesi bakımından da kritik bir öneme sahiptir.

‘Ortadoğu’nun modern tarihi ‘negatif devrimler’ tarihi’

* Ortadoğu’nun modern tarihi, büyük ölçüde ‘negatif devrimler’ tarihidir. Savaş, zorbalık, inkâr ve yıkım… Buna karşılık önerdiğimiz ise ‘pozitif devrimdir’.  Yani toplumun demokratik, barışçıl ve ahlaki-politik yöntemlerle yeniden inşa edilmesidir.

* Israrla savunduğumuz barış bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olmak durumundadır. Ve barış içerisinde yürütülecek hak, hukuk ve demokratikleşme mücadelesi nefret, karşıtlık ve öfkeyi ortadan kaldıracak ve herkes için yeni bir yaşamın kapısını aralayacaktır.

* Bu bilinçle, yeni yılı savaşların, yıkımın ve ayrışmanın değil; demokratik uzlaşının, barışın ve halkların ortak geleceğini birlikte inşa etme iradesinin yılı haline getirmeyi diliyorum.

İmralı’daki görüşmenin özeti okundu: Öcalan ‘Verdiğim sözlerin arkasındayım’ demiş

DEM Partili Koçyiğit, Öcalan’ın ‘bazı Suriye değerlendirmeleri’ni paylaştı

PKK yöneticileri AFP’ye konuştu: Öcalan serbest bırakılmazsa başka adım atılmayacak