ABD’nin etkili gazetelerinden New York Times, bugünkü başyazısında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘rakipsiz lider’ konumuna gelmesinin ‘felaket’ olacağı öngörüsünde bulunuldu.
‘Tasfiye kaçınılmaz hale geldi’

‘Erdoğan’ın artan gücü’ başlıklı yazıda, “Bundan yalnız beş yıl önce Erdoğan’ın Türkiye’si Batı’nın ve Türk liberallerin sevgilisiydi, İslam ve demokrasinin ‘bağdaşmaz’ olmadığının kanıtıydı” dendikten sonna, henüz başbakan olduğu o dönemde, Erdoğan ve ‘sadık danışmanı’ Ahmet Davutoğlu’nun AB adaylığı, ekonomik reform ve barış müzakerelerinde elde ettikleri ilerlemeye değinildi.
Yazıda Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun görevini bırakmasının bazı şeylerin nasıl da değiştiğini açık ettiği vurgulandı.
“Davutoğlu’nun Erdoğan’ın otoriterliğine giden, güçlü başkanlık için yürüttüğü kampanyayı frenleyebildiği söylenemez. Ancak başbakan en azından, şeffaflık yasası, akademisyen ve gazetecilerin hapsedilmesi, ekonomi yönetimi gibi çeşitli konularda bağımsızlığını bir derece koruyabiliyordu” denen yazıda, ikili arasındaki uçurum derinleştikçe, Davutoğlu’nun tasfiye edilmesinin kaçınılmaz hale geldiği belirtildi.
‘Felaket olabilir’
Erdoğan’ın daha uysal bir başbakanı göreve getirerek kendisini Türkiye’nin rakipsiz lideri konumuna getirmesinin beklendiği belirtilen yazıda Erdoğan’ın bununla da hırsını alamayacağı savunularak şöyle dendi: “Partisi parlamentoda çoğunluğu oluşturmasına rağmen, anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip değil. Müstakbel başbakanın görevi, yüksek olasılıkla erken seçim çağrısı yapmak ve oyların hala orada oluğundan emin olmak olacak. Bu bir felaket olabilir. Erdoğan’ın baskıcı hareketlerine ‘çocuk eldivenleri’yle karşılık veren Batı dünyası için bu bir talihsizlik olduğu gibi, Erdoğan’ın güce karşı açgözlülüğünü azmettirmek olarak da görülebilir. Batı’nın ona ihtiyaç duyduğu şüphesiz, ABD stratejik bir NATO üyesi olarak, AB de Suriyeli mültecilerin Avrupa içlerine ilerlemesini durduracak anlaşmanın ortağı olarak…“
Yazıda Batı’nın demokratik liderleri, Erdoğan’la yaptıkları anlaşmaları, hoşgörüsüz yönetiminin onaylanması anlamına gelmediği, AKP’nin ilk başlardaki demokratik vaatlerine dönülmesinin Batı ile ortaklık açısından daha olumlu olduğu yönünde açık konuşmaya çağrıldı.