Nazlı Ilıcak: Akif Beki'ye cevabımdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Akif Beki, bana soru sormuş, ancak okuyabildim. Mesele, arkadan kelepçelenme konusu. Beki, Terörle Mücadele Şubesi eski Müdürü Yurt Atayün’ün ellerinin arkadan kelepçelenmesini kendisinin istediğini yazmıştı.

Kaç kere “adli” ve “istihbari” dinleme farkını yazdım. Herhalde Akif Beki’nin gözünden kaçmış. İstihbari dinlemelerde, eğer bir suç unsuru bulunmazsa, tapeler 15 gün içinde imha ediliyor. Adli dinlemelerde ise, dolaylı bile olsa, o konuşmalar tape ediliyor ve sonunda savcılığa teslim ediliyor. Zira polis için önem arz etmeyen bir hususun, iddianame kaleme alınırken hadiseyi tamamlayan bir unsur teşkil etmesi mümkün. Sözgelimi, 2 kişi aralarında “Kızılay’da buluşalım” demişler. Ama bir başka konuşmada, Kızılay’da bir eylem hazırlığı ortaya çıkıyor.

Savcı, birbirini tamamlayan bu konuşmalardan, suçun işlendiği şüphesini kuvvetlendirecek bir delil elde edebiliyor. İddianame yazılana kadar bu sebepten dolayı imha işlemi yapılmıyor. Dolayısıyla Defne Samyeli’nden Can Dündar’a kadar 2 bin küsur kişilik şöhretler karması, İran casusluğundan dolayı dinlenmedi. Dosyanın savcıları Başbakan ile MİT Müsteşarı’nın dinlenmediğini de açıkladılar ve ispat edildiği takdirde hemen istifa edeceklerini söylediler. Savcı Adem Özcan henüz iddianamesini kaleme alacak vakit bulamadan, apar topar dosyadan uzaklaştırıldı. Bu yüzden o tapeler imha edilemedi.

Doğru yorum için, mantık ve izan önemli. Ama akıl yürütürken, bütün gayretleriniz, gerçeği perdelemeye ve olayları manipüle etmeye yönelik olmayacak.

Nazlı Ilıcak’ın yazısı