Nazım Hikmet'in resimleri için şiir yazdığı ressam İbrahim Balaban hayatını kaybetti

Türk resim sanatının önemli ismi, resimlerinde Anadolu insanının yoksulluğunu, renklerini ustaca resmeden İbrahim Balaban çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. 

Fotoğraf: Cumhuriyet

15 gün önce kalça kemiği kırığı teşhisiyle kaldırılan Balaban için salı günü Nazım Hikmet Kültürevi’nde saat 11.00’de tören düzenleneceği, Şişli Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından doğduğu Bursa Seçköy’de defnedileceği açıklandı.

98 yıllık ömrüne 2 binden fazla tablo ve birkaç katı da desen sığdıran Balaban 1921’de Bursa-Seçköy, Osmangazi’de dünyaya geldi. 1937 yılının son günlerinde, henüz 16 yaşındayken hint keneviri yetiştirmek suçundan cezaevine girdi. Cezaevinde kendini avutmak için resim çizmeye başladı. Resimlerini zeytinyağına batırdığı renkli kalemlerle yapıyordu. Cezasının bitmesine çok az bir zaman kala dört mahkumun saldırısına uğrayan Balaban, cezaevinden çıktıktan sonra evlendiği gün düğün evini basan hasmını öldürdü ve yeniden cezaevine girerek 1942-1944 ve 1947-1950 yıllarını Bursa Cezaevi’nde geçirdi.

Bursa Cezaevi’nde tanıştılar

Cezaevindeyken önce babası Hasan Çavuş’un cinayete kurban gittiği; daha sonra da doğumda karısının öldüğü ve çok kısa bir süre sonra da çocuğunun ölüm haberlerini aldı. Balaban, Bursa Cezaevi’nde kendisinden 20 yaş büyük olan Nazım Hikmet ile tanıştı. Onun desteği ve ilgisi sayesinde resim yeteneği ortaya çıktı ve gelişti. Nazım Hikmet, Orhan Kemal’i hikayeci, Balaban’ı ise ressam olarak yetiştirmek istiyordu. Yedi yıl süren Nazım Hikmet’li günlerini ‘Şair Baba ve Damdakiler’ kitabında anlattı. Nazım Hikmet de onun ‘Bahar’ adlı tablosundan etkilenerek ‘İbrahim Balaban’ın Bahar Tablosu Üstüne’ adlı şiiri kaleme aldı, ‘Mapushane Kapısı’ ve ‘Harman’ tabloları için de birer şiir yazdı.

İlk sergisini 1953’te İstanbul’da, Fransız Kültür Merkezi’nde açtı. Sonraki yıllarda hem Türkiye’de, hem de yurt dışında pek çok sergi açtı. 1961’de Yeni Dal Grubu sergisindeki bir tablosundan dolayı yargılandı, ancak aklandı. Yine 1968’de Gazi Dergisi’nde basılan bir tablosundan dolayı yargılandı; ondan da aklandı. 1969’da Adana’da sergilediği resimleri saldırıya uğradı.

Balaban’ın yayınlanmamış 11 kitabı bulunuyor.