Bu durumda 14 Mayıs’ta cumhurbaşkanı belirlemek için ilk turunu yaptığımız seçimde aynı zamanda parlamento üyelerini seçmiş olmamızın anlamı yok mudur? Gayet tabii ki vardır ama parlamento 360 vekil üzerinde muhalefette olmadığı müddetçe çıkardığı hiçbir kanunu kesinleştiremez. Mevcut durum da malum iki bloktan birine 360’ı vermiyor. Tıkanma durumunda da Cumhurbaşkanı’nın ‘sınırsız’ kararname yetkisi nedeniyle kriz aşılır, kimse de bir şey yapamaz. Türk usulü başkanlık sisteminin tabiatı budur. Yetki Cumhurbaşkanı’ndadır ve bütün kolaylıklar ona göre tanzim edilmiştir. Hafta sonu Erdoğan da Kılıçdaroğlu da seçilse, parlamentonun parçalı yapısı gereği önlerinde icraat engeli yoktur. Hatta, Meclis engel çıkarmak için gayret gösterecek olursa toplum nazarında ‘icraat için seçilmiş cumhurbaşkanına mani olmaktan dolayı’ oyun bozan durumuna bile düşebilir. Sevimsizleşebilir… Zira icraat yetkisi sadece ve sadece Cumhurbaşkanı’nın şahsına tevdi edilmiştir. Meclis’in icraya dair yetkisi yoktur; hatta denetim yetkisi bile pratikte dilek ve temenniler düzeyindedir. Bu durumda 28 Mayıs’ta iki adaydan birini seçmenin Meclis aritmetiğiyle ilgisi bulunmamaktadır.