AKP iktidarının ilk yıllarında birinci gündem AB’ye girişti. Öyle ki salt bunun için bakanlıklar kuruldu. Bir Ulusal Eylem Planı oluşturuldu. “AB’ye uyum yasaları” adı altında reform paketleri hazırlanıp Meclis’e sunuldu. O yıllarda “AB böyle istiyor” cümlesinin önünde kimse durmazdı, duramazdı. AB üyeliği bir devlet planı olarak işledi. Doğal olarak muhalefet de bu planın parçası oldu.
AKP, AB sürecini eldiven ve merdiven olarak kullandı. Konu çok sıcaksa “AB eldiveni”, konuya uzanmak zorsa “AB merdiveni”! 2007’de AB’den alacaklarının bittiğini, kurumları tümüyle çökertecek güce geldiğini düşünen iktidar bu aşamadan sonra siyaset değiştirdi. Bu AB için de şaşırtıcı olmadı. Zaten iki taraf da Türkiye’nin AB’ye üye olmasını değil, AB’ye teslim olmasını istiyordu. Sonrası başka bir yazı konusu!
Bu iktidarla geldiğimiz nokta hüzün verici: AB’ye tam üyelik tartışmasından, kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin dışında kalma tehlikesine… Salt bu durum bile çok şey kaybettiğimizi ama elimizde daha kaybetmemiz gereken pek çok şeyin kaldığını gösteriyor!