Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de yıllardır yüzde 30 eşiğini aşamamaktadır. Kürt (ve bir dönem Alevi) seçmeni küstürmek CHP’ye pahalıya patlamıştır; cumhuriyetin kurucu partisinin ülkenin üçte birinden oy alamaması trajik bir durumdur. CHP’nin kurucu parti sıfatının hakkını vermesi gerekmektedir.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün CHP yönetimini hem Genel Seçim stratejisi, hem de parti içi muhalefet konularıyla topladı. Atalay’ın Kürt sorunu için takvim verdiği Eylül ayının başında, 5-6 Eylül’de CHP de kendisini yenilemek üzere bir Kurultay toplayacak.
Kılıçdaroğlu, Kürt seçmene ulaşmayı dert edinen bir siyasetçi. En son 20 Haziran’da Diyarbakır’da DİTAM konferansı ardından öneri gelince Parti Meclisini orada toplayıp sivil toplumla yüz yüze getirme önerisini reddetmemişti. Acaba Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi bu süreci birinci ağızdan dinleyip değerlendirmek amacıyla Öcalan ile görüşmek üzere İmralı’ya heyet göndermeyi, ya da Adalet Bakanlığı izin vermezse HDP’liler aracılığıyla temas kurmayı düşünmez mi? Kendi sorularını sorup, her iki tarafı da dönüştürecek bir başka süreci başlatamaz mı?
Bu soruya verilecek olumlu cevap Türkiye’de demokrasinin gelişmesini bir seviye yukarıya sıçratabilir.