Erdoğan, ‘Adli Kolluk Yönetmeliği’nin iptali üzerine HSYK yasasını değiştirmeye karar verdiğinde 25 Aralık soruşturması patlamış, Erdoğan 31 Aralık’ta soruşturmalara ‘suikast girişimi’ demiş. Kaynaklarıma dayanarak 2 Ocak 2014’teki ‘Sıra savcılar ve hâkimler savaşında mı?’ başlıklı yazımda Ankara’dan çok sayıda savcı ve hâkimin, oradaki davalara bakmak üzere İstanbul’a atanacağını yazmışım. Sonuç ortada. İranlı Reza Zarrab’ın serbest bırakılıp Türk bayrağı önünde ‘Açığınızı ben düşürdüm’ diye hava atmasından dün 17 Aralık suçlamalarının bir bölümünün düşmesine dek gelişmeleri birlikte izliyoruz.
Bunları böbürlenmek için yazmadım ama her şey ortadaydı görmek isteyen gözler için. Hükümetin cemaat rahatsızlığı 17 Aralık soruşturmasından önce, dershane tartışması sırasında kuvveden fiile çıkmaya başlamıştı. İşte dün HSYK kararından önce 11 bakanlıkta yüzlerce isim bir anda görevden alınmıştı bile. O zamandan bu zamana hükümet içindeki cemaat yapılanması iki defa Milli Güvenlik Kurulu’nda tartışıldı. Erdoğan dün Başbakanlık’taki yapının tamamen deşifre edildiğini ilan ederken CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, o zaman 12 yıl ülkeyi kendisinin değil, Gülen’in mi yönettiğini soruyordu.
Şimdi yine bir kenara yazalım: Bu iş kamu sektörüyle sınırlı kalmayacak, hükümetin özel sektöre el atması yakındır.