Doğru, internet yasasını kabul etmeyebilirdi. “Ben veto etsem de yeniden getireceklerdi. Düzelttirmeyi tercih ettim” dedi sonradan. Dedik ki “Keşke siz veto etseydiniz de yeniden getirselerdi.” Halkın “Kazanan her şeyi alır” baskısından bunalan kesimi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den bunu bekliyordu. Sonra çevresine “Keşke veto etseymişim” dediği duyuldu siyaset kulisinde.
Neden sonra? Hükümetin yargı üzerindeki etkisini arttıracak HSYK yasasına ‘Yetmez ama evet’ demek zorunda kaldıktan sonra. Biz gazetecilere açıklamıştı: HSYK taslağının 12 maddesinde 15 anayasaya aykırılık tespit etmişti. Bunların başında Adalet Bakanı’nın HSYK Teftiş Kurulu Başkanı olması geliyordu. Başbakan Tayyip Erdoğan, bazı maddeleri değiştirdi. Ama Teftiş Kurulu kaldı; Erdoğan hâkim ve savcıların başının üstünde duran kılıcın kendi elinde olmasında ısrar ediyordu. Gül buna da ‘yetmez ama evet’ dedi; son sözü Anayasa Mahkemesi’ne CHP’nin itirazına bıraktı.
Gül neden mi bunu yapıyor? Çünkü 30 Mart seçimlerinde AK Parti Erdoğan’ın beklemediği bir sonuç alırsa, bunda payı olsun istemiyor. Erdoğan cephesinin, geçmişte olduğu gibi kendisini suçlamasını istemiyor. Neticede AK Parti’yi beraber kurdular; beraber yürüdüler o yollarda. Ama sonra farklılıklar gizlenemez boyuta geldi. Anlaşılan, Gül bugüne dek Erdoğan’dan farklı söylediklerinin fazlasını, 30 Mart’tan sonra söylemeye başlayabilir. Ufukta Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri belirmiş olacak ayrıca.