TÜİK her yıl üç rakam açıklar. Ekonomi ne kadar büyüdü, fiyatlar ne kadar yükseldi, hanelere giren para ne kadar arttı. Üçü aynı kurumun defterinden çıkar. Üçünün birbirini tutması gerekir.
Kitap bize basitçe; “Bir eve giren para, fiyat artışı artı ülkenin büyümesi kadar artar” der…
Fiyatlar yüzde 50 yükseldiyse, ekonomi yüzde 5 büyüdüyse, eve giren para da aşağı yukarı yüzde 55 artar.
Matematiksel olarak sorunlu bir 2023 ve 2024 yılı söz konusu…
Şöyle anlatayım; 2022’de eve ayda 10 bin lira giriyorsa, para markete, kiraya, faturaya gidiyor, ay sonunda elde bir şey kalmıyordu.
2023’e geldik. TÜİK’e göre eve giren para 20 bin lira oldu. Fiyatlar da boş durmadı; 2022’de 10 bin liraya dolan sepet 15 bin lira oldu.
Yani aynı sepet doluyor, üzerine de 5 bin lira kalıyordu. Bildiğin mucize yani…
(…)
İlk seçenek; Sözüm ona 2023 ve 2024 refah yıllarıydı ve o refah 2025’ten beri enflasyonun altında kalan zamlarla geri alınıyor. TÜİK’e göre emeğin payı düşmüyor.
Tabii bunu aylardır maaş alamadıkları için eylem yapan, yemedikleri dayak kalmayan Yıldızlar SSS Holding bünyesinde çalışan madencilere de sormak lazım…
İkinci seçenek; Emeğin payı kağıt üstünde şişti… Yani hanelere giren paranın ülke büyümeden bu kadar artmasının tek açıklaması kalır ki… O da “Enflasyon eksik ölçüldü”.
Tabii bir üçüncü yol daha var. İkisinin karışımı… Zira “Hepsi doğru, hepsi normal” diye bir seçenek yok. Olamaz!
Nitekim Türkiye’de net asgari ücret yaklaşık 28 bin lira… Diğer tarafta 2026’da kişi başına 19 bin dolar gelir açıklanacak bir ekonomi…
Bırakalım bu teknik konuları da gerçekten zenginleşip zenginleşmediğimizi anlamanın yolu kolay aslında… Maaşla geçen yıl aldığından bugün daha fazlasını alabiliyor musun?
Cevap hayırsa… İstersen kişi başına geliri 25 bin dolar ilan etsinler… Fakirhaneler küçülürken malikaneler büyüdü anlamına gelir. Fazlası değil!