Murat Muratoğlu: İlaç meselesi artık doğrudan 'yaşam riski' meselesidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yalan yok, yönetim sağ olsun ilacı Avrupa’nın en ucuz seviyesine çekti. Alman’ın 50-60 euroya aldığı ilacı biz 20 Euro’ya mal etmeye çalışıyoruz. Bu konuda başarılılar ama ufak bir pürüz var; ilaç yok!

En pahalı ilaç olmayan ilaçtır! İlacı bulamadığın için hastalığın ilerliyorsa, hastanede yatmak zorunda kalıyorsan, işinden gücünden oluyorsan… İşte o bulamadığın ilacın maliyeti sana çok daha fazlasına patlıyor demektir aslında…

İlaç meselesi tam da bu yüzden artık bir ‘sektör sorunu’ değil, doğrudan ‘yaşam riski’ meselesidir.

Bu durum için “İlaç firmaları açgözlü”, “Eczacılar stokçu”, “Depolar mal saklıyor” gibi teorileri ileri sürülür ama çok daha basit olarak “Zararına mal satılmaz” ilkesi geçerlidir.

Bakın, ilaç sektörü dediğiniz “Keyifleri bilir” diyebileceğiniz bir alan değil… Sen kuru 25 liraya sabitlersen, reel kur 50 liraya koşarken “Ucuzluk yapıyorum” diye övünürsen, olacaklar bellidir;

Arz durur… Küresel devler “Türkiye pazarında zarar ediyoruz” deyip yeni nesil akıllı ilaçları, onkoloji ürünlerini bu sınırdan içeri sokmazlar.

Yerli üretici kurur… Ham maddeyi dışarıdan dolarla alan yerli sanayici, elektriğe, işçiliğe, ambalaja gelen zamların altında ezilirken, senin ‘sabit kurunla’ üretim yapamaz hale gelir.

Sağlık maliyeti katlanır… 100 liralık ilacı bulamadığı için yoğun bakıma düşen bir hastanın devlete maliyeti, o ilaca verilecek gerçek bedelin 100 katıdır…

Nitekim onkoloji tarafı gerçek bir felaket… Kanser tedavisi süreklilik ister. Bir kür aksar, hücre çoğalır… İki kür aksar, direnç gelişir. Üçüncüde artık o ilaç çöp olur.

Haliyle denize düşen yılana sarılır. İlaç karaborsa olur. Sahte ilaç çıkar. İnternetten “Buluruz abi” diye satış başlar. Hasta ilacı aldığını sanır. Aslında hiçbir şey almamıştır.

Murat Muratoğlu’nun yazısı