Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı müjdeyi verdi; “Türkiye’nin tarımsal hasılası 83.2 milyar dolara çıktı. Avrupa’da birinci, dünyada yedinci olduk.” Daha ne oluyoruz demeden devamı geldi; “Tarihi rekor”!
Göğsümüz kabardı tabii… Zira pazarda domatesi kilo yerine taneyle alırken Avrupa birinciliği insanın içini ısıtıyor!
Yalnız ufacık bir pürüz var… 2025’te tarladan, bahçeden kalkan ürün 137 milyon tondan 121 milyon tona indi. Buğday azaldı, arpa çöktü. Geçen yıl bahçeden 10 kasa meyve kalkıyorduysa bu yıl yedi kasa kalktı.
Yani mal azaldı… Fiyat uçtu… Azalan malı pahalıya satınca dolar cinsinden hasıla “Rekor” kırdı.
Bolluğun rekoru değil bu; pahalılığın rekoru! Elbette 2025 ağır kuraklık ve zirai don yılıydı. İklimin suçu var. Ancak iklim üretimi vururken fiyatla kabaran hasılayı iktidarın başarısı diye sunmak, yağmuru da hükümet yağdırdı demeye benziyor.
Bir tarafta “Rekor hasıla”, diğer tarafta küçülen tarım… Hokkabazlık rakamda değil, rakamın sunuluşunda…
O 83.2 milyar dolar, tarladan çıkan ürünün miktarı değil, cari fiyatlarla hesaplanan parasal değeri…
Misal, geçen yıl 100 kilo domatesi 10 liradan sattın, hasılan 1.000 lira… Bu yıl 80 kilo domatesi 20 liradan sattın, hasılan 1.600 lira… Üretim yüzde 20 düştü, hasıla yüzde 60 arttı.
Oysa asıl başarı; dekar başına verimde, çiftçinin kazancında, ülkenin kendine yeterliliğinde ve vatandaşın gıdaya erişiminde ölçülür. Bakanlık toplam kasaya bakıyor, millet boş sepete…
Dış ticaret de aynı hikayeyi anlatıyor. 2025’te tarım, gıda ve içecek ihracatı yalnızca yüzde 0.35 artarken ithalat yüzde 25 yükseldi. İhracat rekoru diye hava atarken nedense ithalattan pek bahsedilmiyor.