Murat Belge: 'Nefret'i siyasetten çıkarmanın vakti geldi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Sevgi” ile “nefret” birbirinin karşıtı olarak bilinir ama ikisi bir arada bir diyalektik birlik de oluştururlar. Anlatmaya çalıştığım bu “siyasî nefret”in mutlaka birden fazla, karmaşık nedenleri vardır. Ama genel eğitim düzeyinde “vatan sevgisi” diye öğretilen o abartılı duygunun da nefretin böyle büyük ve abartılı olmasında payı olmalı. Diyelim Menderes’ten nefret eden adam, bunun kendi kişisel duygusu olduğunu düşünmüyor. O, Menderes’in vatana kötülük ettiğine inanıyor, onun için nefret ediyor. Kendi vatan sevgisi çok büyük olduğu için, vatana kötülük eden adama karşı nefreti de büyük.

İyi bir şey değil bu. Siyaset dediğimiz çok önemli ve çok gerekli âlemi zehirleyen bir şey. Orada bu zehir işler ve ortamı etkilerken, etkiledikçe, siyasetten hayırlı sonuçlar almak çok güç, imkânsız gibi bir şey. Aralarında kan davası olan aşiretlerde, kabilelerde görülen (ama orada da “hoşgörülen” değil) bir duyguyla siyaset filan yapılamaz. Bugünden başlayarak, birkaç seçim dönemecinden geçeceğimiz bir sürece giriyoruz. Siyasî gerilimin ve burada sözünü ettiğim abartılı duyguların tavana vurduğu bir ortamdayız.

Seçim sonuçları bir şeyleri değiştirecektir, öyle ya da böyle. Ama şu “nefret” ögesini siyasetin içinden çıkarıp atamadıkça, asıl önemli değişim gerçekleşemez.

Murat Belge’nin yazısı