Kutuplaştıran Erdoğan, uzlaştıran İhsanoğlu. Kişileri bir kenara bırakıp şu soruyu sorun: Hangisi hayırlı, kutuplaşma mı, yoksa uzlaşma mı?
Ekmeleddin İhsanoğlu, Suriye’de Esed’li bir geçiş dönemini savunmuş ve Mursi’nin devlet başkanlığının Mısır gerçeklerine uymadığını söylemişti. Bütün sermayesini Esed’i devirmeye, Mursi’yi desteklemeye harcamış bir Erdoğan’ın karşısında, bölgesel politika için İhsanoğlu’nun oturacağı cumhurbaşkanlığı koltuğu Türkiye’nin çıkarlarına daha uygun görünmüyor mu? Hükümet’in iç savaşa yuvarlanan komşuları için manevra alanı yok. Cumhurbaşkanlığı makamı, mevcut sembolik yetkileri içinde daha çok bir dış politika uygulama merkezi olarak çalıştığına göre, Türkiye kendi iç dinamiklerinin eseri olan bir cumhurbaşkanlığı nöbet değişikliği ile bölgede yeni bir başlangıç yapma ve çıkarlarını koruma fırsatı yakalamış olmaz mı?
Erdoğan’ın tek çaresi, uzlaşmacı rolüne soyunup rakibi ile aynı kategoride yarışmak. Süratli bir manevra izleyeceğiz. Uzlaşmacı Erdoğan’ı keşfetmeye hazırlanın. İlk işaret ise cadı avının ve paralel hayaleti masallarının gündemden düşmesi ile verilecek.