Gezi protestolarının yıldönümü için eylem çağrısında bulunan sanatçıları Başbakan, “artist müsveddesi” diye aşağıladığı zaman, sanıyorum hepimiz gerçekte “artizlik yapmayın lan” dediğini düşünüyoruz. “Artist müsveddeleri” kitleleri eyleme davet ederek, yeni ölümler için şiddet çağrısı yapıyor.
Siyaset, bütünüyle bir sanat; liderlik de bu sanatın zirvesi ve zirveye uzanan yollar çok rafine bir oyunculuktan geçiyor. Sesinize, standart hale getirdiğiniz duygular yansımalı. Söylediğiniz sözler inandırıcı gelmese bile, yüzünüze yansıyan duygular sahici görünmeli. Bütün görüntüler anında önümüzde. Televizyon kanallarını dolaşan biri üzerinde, bir dizide izlediği oyuncu ile salı günü grup konuşması yapan parti liderinin bıraktığı duygu, yakın ölçülerde benzer olmalı. Bakışları karşısındakini delip geçen ve bu sayede bizim göremediklerimizi gören bir siyasetçi durmalı karşınızda. İki tarafındaki camdan akan metni okurken sesin alçalması ve yükselmesi, titremesi veya gürlemesi yüz kaslarının hareketi ile uyumlu gitmeli. “Artizlik yapmayın” dediği zaman, ayar verdiği muhaliflerin omurgalarının eriyip yok olduğunu, şekilsiz ve kişiliksiz bir yığına dönüştüklerini hissetmemiz lazım.
Siyaset bir sanat; bu sanatın büyük kısmı oyunculuk. Çiçero evsafında çok iyi bir hatip ile yansıttığı duygularla karşısındakini alt-üst eden bir oyuncu arasındaki benzerliği, çok kullanılan tiyatro metinlerinin, Antonius’un “Romalılar, yurttaşlarım…” diye başlayan “Sezar’ın cenaze töreni söylevi” gibi retorik şaheserlerinden seçilmesinden çıkartabilirsiniz. Tabii çok önemli bir fark var: Siyasetçi rol keserken, bir oyunu değil bizim hayatımızı, gerçek hayatımızı temsil ediyor. Bu bir oyun değil, bizim hayatımız. İşte bu yüzden, onca film-fırıldağa rağmen “artizlik yapma” deme hakkı sadece bize ait.