Darbe girişimi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın komutanlığını yürüten tutuklu kurmay albay Muhsin Kutsi Barış, ‘çatı davası’nda savunma yaptı.

Harekat Merkezi Amiri Binbaşı Hüseyin Turan ifadesinde Kurmay Albay Muhsin Kutsi Barış’ın kendilerine, “Genelkurmaya yönelik bir IŞİD saldırısı var, bizde orada görev alacağız. Oranın emniyetini almak için görevlendirildik, gazanız mübarek olsun” dediğini aktarmıştı. Turan, tek sorumlu olarak gösterdiği Barış’tan şikayetçi olduğunu söylemişti.
Barış’ın, darbe girişimimin ardından ortaya çıkan ilk ifadesinde, “Kandırıldım. Bir muhakeme hatası yaptım. Sütten çıkmış ak kaşık değilim. Emir-komuta zinciri içerisinde hareket ettiğimi düşündüm. Bunun bedelini ödemeye hazırım” demişti.
‘Teyit için Genelkurmay’ı aradım’
AA’nın aktardığına göre Barış, ‘Yurtta Sulh Konseyi’ üyesi olduğuna dair iddiayı reddetti.
Muhafız alay komutanı olarak her dönem sivil ve asker olmak üzere birçok kişi tarafından ziyaret edildiğini belirten Barış, darbe girişimi öncesinde kendisine yapılan ziyaretlerin darbe planlamasına ilişkin olduğu yönündeki iddiayı kabul etmedi.
Daha önce verdiği ifadelerin büyük ölçüde doğru olduğunu söyleyen Barış, ifadesine ek olarak, TSK’nın yönetime el koyduğuna dair mesaj emirlerini aldıktan sonra teyit etmek için Genelkurmay’ı aradığını ve kendisine ‘büyük bir terör saldırısı’ olduğu ve TSK’nın sıkıyönetim ilan ettiğinin söylendiğini aktardı.
‘Sakatlanan irade söz konusu’
Mahkeme başkanının “Mesaj geldi, gördünüz. Siz de darbe teşebbüsü olduğunu söylüyorsunuz” demesi üzerine, bunu söylemediğini ve darbeci olmadığını söyleyen Barış, “Ben, muhakeme hatası yapan, şanssızlığı da bu olan bir albayım. Darbeci olmadığım gibi bu faaliyetin içinde kendi irademle yer almadım. Sakatlanan irade söz konusu” dedi.
Buna karşılık başkan “Tehdit zoruyla mı silah zoruyla mı oldu?” diye sordu.
Barış’ın, “Bu mesajı aldığımda olayın emir komuta zinciri içinde olduğunu düşünüyordum” sözleri üzerine başkan, “Emir komuta zinciri içinde olduğunda darbe olmuyor mu? Gelen mesajda, ‘Ülke yönetimine el koyuldu, hükümet feshedildi, Meclis askıya alındı’ yazıyor. Onu da okumuşsunuz” dedi.
Kurmay albay şöyle yanıt verdi: “O üçüncü mesajdı. Ona göre hareket ettim zaten. ‘Terörist saldırıya karşı müdahale edin’ diyor.”
‘Emir komuta zincirinde olduğunu düşündüm’
Başkanın “Müdahale TRT’de bildiri mi okutmak oluyor?” sorusu üzerine de Barış, TRT’ye saldırı olduğunun söylenmesi üzerine gidildiğini, mesajları resmi kanaldan aldığını söyledi.
Mahkemenin gelen mesajlarda dönemin Genelkurmay General/Amiral Şube müdürü kurmay albay Cemil Turhan ve dönemin Genelkurmay Personel Plan Yönetim Daire başkanı tuğgeneral Mehmet Partigöç’ün imzasının bulunduğunu hatırlatarak, bu kişilerin kendisine emir verme yetkisi bulunup bulunmadığını sormasına karşılık Barış, direkt bu mesajlarla işlem yapmadığını, teyidini almaya çalıştığını kaydetti. Bunun üzerine başkan, “Teyidi televizyonda 11’den itibaren bütün Türkiye duydu” diye konuştu.
Barış, mesajlar geldikten sonra birinci sicil amiri Genelkurmay 2. başkanına ulaşmaya çalıştığını, ulaşamayınca özel kalem müdürlüğünü aradığını, telefonu açan albay Orhan Yıkılkan’dan olayın teyidini aldığını ve bu nedenle eylemin emir komuta zinciri içinde olduğunu düşündüğünü söyledi.
Askeri sistemden daha iyi çalışıyor’
Barış, “Emir komuta zinciri içinde olunca suç olmuyor mu?” sorusuna karşılık “Biz askeriz, yetiştirilme tarzımız belli. Biz bize verilen emri yapmakla yükümlüyüz” derken, mahkeme başkanı bu yanıta “Kanunda açıktır, konusu suç teşkil eden hiçbir emir yerine getirilemez” karşılığını verdi.
Kendisine yönelik aramalarda üç adet 1 dolar bulunduğunun hatırlatılması üzerine bunu kabul etmediğini ve parmak izi incelemesi yapılmasını istediğini belirten Barış, “Hukuk sisteminin nasıl çalıştığını anlamıyorum” deyince mahkeme başkanı, “Askeri sistemden daha iyi çalışıyor emin ol” diye karşılık verdi.
‘Sizin mağduriyetinize kim sebep verdi?’
Barış, “Darbe teşebbüsünü sizce kim yaptı?” sorusuna ise “İnanın, bütün samimiyetimle söylüyorum, ben sizden daha çok bu darbeyi kimin yaptığını merak ediyorum” yanıtını verdi.
Darbe girişimi nedeniyle ortaya bir mağdurlar ordusu çıktığını söyleyen Barış, mahkeme başkanının “Madem mağdursunuz, sizin mağduriyetinize kim sebep verdi?” sorusu üzerine Barış, kendisinin de bunu çözmeye çalıştığını söyledi.
Duruşma savcısının, görev tanımında Genelkurmay’a destek vermenin olup olmadığını sormasına karşılık, Barış, böyle bir görevinin bulunmadığını ifade etti.
‘Makineler yalan konuşmaz’
Savcının, “Ümit Gencer verdiği ifadede, darbe bildirisini sizin okumanızı istediğinizi söylüyor” demesi üzerine Barış, bunu kesinlikle kabul etmediğini, bildiriyi bir kez televizyonda dinlediğini savundu. Bildirinin kimin adına okunduğu sorusuna ise Barış, “Herhalde ‘Yurtta Sulh Konseyi’ adına okunmuştur, bilmiyorum” yanıtını verdi.
Duruşma savcısının, o gece yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin sorusu üzerine Barış, bazı telefon görüşmelerini kabul etmedi. Konuşma kaydına ilişkin HTS kayıtlarının bulunduğunu belirten savcı, bunun üzerine, “İnsanlar yalan söyler ama makineler yalan konuşmaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Barış’a, Genelkurmay başkanının eski özel kalem müdürü Osman Kılıç ile görüşüp görüşmediğini sordu.
Barış’ın, Kılıç ile görüşmediğini iddia etmesi üzerine Aydın, “Görüşmedim diyorsunuz, o gece biri 47, biri 27 saniye görüşme kaydınız var. Hala hatırlamıyor musunuz?” dedi.
‘İstemeden yer aldım’
Avukat Aydın’ın o gece kullanılmak için dağıtılan telefon hatlarını kastederek, “Patates hatları kullandınız mı?” sorusuna “Hayır” diyen Barış, “Bende niye patates hat yok? Siz bunun cevabını verebiliyor musunuz?” diye sordu.
Aydın’ın “Bu sorunun muhatabı ben değilim, onu sizi görevlendirenlere sorun” demesine karşılık Barış, “Beni kimse görevlendirmedi. Sayın cumhurbaşkanımız televizyona çıktı. Onu seyrettim, o zaman bir şeylerin farklı olabileceğini düşündüm” dedi.
Mahkeme başkanının, “Biz de o geceyi yaşadık, biz de televizyondan izledik” demesi üzerine, sanık Barış, “Ama siz evden takip ettiniz, ben kritik bir birliğin komutanı olma şansızlığım yüzünden olayların içinde istemeden yer aldım, sonuçlarından da son derece muzdaribim. Bu darbe girişimi başarılı olsaydı ve buna karşı çıksaydım yine yargılanacaktım” sözlerine karşılık başkan “Demokrasiye saygınız olurdu” dedi.
‘Kasırga’nın kaçırılmasında dahlim yok’
Barış, Erdoğan’ın avukatı Aydın’ın, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni neden korumadınız?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Sayın cumhurbaşkanımız zaten yok, ben çevre emniyetinden sorumluyum. Bizde usul şudur, güvenlikten sorumlu birim yeni Genel Sekreter Fahri Kasırga beni çağırıp, ‘Sayın cumhurbaşkanımız Otlukbeli’nde tatil yapacak, çevre emniyetini almanızı istiyoruz’ demesi durumunda hemen hareket geçmem gerekir. Ben Muhafız Alay komutanıyım, oraya farklı birlikten tank, ZPT gitmiş bunlar benim dışımda. Genel Sekreter Fahri Kasırga nerede kaçırıldı hiçbir dahlim yoktur. Sayın genel sekreterin konutu komutan konutlarındadır. Güvenliğinden ben sorumluyum, kaçırılmasından en ufak bir haberim olsa buna izin vermezdim.”
‘TRT’ye saldırı ihbarı geldi’
Bir başka avukatın TRT’ye neden asker gönderdiğini sormasına karşılık da Barış, “TRT’ye terörist saldırısı olduğu için asker gönderdim, geniş çaplı bir terör saldırısı olabileceği istihbaratı gelmişti. Merasim Sokak’ta canımız yandı, bu yönde istihbarat raporları da vardı” dedi.
Barış’ın, darbe girişiminin yaşandığı gece Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın eski başdanışmanı kurmay albay Orhan Yıkılkan’ın isteği üzerine Genelkurmay’a 100 asker gönderdiği iddianamede yer aldı.
Hazırladığı 100’er kişilik iki ekibi de yine Yıkılkan’ın emri doğrultusunda peş peşe TRT’ye göndermekle suçlanan Barış, ayrıca Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga’nın alıkonulmasıyla suçlandığı davada da yargılanıyor.