Dogmalardan beslenen onaylı bir ahlak var iktidarda.
Sadece devlet katında değil…
Sizin bile içinizde, beyninizde, kalbinizde.
Anneliği, bekâreti, namusu size kutsal belletiyorlar.
Belliyorsunuz.
Özgürlüğün fazlası tehlikelidir diyorlar.
Özgürlüğün fazlasından tırsıyorsunuz.
Bedeninizden ve cinsel güdülerinizden utanın diyorlar.
Utanıyorsunuz.
Her şeyin bir sınırı var denildiği anda, duruyorsunuz.
Söz dinliyorsunuz.
O sözü kimin neden söylediğine bakmadan.
Kadının günahkâr ve zapt edilmesi gerekli bir tür olduğunu anlatan kutsal metinlere itiraz edecek refleksleriniz bin yıllar önce körelmiş.
…
Kafesin bir kapısı var; ardına kadar açık.
Kaçmıyorsunuz…
Uçmuyorsunuz…
Kanatlarınızı kırmış içeride oturuyorsunuz.
Başınıza iş geldikçe sokaklara çıkıp dilediğiniz kadar “Kıyafetime karışma” diye bağırın.
Karışacaklar.
Tabuları ince ince doğrayıp pembeleşinceye kadar pişirmediğiniz…
Ve evlerinizi temizlemek için harcadığınız enerjiyi varlığınızdan utanmanız gerektiğini söyleyen o kirli zihni temizlemek için harcamadığınız sürece…
Değişik politik iklimlerde…
Değişik bahanelerle…
Kıyafetlerinize de karışacaklar, bedeninize de.