Sınırlarımıza doğru uzanan bu tehlikeli gelişmeler arasında ise yerel seçime gidilirken iç siyasette tıkanmışlık, muhalefetin karşılıklı birbirini suçlaması ve iktidar cephesinin kutuplaştırıcı söylemlerinde doz artıyor. TSK’ye yapılan saldırı sonrasındaki çıkışlar da buna son örnek. Yaşanan acıya karşı güçlü ulusal birlik duruşu elbette şart ama aynı zamanda olayın nasıl gerçekleştiğini, bir ihmalin olup olmadığını, dış politikada askeri ve siyasi yol haritasının nasıl ilerleyeceğini sorgulamak da demokratik işleyişin gerekli bir parçası. TBMM de bunun için doğru adres değil mi?..